15 Kasım 2017 Çarşamba

-AŞK ACISININ TEDAVİSİNİ BİLEN VARMI? -

Bir yazı okumuştum, paragrafın birinde şöyle bir söz yazıyordu. 
"Hiç bir hastane, aşk acısına rapor vermiyor, Sevgilisinden ayrılmış biri bir süre çalışamaz izni alabilmeli" 
Bu söze istinaden bende diyorum ki, bununla ilgili okullar açılmalı,bununla ilgili ilaçlar üretilmeli, bu iş için okullarda bölümler açılamıyorsa, tecrübeli insanlar aranmalı,bu işin çemberinden geçmiş kişiler tedavi etmeli, üretilen ilaçlar alındığında, belki bir saat, belkide gün boyu etkisi olmalı,tabikide böyle bir şey yapılsada bu ilaçlı tedavi yalnızca yeni başlayanlar için kullanılabilir, benim gibiler için bu tür ilaçlar leblebi gibi gelir ancak. 
Çünkü ilacı alsam, ruh gibi dolaşacam,zaten onsuz ruh gibiyim bir farkı olmayacak. Bunun için en iyisi uyutalım, unutur deyip uyutulduğum zaman ise mutlaka rüyalarımda olacağından,bununda bir etkisi olacağını düşünmüyorum.
Kesin sonuç fişimi çekip komple bu dünyadan gönderilmem gibi gelsede, benim gibi sevenler, öbür taraf nasıl bilmiyorum ama bence buda kesin sonuç değil, kesin ben onu ordada beklerim.
Öbür tarafa gittiğimi düşünürsek, benim gibi sevenler,orda bile şu şekilde davranır, sırat köprüsünden geçerken bile o kalabalığın içinde gözlerin onu arar,çünkü biliyorsundur ki, onun günahı çok, bir ihtimal bulurum umuduyla bakarsın, yanına girip, ya onunla yanmayı,yada yanında gizlice alıp onu kurtarmaya çalışırsın, orda bile onu düşünürsün, orda bile acı çekmesini istemezsin.
Bunun için yapılacak olan şey, ne hastane raporu, ne istirahat, nede ilaçlar veya doktorlar yada öbür taraf bir ümit deyip hayal kurmak, yapılacak olan tek şey, şansınız varsa, aşkının karşılığını görmek ve karşılıklı sevgi, bunun karşılığını görmüyorsan zaten hiç bir şeyin anlamı yok, sadece zamanını alacak bir takım süreçler yaşarsın.
Karşılıksız aşk acısının tedavisini bilen var mı?  O kadar yazdım ama yine bir sonuç bulamadım... 

9 Nisan 2017 Pazar

KIRMIZI BAŞLIKLI KIZIN HİKAYESİ BÖLÜM 3 ‘’ DOĞUM GÜNÜ ‘’


Kırmızı başlıklı kız doğum günü yaklaşırken heyecandan duramıyor sürekli internetten o gün ne giysem diye karar vermeye çalışıyorken, derken sitenin birinden, dolabında yüzlerce kıyafeti olmasına rağmen internetten elbise siparişi veriyor. Doğum gününün olduğu gün verdiği sipariş geliyor, heyecanla kutuyu açıyor ve içinden aldığı elbiseyi çıkartıp Annesine sesleniyor.
-Anneee gelde yeni aldığım elbiseye bak….
Annesi odaya geliyor bakıyım ne aldın diyor. Parlak bir kırmızı şapkalı pelerin ve içine mavi bir elbiseyi giyip Annesine gösteriyor, Annesi kızgın bir sesle.
-Kör olmaya sıca, ala, ala bunumu aldın, bende farklı bir şey aldın deyip işimi bırakıp geldim, verdiğin paraya yazık, sende ekmeğe sürülecek akıl yok deyip kırmızı başlıklı kıza kızar. Al şimdi şu sepeti, sakın ağzını açma, doğru Ananene bu sepetteki yemekleri götürüyorsun deyip, kırmızı başlıklı kızı gönderir evden…
Kırmızı başlıklı kız Annesinin sepeti açma demesinden şüphelenir ve kendi kendine düşünür, kesin bu sepette pasta var, bana orda sürpriz doğum günü partisi yapacaklar diye düşünmeye başlar ve hızlıca Ananesinin evine gider. Kapıyı açar Ananesi salonda kurtla televizyonda evlilik programı izleyip yorum yapıyorlar.
-Anane, anane ben geldim der ama onlardan bir tepki görmeyince dayanamaz ve yüksek bir sesle bugün benim doğum günüm der. Ananesiyle, kurdun suratı değişir, çünkü ikisi de kırmız başlıklı kızın doğum günü olduğunu unutmuşlar ve ikisi de bir hediye almamıştı, Kırmızı başlıklı kızın hediye görmeyince yapacağı şeylerden korkuyorlardı, Kurtla, Anane başladılar konuşmaya. Kurt ben işsiz, güçsüz biriyim, bende para, falan yok, ne olur bana yardım et yoksa bu kırmızı başlıklı kız benim canıma okur.  Ananede vallaha kurt ben senden daha kötüyüm, üç aylığımı geçen ay aldım, öbürüne daha iki ay var, ben tamamen unuttum en iyisi oyalıyalım, ufak bir eğlence yapalım, belki unutur hediye istemeyide evine gider geri der. Kurt hemen evi süsler ve açarlar oyun havasını, Anane, kurt ve kırmızı başlıklı kız oynamaya başlarlar, Vay, vay, vay, vay, tey, tey, kırmızı başlıklı kız çok eğleniyordu ama derken beşinci saatin sonunda cd’ deki müzik bitince, kırmızı başlıklı kız hediyelerini istedi, kurt ben evde unuttum gidip alıyım dedi ama kırmızı başlıklı kız yemedi, Ananesine baktı, hediyem nerede dedi, Ananesi aaa geç oldu benim uykum geldi deyip esnemeye başladı, onunda hediye almadığını anladı ama bu kırmızı başlıklı kız, hediye almadan gitmesi olmazdı, aklına Ananesi esnerken ağzındaki altın dişleri gördüğünü hatırladı ve ananesinin altın dişlerini aldı, tabi kide doğum günü hediyesi olarak, Kurdunda kürkünü alıp, ben gidiyorum bu size bir ders olsun deyip, kapıyı çarpıp çıktı.
Kurt tüysüz bir şekilde ananeye baktı, anane dişleri gittiği için, buruşuk ağzıyla kurda dedi ki, ben bundan sonra her üç aylığımda, köşeye bir şeyler bırakacağım, kefen parası misali doğum günü hediyesi almak için, senin bu tüyler seneye ancak çıkar, ya seneye de tüysüz kalırsın yada bir şekilde bir şeyler yapıp para kazanmalısın deyip, kurt ile selfi çekip instgrama kor ve şu yorumu yazar.
 Ananesine acımayan size hiç acımaz, siz, siz olun kırmızı başlıklı kızın hediyesini almayı unutmayın der…

29 Mart 2017 Çarşamba

SAHTE ÖPÜCÜK



Hayatta sahte dostluklar, sahte arkadaşlıklar, sahte insanlar veya aklınıza gelmeyecek birçok sahtelikler gördüm. Yaşınız inanın önemli değil, bazılarınız güngörmüş veya çok çekmiş insanlar olabilir, ya da çok bildiğini savunan insanlar vardır çevrenizde ve bir şey olduğunda şu cümleyi kullanırlar ‘’ yapılmadık bir kulağımın arkası ‘’ kaldı derler ama hayat onlara bile bir şeyler yaşatıyor ben daha neler öğreneceğim dedirtiyor.
Yaşantınıza yeni insanlar girdiğinde, siz sanıyorsunuz ki, her şey daha da güzel olacak ama oluyor. Bir söz var ya, yine eskilerin klasik sözü ‘’ Kırk kere sırtında taşı bir kere indir, senden kötüsü olmaz ‘’ diye inanın doğru bir söz. Size iyi ki varsın diyenler, iyi ki geldin diyenler, iyi ki seni tanımışım diyenler, hatta ve hatta işi büyütüp Allah razı olsun diyenler. En ufak bir şeyde, bir çay ikram etmediğinizden tutun, sizi kullanamadıklarında, iyi ki varsınlar, Allah razı olsunlar gidiyor, utanmasalar Bela okuyacak hale dönüşüyorlar ama kendilerinden şu sözü duyup güvenmemde benim hatam ‘’ İnsanoğlu çiğ süt emmiş, bugün sana iyi davrananlar, yarın satabilir, bu ben dahi olabilirim ‘’ sözünü duyup, iyi niyetli olmakta, tabii ki de benim hatam.

Gelelim şimdi ‘’ SAHTE ÖPÜCÜK ‘’ olayına, yazdığım bu iyi ki varsın olaylarında yaşanan ilginç bulduğum gözlemime veya genelde gördüğüm, yaşadığım olaylardan izlenildiğim kadarıyla, bu tür insanlar genelde bu SAHTE ÖPÜCÜK olayına başvuruyorlar. Size işlerini hallettirdiklerinde, istediklerini yaptığınızda veya bir şey yaptırmak istediklerinde, uzaktan size öpücük gönderiyorlar, canım, cicim hesabı, bu öpücükler, siz onların istedikleri yaptığınız sürece, telefonlardaki emoji gibi devam ediyor, sürekli görsel olarak görüyorsunuz ama aradaki mesafe birkaç metre uzakta oluyor. O öpücükler size gerçek anlamda gelip yanağınıza dahi konmuyor, daha önce dediğim gibi iyi ki varsınlar gittiğinde, ya alışkanlıktan dolayı SAHTE ÖPÜCÜK olayına alıştıkları için herhalde bir şey isterken veya yaptırmaya çalışırken olmayacağını bildiklerinde bir şey isterken tek elle ağız öksürürken ki, modele getirilip o şekilde isteniyor. İnsanoğlu gün geçmesin ki, yeni bir şey bulup beni şaşırtmasın, bu SAHTE ÖPÜCÜK dersimizi de aldığımıza göre bakalım hayat bundan sonra bana daha ne öğretecek sıradaki dersimi bekliyorum…

27 Mart 2017 Pazartesi

BAZEN BİR BAKIŞ ANLATIR HERŞEYİ



İnsanoğlunun hayatında, kendini ifade etme hareketleri veya kendi anlatmaya yarayan, becerebildiği bir takım özellikleri vardır, kimi çok rahat konuşur, kimi yazarak anlatır meramını, kimi de, daha doğrusu benim gibi konuşma sıkıntısı yaşayanlar, bakışlarla anlatmaya çalışır, meramını veya anlatmak istediklerini.
Hatta bu bakış olayının, anlama eğitiminin insanoğlunun hayatında, küçüklükten başladığını söyleyebilirim. Bir misafirliğe gidersiniz, yememeniz veya almamanız gereken bir şey vardır, ya Anneniz, ya da Babanız, sizin yüzüne bakarak, bakışlarıyla, yememeniz veya almamanız gerektiğini söylemeye çalışırlar. Sonra siz büyürsünüz bu bakış olayı yaşantınızda bir şekilde kullanırsınız, birine kızarsınız, öfkelenirsiniz, o an kaşlarınızın yardımıyla sinirli, sinirli bakarsınız veya yine yan, yan bakarsınız, o bakış tarzında bile bir şeyler ima etmeye çalışırsınız. Sevincinizi, üzüntünüzü tek bir bakışla anlatabilirsiniz. Tabi hayatta bakışlarla anlatmaya çalışılan birçok konu var, benim gibi konuşmayı beceremeyenler içinde, mesela ben, karşımdaki insana, bir şeyler anlatmak istediğimde genelde, bakışlarımı kullanırım, onun beni yanlış anladığı bir meselede, içimden, sen beni yanlış anladın, aslında olayın özü şu demeyi çok istiyorum ama diyemiyorum, sadece bakıyorum, yada onu sevdiğimi söylemek isteyip, söyleyemediğim dede,  gözünün içine bakarak onu çok sevdiğimi ifade etmeye çalışırım. Onu kırdığım zaman, üzgün olduğumu belirtmek isterken, pişmanlık duyduğumda, aslında konuşmayla, beceremediğim şeyleri, bakışlarla anlatmayı tercih edenlerdenim. Çünkü belki sözlerim yanlış anlaşılır, hem kırmaktan, hem de kırılmaktan korktuğumdandır bu yolu seçmem. Yıllardır meramımı bakışlarla anlatma yolunu seçmem, bana bakılan bakışlarla, bana neyi demek istenildiğini az, çok anlıyorum. Sadece cevabım yine bakışlarla oluyor, eğer karşımdaki, ilk adımı atarsa konuşmak için ancak o zaman konuşanlardanım. Aslında biliyor musunuz, bazen o kadar çok uzun, uzun konuşuyoruz ki, meramımızı anlatmaya çalışırken, bunun yerine diyorum ki ben;
 ‘’ Bazen bir bakış anlatır her şeyi, ne ellere gerek kalır, ne dillere ‘’ tabii ki de anlayana…


19 Şubat 2017 Pazar

- ANNEMSİZ GEÇEN BEŞİNCİ YIL -



Bugün 19 Şubat ve ANNEMSİZ geçen beşinci yıl. Her ANNE diye seslendiğimde veya gözlerim ANNEMİ aradığında, cevap alamadan, göremeden,  geçirdiğim beşinci yıl. Çok erken ve zamansız kaybettim ANNEMİ, daha 50 yaşında, kanser denilen bir hastalık aldı onu benden. ANNESİZ olmak tarif edilemeyecek ve anlatılması imkansız, bir o kadarda acı, kelimelerle ifade bile yetersiz kalıyor. ANNEMDEN sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı, hiçbir şeyden tat alamıyorum. Yaşantım bir anda değişti, belki çok pembe bir yaşantım yoktu ama yine de kendi çapımda mutlu olmayı, mutlu etmeyi, yaşamayı seven, yaşatmayı seven, ufak şeylerdende olsa, onları mutluluğa çevirmeye çalışan biriydim ama bir anda yaşantım kap kara oldu, ne kadar mutlu gibi gözüksem de, ne kadar arada kahkalarımda olsa, içimdeki ANNE özleminden dolayı, her mutlu gözüktüğüm de, aslında yüreğimde bir hüzün dışarıya yansıtamadığım, kalbimde bir acı saklı.
Bana sorsalar ‘’ANNE ‘’ nedir anlat diye, küçük ve uzatmadan yaşadığım bir olayla anlatacağım,
ANNEMİN hastalığının ilerlediği dönemde, hem hastanedeki, hem de evdeki  geçirdiğimiz günlerde, ağrı bantlarıyla durduğu günler, morfinle ağrısını dindirmeye çalıştığımız günlerde, hatta ve hatta son  günlerinde bile, yanına geldiğimde, benim nasıl olduğumu sorup merak etmesi, yanına gelenlerin, CEVRİYE teyze diye başlayıp benimle ilgili soru sorduklarında, dayanılmaz acılar çekerken bile, inşallah deyip veya kafa sallayarak da olsa cevap vermesi,  O halde bile beni düşünmesi, bana şunu gösterdi. Kendi durumu ne olursa olsun, hatta son nefesini verirken bile,  sizi karşılıksız düşünen tek kişi ANNENİZDİR.
Diyorlar ki; İşte bugün ANNEMSİZ geçen beş yıl oldu dediğimde, ne çabuk geçmiş zaman diyorlar, bana sorsanız, ben daha 2012 deyim, bence hiç vakit geçmedi, acısı halen ilk günkü gibi. Ben halen ANNEMİN en son yattığı yatakta yatıyorum, odalara, mutfağa girdiğimde gözüm halen ANNEMİ arıyor.
Her insanının doğup, büyüyüp, öleceğini bilmeme rağmen, ANNEMİ kaybedeceğim aklımdan geçmezdi, doktor bize ANNEMİN üç gün ömrü kaldığını söylediğindeki acıyı tarif edemem size. O günden sonra sürekli kafamın içinde delice sorular, ANNEM ölünce ben ne yaparım deyip, kendi, kendime sürekli sorular sorup durdum, ilk ölüm haberini aldığımda ne yaparım, inanın hep korktum tek dilediğim şey, korkulanın olmamasıydı. Üç gün sonra ANNEM vefat etmeyip, doktorun üç gün teşhisinden sonra, kırk beş gün yaşadı, ANNEM yanımda vefat etti ve ben ANNEMİ kurtaramadım, bu sefer kafamın içine bir soru daha eklendi, ben ANNEMİ nasıl defnederim diye. Cenazesinde hava o kadar soğuktu ki. Defnederken, elim, kolum bağlı bir şekilde, o an ne yapacağımı, ne söyleyeceğimi bilemeden, ağıtların arasında, ne olur yapmayın, ANNEM ölmedi kalkacak diyorum. Kendimi bir türlü dinletemedim. O an sadece elimden gelen ve aklımdan geçen tek şey, üstümdeki paltoyu çıkarıp vermek oldu, o an söylediğim tek söz ise ANNEM orda üşür dedim. Yine de yapmaktan korktuğum ne varsa, duymaktan korktuğum ne varsa, her şeyi yaptım ve yaşadım.

Size bir şey itiraf ediyim, yaşım 35 ama belki de size çocukça gelecek, ANNESİ yanında olanları veya bir sohbet esnasında, işte akşam ANNEM şunu yaptı, ANNEM şunu söyledi, ANNEME şunu aldım daha buna benzer birçok şeyi duyup, gördüğümde sizi çok kıskanıyorum. Siz, siz olun ANNENİZİN değerini bilin, ne kadar kızsa da, terlikte fırlatsa, eğer bir şeyleri anlamak istiyorsanız gelin bana bakın veya yazdıklarımdan, nasıl tarif edilemeyecek bir acı olduğunu anlayıp, bir kez daha düşünüp ona göre cevap verin derim. Ben ANNEMİN sesini özledim, her gün resimlerine bakıyorum ama resimleri benle konuşmuyor. Bugün ANNEMSİZ geçen beşinci yıl, bugün hem ‘’ANNEM’’  için, hem de, yetim kalmış tüm çocukların ANNELERİ için dua ederseniz sevinirim…

6 Ocak 2017 Cuma

‘’O DA SEVECEKTİ İŞİ ÇIKTI DEMEK Kİ YOKSA KESİN SEVERDİ ‘’



Gece, gece otururken bir an gözüm daldı ve eskilere doğru gidiverdim. Ben de geçmişe baktığımda güzel şeyler hatırlamak isterdim ama olmuyor yine kötü şeyler, iyi şeylerin, önüne geçiyor, hayallerde bile, şunu söyleyebilirim çoğu insan sadece zaman kaybıymış, yaşımız ilerledi ancak anladık.
Bazı sohbet ve konuşmalarımız aklıma geldiğinde sanki dün konuşmuşuz gibi harfi, harfine aklıma geliyor nasıl kazıdıysan artık yada senin bana devamlı söylediğin bir söz vardı, sen zekisin, zekanı başka şeylerde kullan diye belki de ondandır bilmiyorum ama şunu biliyorum, sen kesin unuttun beni, aslında çok acele ettin, unutmak için, ölünce zaten unutulacaktım ama sen acele ettin.
İlk başlarda, araya soğukluk girdiğinde, yada fitne tohumları atıldığında deyim, kimseden habersiz konuşma imkanımız vardı, sosyal medyadan ama ne kadar kuyruğu dik tuttuysak ikimizde olmadı, yazmadık birbirimize, İnanın sürekli bakıyorum internete, oda online bende, oda yazmıyor bende, oda mal bende. Tabi işin gırgırı bunlar aslında, biliyor musun? Ben hala her şeyi sana anlatacakmış gibi biriktiriyorum.
Bazen diyorum, ben onu sevdim ama onun düşüncesi neydi acaba derken, aslında sebebini biliyorum ama yine de, seni iyi hatırlamak için, sana toz kondurmamak için aklıma şu cümle geliyor ‘’ O da sevecekti, işi çıktı demek ki, Yoksa kesin severdi ‘’ diyorum. 
Tabi bazı boş konuşan insanlar olacak bu yazıyı okuyup, kendi, kendine yorum yapacak veya telefonla da olsa, birbirleriyle yorum yapacak, size sadece cevabım kısa ve öz olacak, bu cevaplar insanlık tarihinin en büyük buluşu ‘’ Sanane ‘’ veya  ‘’ Sizene ‘’diye bi kelime var, söylüyorsun ve açıklama yapmak zorunda kalmıyorsun. Ben yine onu ‘’ O da sevecekti, işi çıktı demek ki, Yoksa kesin severdi’’ diye hatırlayacağım…..

31 Aralık 2016 Cumartesi

#2017 ?



Bugün 2016 bitiyor ve 2017 yılına giriyoruz. Küçükken yılbaşı günlerini, çocukluğun verdiği heyecanla bekliyordum. Sonra ki yıllarda da, ailece oturup, yeni bir yıla, yine hep beraber girmenin mutluluğuyla geçiyordu, yılbaşının ertesi günkü kahvaltısında, hep beraber kahvaltı yapınca, soframız caf, caflı olmasa da, o bardaktaki çayın sıcaklığı bile, bizim o andaki mutlulukta duyduğumuz sıcaklığı geçemiyordu. Bu yılda yine hep beraberiz deyip, mutlu bir şekilde yeni günümüze başlıyorduk.
Tabi ben bu olayın yıllarca bu şekilde devam edeceğini düşünüyordum.  En son Annemle beraber 2012 yılına hep beraber ailece girdik ama ondan sonraki her yılbaşı gecesi. Annemin yokluğu bizim yeni yıl mutluluğumuzu 2012’de sabitledi, o yıldan sonraki yeni yıl gecelerinde, yine ailece beraber oturup yeni bir yıla merhaba diyoruz ama bir yanımız eksik şekilde, sabah kalkıyoruz yine kahvaltıya, masamızda yine bir yanımız eksik şekilde kahvaltımızı yapıyoruz, herkes sadece maksat öğün olsun diye önündeki çayı yudumluyor, kimi zaman o bir bardak çay bitmek bilmiyor ve tabiri caizse soğuyor ama kimse birbirine belli etmese de, herkesin içinin acısı halen ilk günkü  gibi yanıyor ve o çayın soğukluğu kimsenin umurunda bile olmuyor.
Annemsiz bir yıla daha giriyoruz, Yine ailece oturup bir şekilde sabah edeceğiz ve yeni bir yıla sahte bir gülümsemeyle hoş geldin diyeceğiz.  O an aklımızda olan tek şey, yeni yılın tarihinin 2017 olması değil. Aklımızda olan nemi? Annemsiz geçen yılların sayısının artması, Annemsiz geçen yılın sayısı tam beş yıl olmuş olacak.  
Siz, siz olun kim ne derse desin, yeni yılda eksik bir yanınız yoksa onun kıymetini bilin ve sabah uyandığınızda eksiksiz yeni bir yıla merhaba dediyseniz asıl yılbaşı piyangosunun talihlisi sizlersiniz. Eksiksiz bir şekilde  ailece geçireceğiniz nice mutlu seneler dileğiyle….

24 Ekim 2016 Pazartesi

BİR KIZIM OLSUN ADI '' PIRIL '' OLSUN




İnsanoğlu işte,  ister istemez hayaller kuruyor , düşüncelere dalıyor ama bu kurduğu hayallerin, gerçekleştirmek istediği düşüncelerin, hikayesini  dinlediğinizde,  ilerde gerçekleşmesini istediği hayaller ve düşüncelerinin geçmişi , yine eski hikayelere veya anılara takılıyor,,,
Benimde diğer insanlar gibi,  gerçekleşmesi zor olsa da, bir hayalim, bir düşüncem ve bir isteğim var ve bu hayali kurmama  sebep olan hikaye, bundan dört sene önce yaşadığım bir olaydan etkilenmem sonucu  ortaya çıktı, içimde gerçekleşmesini  istediğim şey,  ilerde bir kızım olsun  adı ‘’ Pırıl ‘’ olsun istememe neden oldu,,,
Bu aklımdan çıkmayan olay,  bundan dört sene önce,  Ocak ayında,  Atatürk hastanesinde  gerçekleşti. Annem hastanede yatıyordu,  aslında her şey yolunda gidiyordu, hasta odasında Annemle sohbetler ediyorduk ve Annem hastane odasında sıkılmıştı artık, doktorlar her seferinde,  odaya vizite geldiklerinde, Annem  taburcu olmak istediğini ve artık eve gitmeyi istediğini söylüyordu ve doktorlar her seferinde,  bir tahlil sonucunu,  bir tetkik sonucu bahane edip, tabiri caizse sallıyorlardı, en sonunda Annem dayanamadı ve ağlamaklı bir şekilde doktorla konuştu,,,
Annem;   ‘’ Ne olur evime gidiyim, kaç haftadır buradayım, hiç değilse evime gidiyim, güzelce yıkanıyım, üstümü falan değiştiriyim, hastanenin kokusundan sıkıldım artık dedi, söz ertesi gün geri geleceğim,  bir gün dahi olsa izin verin, ne olur dedi,,,
Doktor; Tamam teyzeciğim, yarın vizitten sonra konuşur evine gönderirim ben seni dedi,,,
O gün ufakta olsa, yüzünde bir tebessüm oluştu, yarın akşam sonunda evime kavuşacağım hayaliyle uymak istedi, çünkü uyanıp kalktığında sabah olacak ve akşam evine gidecek düşüncesiyle yatağına yattı, ama ne yazık ki olmadı, gece saat  üçte kanaması başladı ve kanamayı durduramadılar, acile indirdik, kan takviyesi falan derken,  film tam o günden sonra koptu, bir gün önce sohbet ettiğimiz, yarın eve gideceğim hayaliyle yüzünde tebessüm oluşan  Annem, ne yazık ki, artık konuşamıyordu. Odamıza geldik ve Annemin üstü batmıştı ve biz Annemi odasında yıkadık ve biz yıkayıp üstünü değiştirdikten sonra, ilk sözü şu oldu ;
Annem;  Oğlum ‘’ Pırıl, Pırıl ''oldum değil mi? Dedi ve yine sustu,,,
Gözlerim doldu ama yanında ağlayamadım ve cevap verdim, evet Anne, evet,  pırıl, pırıl oldun.  Belki anladı veya hissetti üzüldüğümüzü, cevabımdan sonra, yine yüzünde kısa sürelide olsa bir tebessüm oluştu. Evine gidip yıkanıp, rahatça yatağında uzanıp, dinlemeyi düşünen Annem. O günden sonra, bir daha, kendi, kendine yıkanamadı.  Annemin o sözünün üstünden tam dört yıl geçti ama söyleyiş şekli, sesi, hâlâ kulağımda ve  gözümde hep canlanıyor, vefatından sonra, aklımda o kadar çok anı, hikaye olay var ki, yaşadığımız bu olay aklıma geldiğinde  kendi kendime dedim ki ;
Bir kızım olsun adı ‘’ Pırıl ‘’ olsun.

8 Mayıs 2016 Pazar

#ANNECİM #ANNELERGÜNÜN KUTLUOLSUN



Bugün ANNELER GÜNÜ, ben tam beş yıldır, ANNELER GÜNÜNÜ buruk ve üzgün bir şekilde geçiriyorum, hatta ANNELER GÜNÜ olan bugünden başlamıyor benim üzüntüm, ANNELER GÜNÜ gelmeden bir,iki hafta önce başlayan televizyondaki, ANNELER GÜNÜ hediyesi reklamları başladığı an ve o reklamlara denk geldikçe, kalbimdeki acıyı size anlatamam, aslında o reklamlar kaldırılmalı, tek benim için değil, sırf birileri para kazanacak diye, ANNESİ olmayan tüm çocukların duyguları, canları, para uğruna acıtılıyor diye düşünüyorum.
Bugün ANNELER GÜNÜ, Bugün televizyon ve sosyal medyadan uzak duracağım, çünkü herkes ANNESİYLE olan resimlerini, videolarını, aldıkları hediyeleri paylaşacak. Haberler ANNELER GÜNÜ haberleri yapacak, bu resimleri, haberleri gördükçe, duydukça, hissettiğim duygularımı anlatmam imkansız, tabi ki, sizin adınıza çok güzel, Allah sizleri ANNENİZDEN ayırmasın ama bugün beni mazur görün….
Bugün ANNELER GÜNÜ ve ben ANNEMİN yanına gideceğim ve diyeceğim ki, ANNE bak oğlun geldi, sana çiçekler getirdim, renk, renk, onlarla süsleyeceğim, ANNE seni çok özledim, ANNE biliyor musun? Bugün ANNELER GÜNÜ ve canım ANNECİM seni çok seviyorum, ANNELER GÜNÜN KUTLU OLSUN. Herkes sadece ANNESİNE, ANNELER GÜNÜN kutlu olsun deyip cümlesini bitirirken ben cümlemin sonuna ANNECİM MEKANIN CENNET OLSUN diyeceğim…
Keşke ANNECİM sana sarılabilseydim. Bugün ANNELER GÜNÜ herkes ANNESİNİN elini öpüp, ANNESİNE sarılırken, Ben ise bir avuç toprağa sarılıyorum ve mezar taşını öpüyorum, Keşke dediğim bir konu daha var, keşke vücudumun bir parçası olmasaydıda ANNECİM sen yanımda olsaydın.
Canım ANNEM benim, ANNELER GÜNÜN KUTLU OLSUN. Keşke gelsende, sana sarılıp, ANNELER GÜNÜNÜ kutlayabilsem ama ben yanına geldiğimde, sana söz, kutlayamadığımız ne kadar gün varsa senin olduğun yerde hepsini teker, teker kutlayacağız, ANNECİM MEKANIN CENNET OLSUN, ANNELER GÜNÜN KUTLU OLSUN…

19 Şubat 2016 Cuma

--- 19/ 02/2012 #ANNEMSİZ GEÇEN DÖRDÜNCÜ #YIL 19/ 02/2016 ---



ANNE nedir? Aslında herkese göre, bir anlatım ve ifade şekli vardır ama benim okuduğum ve etkilendiğim anlatım şekli şu; ANNE rahminden başlar çocuğa olan ANALIK sevgisi, sonra çocuk doğar. Dünyada kaç kişi, elleri olan, fakat onu kullanamayan, ayakları olan, ama yürüyemeyen, isteklerini ağlamasıyla bildiren, konuşamayan, altına yapan, geceleri tatlı uykulardan uyandıran, birine bakmak ister ki? Kim bu kadar aciz biriyle usanmadan ilgilenmek ister ya da bunu kim yapabilir? Ne kadar zor iş dediğimiz tüm bu işleri karşılık beklemeden, severek yapan tek canlı ANNE lerdir. İşte beni bu zorlu şartlar altında başlayıp, yetiştirip, büyüten ANNEMSİZ geçen, bugün dördüncü yıl ve hissettiklerimi anlatamazsam da, yazmaya çalıştım…
Evet bugün tam dört sene oldu. ANNEMSİZ geçen, bir dört sene, Yine her zamanki gibi ağlıyorum. Gözlerimdeki yaşlara engel olamamak, ne kadar güçsüz biri olduğumu gösteriyor. Mezarının başında çaresiz bir şekilde duruyorum. Mezar taşına dokunuyorum. Toprağını avuçluyorum, toprak o kadar güzel kokuyor ki ANNEM. Toprağa bile kokun sinmiş ANNEM. Genelde ANNE diye ağlamaklı ve titrek bir sesle, bir şeyler anlatmak istiyorum sana, ama cümleler boğazıma takılıyor, sanki düğümleniyor, sadece gözyaşlarımla toprağını ıslatıyorum. ANNE Seni ellerimden aldılar, önce adına, kefen dedikleri şeye sardılar, ardından bir tabuda koydular, en son gözlerimin önünde, adına mezar dedikleri, karanlık bir toprağa gömdüler. ANNEM orada üşür yapmayın dedim, kimse dinlemedi beni, kimse anlamadı beni, neler hissettiğimi, neler çektiğimi bilmediler, sadece acıdılar… Bana geçecek, üzülme dediler ama ben geçmesini hiç istemiyorum, hiçbir zaman geçip gitmesin, kalbimden, aklımdan, yüreğimden, benim güzel ANNEM. Keşke çıkıp gelsen, yine beraber kahvaltı yapsak, hadi oğlum kalk işe geç kalacaksın desen, sen yine bana, bak çok soğuk su içiyorsun, boğazın şişer deyip kızsan, yine de kızacaksan da bana, yine sen kızsan diyorum ama ne olur gelsen…

Kendimi kötü ve paramparça hissediyorum. Şu dört yıl boyunca hiç iyi olmadım ve hep kendimi kötü ve parçalanmış hissediyorum ve bu his hep devam edecek. ANNEM yanımda olsa iyi olurdum. ANNE Sen bana hep, güçlü birisisin sen derdin ama artık gücüm kalmadı. ANNE dört sene önce, 19 şubat 2012 de, senle beraber tüm gücüm gitti. Öyle zamanlar oluyor ki ANNEM. Mesela bir forum doldurmam gerekiyor orada yazıyor, yazmasa da, birileri ister istemez soruyor. ANNE adı, ANNENİZİN mesleği. O soruların cevaplarını yazmam gerektiğinde, formdaki o yerlere, damlayan gözyaşlarım, o sorulara cevabım oluyor. Karşımdaki kişilere ANNEM vefat etti, cevabını vermek çok zor geliyor bana, sadece kafamı önüme eğip susmayı tercih ediyorum. Kimilerine göre, koskoca dört yıl, kimilerine göre daha dün gibi ama ben her gün, o günmüş gibi yaşıyorum. ANNEM seni çok seviyorum, sen rahat uyu, mekanın cennet olsun, benim güzel ANNEM…..


1 Ocak 2016 Cuma

OĞLUNDAN #ANNESİNE #MEKTUP ( #Bugün #Annemin #Doğum #günü)


Bugün yeni bir yılın başı ve bugün benim ANNEMİN doğum günüydü. Zaman geçse de yaşadığım acı ilk günkü gibi, ANNEMSİZ geçecek bir yıl daha geldi, bunu düşündüğümde bile inanın canım çok acıyor. Elimden geldiği kadar mezarının başına gidip ziyaret ediyorum, yaz, kış demeden, yağmur, çamur demeden, bunu hava atmak için söylemiyorum, sadece size soruyorum? Yazın sıcağında siz hiç üşüdünüz mü? Ben ANNEMSİZ geçen her gün, sizin hava çok sıcak yanıyorum dediğinizde bile, ben hep üşüyordum, şu an olduğu gibi ve ben hep, üşümeye devam edeceğim. Çünkü o sıcaklığı kimse dolduramaz. Çevremdekiler diyorlar ki, takdiri ilahi işte, zamanla geçer, hayat devam ediyor, aslında onlarda, bu söyledikleri sözlerin doğru olmadıklarını biliyorlar ama teselli için, ağız alışkanlığı ve söylenecek başka söz olmadığı için, söylediklerini düşünüyorum. ANNEMSİZ geçen her gün, yaşıyordum ama tabi buna, ANNEMSİZ geçen günlere yaşamak denirse. Her gün uymadan önce, ANNEMİN resmine bakıp, onun için dua edip yatıyorum, iki, üç saat uysam da, o süre bana çok uzun geliyor ve sabah kalkınca, ilk işim, tekrar resmine bakıp, günaydın ANNEM deyip, dua ediyorum. Gözlerimden her gün yatarken ve kalkarken yaş dökülse de, gün içinde yalan hayatı yaşamak, giden bir güne çeltik atmak için, maalesef yaşamaya devam ediyorum.

Canım ANNEM, sensiz bu dünya bana zindan oldu. Bir vakitler varlığınla, neşe, huzur, mutluluk, bulduğum şu dünyada, şimdi neşeden, mutluluktan, huzurdan uzak bir yer oldu bana. Mürüvvetimi göremeden, ecel seni benden aldı. Sana güzel günler gösteremedim, buda bana dert oldu. Sözlerim yürek parçalasa da, bu çökmüş halde olan oğluna, bir tekmede biz atak diyen insanlara karşı, yazdığım yazılar, yaptıklarım, onları mahvetmeme yarasa da, hiç mutlu değilim. Sen olmadıktan sonra zaferler şöhretler neye yarar. Şen şakrak gülerek konuşan, oğlun dilsiz kaldı ANNEM. Seni çok özledim ANNEM. Bugün senin doğum günün yine de söylemek istiyorum. ANNECİĞİM DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN. Allah mekanını cennet eylesin. Nur içinde yat ANNECİM. 

22 Aralık 2015 Salı

#HAYALDE #OLURDA #HAYATTA #OLMAZ


İnsanoğlu işte, hayallerinde mutlu olduğunu düşünüyor ama gerçek hayatta olmuyor ama insanın hayal dünyası o kadar geniş ki, gerçek hayata dönüş yaptığında işin rengi değişiyor, mesela loto oynadığında, büyük ikramiye kendine çıkarsa diye başlayıp hayaller kuruyor, çekilişe yakın yukarıya oynuyor işte. Allah’ım, dört kişiye çıksın, herkes nasiplensin, orada bile, pintilige oynuyor, dört kişi sayısını, beş, on diyemiyor, neyse çekiliş sonuçlarına bakarken, ilk sayı tutmadığını gördüğünde, bari bir ev parası deyip beklentiyi düşürüyor, en son sadece iki sayı tutturduğunu gördüğünde, bari üç bileydim de yatırdığım parayı kurtarsaydım diyor.


Tabi bu hayal dünyasını benim kadar kullanan yoktur, hem maddi, hem de manevi olarak ama sonuç sözdeki gibi ‘’ Hayalde olur da hayatta olmaz ‘’ tarzına uygun bitiyor. Bazen seninle ilgili hayaller kuruyorum, el eleyiz, saçlarını okşuyorum, o kadar çok şeyi yanımdaymışsın gibi, hayalimdeki sana anlatıyorum ki, bir nevi içimi döküyorum. İşte benimkisi de hayal sadece kendimi avutuyorum, hayatta olmaz işte. Gece uyurken hayal kuruyum diyorum ve hayal kurmam bittiğinde, bir bakıyorum, hayalimdeki kişiler gerçek hayatımda yoklar. Yine de uymadan önce, rüyama senin girmeni istemediğimi söylüyorum, bugüne kadar seninle ilgili hayallerimde hiçbir tane kötü düşündüğüm, en ufak bir tartışmaymış, kavgaymış, üzüldüğüm, hayalde olsa, beni üzdüğün bir hayalim olmadı, hep pozitif düşündüm ama gerçek hayatta canıma okudun. İnternette okuduğum bir söz duygularıma tercüman oldu diyebilirim. ‘’Konuşmuyor olabiliriz, birbirimizi görmüyor olabiliriz, dokunmuyor olabiliriz. Ama elimiz kalbimize dokunduğunda, bileceğiz ki ;o kalbin içinde, içimizden çıkartamayacağız bir gerçek var.’’ Tabi anlayana. Şu sözlerle bitiriyim ; Hayalde olur da, hayatta olmaz dediğiniz ne varsa benim olmadı ama sizin. Hayalde olur da, hayatta olmaz dediğiniz ne varsa, her şeyin olması dileğiyle…

#KIRILDIKÇA #İÇİMİZE #KAPANDIK #BUNUN #ADINADA ‘’ #SEN #DEĞİŞTİN ’’ #DEDİLER

Hiç ummadığınız insanlar, sizinle işleri bittiği zaman, kullanamadıklarında, size değiştiğinizi söylerler. Aslında siz hep aynısınızdır ama siz affettikçe, değer verip, kıyamadıkça, üzülmesin diye sustukça, tabiri caizse, sizi kek görüp yemeye çalışıyorlar. Ardından sizin en kötü gününüzde bile, halen kendini düşünüyorlar, belki sizi kırdığının farkında değil, belki de kırmaktan zevk alıyordur, bilemem ama şunu biliyorum, işlerine gelmediğinde en kısa yol kestirip atmak, bunun adına da ‘’Sen değiştin‘’ der geçerler…

Zaman, zaman bu tür insanlarla karşılaşanlar olmuştur, benimde oldu, hatta kısa bir özet geçecek olursam; Çok değer verdiğim insanlar oldu, bunların çoğu bana ‘’Sen değiştin’’ dediler. Değişen ben değildim aslında, hayatın vermiş olduğu yük bana biraz ağır geldi bunun yanı sıra, hiç ummadığım, gözümden sakındığım, uğruna bir sözüyle her şeyi yapacağımı bilmesine rağmen, hayatımdaki özel kişiler dahi, yükün ağır olduğunu bilmelerine rağmen, beni hep kırdılar, onlar kırdıkça, ben biraz daha kendimi kapattım, daha sonra kullanabilecekleri bir Muhammed görmedikleri için, bende içime kapandıkça söylenecek en meşhur söz söylendi ‘’Sen değiştin’’ dediler.

Sonra nemi oldu, kafamı biraz kaldırıp, iyi niyet göstermeye tam başlayacakken, düşene de bir tekmede sen atacaksın sözüyle hareket ederek, düştüğüm yerden kaldırmamak için, sırasıyla, ellerinden geleni yaptılar, Hatta bir çok söz ve laf işittim ama en çok değer verdiğim insanın sözü, en son söz oldu, acırsan acınacak hale düşersin sözüyle karşılık vermeyi düşündüm ve ona denk geldi, bana dedi ki, ellerini gösterip, aramızda beş bağ var, bunun dördü koptu, kaldı bir, bu kalan bir bağı, kopartmakta, tutmakta sana kalmış dedi. Gerçekten zeki biriydi ( 5-4 =1) dediğinde, o birinde gittiğinde sıfır kalacağını bilmesi güzeldi, o an, matematiği kuvvetli olduğu için, onu orada alkışlamak istedim ama yapmadım, şimdi diyorsunuzdur, sen dayanamamışsındır, kesin bir şey yapmışsındır, evet yaptım, söylediği sözle alay etmek için, en iyi bildiğim şeyi yaptım, yani yazdım. Yargısız infaz yaptığı için, kullandığı sözleri içeren, Hakim bey adlı küçük bir oyun yazdım ve sosyal medyada paylaştım. Sonuç ne oldu derseniz, mesaj yerine ulaştı, paylaşımımdan hemen sonra soluğu yanımda aldı ve alay ettiğimi anladığını söyledi. Sonuçta yaptığım şey için üzgündüm ama hani o kalan bir bağ vardı ya, ona, o zevki yaşatmamak için, o kalan bir bağı da, o skeçle beraber ben koparmış oldum. Şöyle geriye dönüp baktığımda, keşke benim başımdan, yaşadığım zorlu süreçler geçmeseydi de, ben içime kapanıp, kendimi kapatmasaydım, benim gerçekten değer verdiğim, arkadaşlığı, dostluğu göstermeye devam etseydim, onun arkadaşlığı, dostluğu sahteymiş ama yine de menfaatleri içinde olsa, onun gözüyle gördüğü, o beş bağ kopmasaydı demek isterdim. Ama keşkelerle, meşkelerle olmuyor, şunu tüm içtenliğimle söyleyebilirim ki. Ben, o gün neysem, bugünde aynıyım, sadece… Kırıldıkça içimize kapandık, bunun adına da ‘’SEN DEĞİŞTİN’’ dediler…..

9 Ekim 2015 Cuma

= #KIRMIZI #BAŞLIKLI #KIZ #HİKAYESİ # 2 ( #OYUN #İSTEKLERİNİ #KABUL #ETMEYENLERE )=

Kırmızı başlıklı kız ilk bölümdeki gözlüklerinin başına açtıklarını aklına getirmiş ve bu sefer gözlüksüz yola çıkmaya karar vermiş.Tabi bu arada kan davalısı kurt ormanda onun yolunu gözlemekte idi. Facebook'tan sürekli tehdit alan kırmızı başlıklı kız çareyi iki tane silahlı koruma tutmakta bulmuş. Başbakandan daha havalı olan kırmızı başlıklı kız ormanda elini kolunu sallayarak annannesinin evinin yolunu tutmaya başlamış, ilerde pusu kuran kurt, birde ne görsün, kırmızı başlıklı kızın yanında, iki tane silahlı adam, tabi zavallı kurt, nereden bilsin, onları kırmızı başlıklı kızın tuttuğunu, kendi kendine söylenmiş; iyi de kırmızı başlıklı kızın yanındakiler kim böyle? Bunlar hikayede yoklardı ki,demiş. Kendi kendine, aklına kaçırıldı fikri gelmiş kurdun, kırmızı başlıklı kızı kurtarmak için önlerine çıkmış, tabi bu arada kırmızı başlıklı kız çıngarı çıkarmış, ah yetişin korumalar kurt bana saldırıyor diye ortalığı yıkmış, kurt şaşırmış orada ne olup bittiğini anlamadan korumaların yoğun ateşine maruz kalmış ve oracıkta yaşama veda etmiş. Kurdun öldüğünü gören kırmızı başlıklı kız, ya demiş: Sen bana farmville'de yardım etmez misin, işte sonun bu olur demiş, arkadaşlarına da, kurdu örnek gösterip arkadaşlarından sürekli bir şeyler almaya başlamış. Facebook'ta, farmville rekoru kırıp, gines rekorlar kitabına girmeyi başaran, tek kırmızı başlıklı kız olma ünvanını almış oldu bu sayede...

‎= #KIRMIZI #BAŞLIKLI #KIZIN #DEĞİŞTİRİLMİŞ #HİKAYESİ #HEMDE #TÜRKÇE #DUBLAJLI =

Kırmızı başlıklı kız bir gün annannesine yiyecek götürüyormuş. Hava çok sıcak olduğu için ormandaki alışveriş merkezinden kendisine aksesuar niyetine güneş gözlüğü almış ve takmış. Kırmızı başlıklı ve güneş gözlüklü kız ormanda giderken yanına bir sincap yanaşmış başlamışlar sohbete, derken bu sohbete oradan geçen kelebekte katılmış, sohbetin bini bin para, kahkahalar havada uçuşuyor, derken gözünde güneş gözlüğünün olduğunu unutan kırmızı başlıklı kız, akşam oldu sanmış, derken annannesine götüreceği yiyecekleri orada sincap kardeş ve kelebek kardeşle oturup bir güzel yemişler. Aradan biraz vakit geçtikten sonra aklına gelmiş ama iş işten geçmiş, kadıncağız orada aç sefil bekliyor. Ne yapsam, ne etsem diye düşünürken, gözünü sincaba dikmiş, hemen orada sincabın ümüğüne çökmüş ve sincabı annanesine götürmüş ve onu orada haşlayıp annanesine yediren kırmızı başlıklı ve güneş gözlüklü kız oradan evine doğru yol almış ve buda demek oluyor ki, arkadaşım deyip sana yemek yediren kişiye de, her ne olursa olsun güvenmeyeceksin…

24 Eylül 2015 Perşembe

#BAYRAMIN #MÜBAREK #OLSUN #ANNEM










Bugün bayram maalesef, maalesef diyorum, çünkü şimdiki bayramların tadı yok, eski bayram günlerine gidiyorum, o günleri hatırlıyorum ve hafif yüzümde tebessüm oluyor ANNEM. Şöyle bir düşünüyorum da sen yokken bayramlarında tadı olmuyor ANNEM. Sensiz geçen bu dördüncü kurban bayramı, hani derler ya, kurbanın etiyle yapılan ilk kavurma tatlı olur, ondan sonrasında o kadar tatlı olmaz derler, benim damağımda ise senin yaptığın kavurmaların tadı var, o yüzden tatsız bir bayram daha beni bekliyor. Biliyorum benim gibi niceleri var, bayramdan tat almayan, kimilerinin parası yok, kimilerinin huzuru, kimilerinin yakınları, oğulları, eşleri, çocukları yok yanlarında, beni tek anlayan, canından can gidenler anlayabilir. Bugün bayram diye söylemiyorum ANNE. Seni seviyorum ve özlüyorum, hem de her gün, her saat, her dakika, her saniye, aklımdasın ve kalbimdesin. BAYRAMIN MÜBAREK OLSUN ANNEM.

Benim güzel, melek yüzlü ANNEM.
Bana, hayat verdin, ben sana hayat veremedim ANNEM.
Bana, cesaret ve güven verdin, ben seni kurtaramadım ANNEM.
Bana, hayattayken o kadar çok şey öğrettin ki ANNEM.
Bana, tam her şey bitti derken ANNEM.
Bana, yokluğunla da çok şey öğrettin ANNEM.
Bana, zor zamanımda yanımda olmayanların, gerçek yüzünü anlamamı sağladın ANNEM.
Bana, yanlış insanları dost seçtiğimi de, göstermiş oldun ANNEM.
Bana, yanlış kişileri, sevmiş olduğumu da, göstermiş oldun ANNEM.
Bana, değeri olmayanlara, boşa değer verdiğimi de, anlamamı sağladın ANNEM.
Bana, hayatın, acı gerçekleri olduğunu, göstermiş oldun ANNEM.
Bana, düşen söz, keşke sen hayatta olsaydın da ANNEM.
Bana, dost gördüğüm, sevdiğim insanlar, yine kazıklarını atsalardı ANNEM.
Bana, en acı gelen şey, senin yüzünü, resimler ve rüyalar dışında asla göremeyecek olmam, ANNEM.
Bana, ölmek sorun değil, ölümden korkmuyorum ben ANNEM.
Bana, korkmamı sağlayan, tek şey, acaba cennete gidebilir miyim? Onu bilmiyorum ANNEM.
Bana, en iyi gelecek şey, seni tekrar görebilmek, sen cennettesin biliyorum ANNEM.
Bana, seninle, cennette karşılaşacağımız güne kadar, huzur ve mutluluk yok ANNEM.

19 Eylül 2015 Cumartesi

#YALNIZIM



Gecenin bu saatinde her zamanki gibi uyku tutmadı yine, hayaller kuruyorum her zaman ki gibi, düşüncelerim, sohbetlerim var tabi, kiminle derseniz, kafamın içinde, kendi, kendimle, en iyisi ben size kendimi anlatıyım; Evde tek başımayken ölsem, kimse sormaz beni, merak dahi etmezler, nerde bu çocuk diye. Ailem olmasa, kimse bulmaz benim cesedimi, o kadar YALNIZIM yani, çünkü kimilerine göre, nefret doluymuşum ben, kanımda zehir varmış benim, daha söyledikleri o kadar çok sözcük var ki, hangisini yazıyım. Size şunu söyleyeyim akıtamıyorum zehrimi, anladınız mı? Anlatamıyorum içimdekileri, dökemiyorum duygularımı, kendimi ifade etme sorunum var haklı olsam bile, iki lafı bir araya getiremiyorum açıkçası, tabi insanların kendini bilmesi güzel bir şey, ben kendimi biliyorum, kötüyüm, eğer aklımdan geçenleri bilseniz, beni hemen bir akıl hastanesine kapatırdınız, zamanında uğraştılar ama beceremediler. Ben bahtsız ve şansız bir adamım, mesala; Okulda çim adam yapardık, o kadar çim tohumuna rağmen, herkesin çim adamı yeşerir, benimki kel dururdu veya yoğurt kabına pamuk koyup, fasülye ekerdik, koca okulda, fasülyesi yeşerip çıkmayan tek benimdir. Ya da bir şarkı yazsam, şiir veya söz yazsam, kesin insanlar, şarkıyı dinleyip, şiirleri, sözleri okuyup, kendilerini jiletlerler, insanları ölüme sürüklerim, o kadar vahim yani, öyle sonsuz bir döngünün içindeyim ki ve ben bundan nasıl kurtulacağımı bilmiyorum, yalnız başıma öleceğim ve ben bunun farkındayım. Sonra, her zamanki gibi, gel git aklım geliyor ve diyorum ki, kendi, kendime, madem, kimsenin umrunda değilsin, madem tek başıma yaşıyorum ben bu hayatı, YALNIZIM farkındayım. O zaman bırakında, battığı yere kadar, bittiği yere kadar yaşayım, bu hayatı. YALNIZIM tamam, buda hayatın, yaşamın, bana sunmuş olduğu bir kazık şekli, bu arada internette meşhur olan doğru bir sözle yazımı bitireyim  ‘’ İnsanların yarısı sen kaybedince ben demiştim der, diğer yarısı da sen kazanınca ben zaten biliyordum der.’’

4 Eylül 2015 Cuma

#KENDİNİ #BU #KADAR #SEVDİRMESEYDİN

Duydum ki, halen daha beni soruyormuşsun? Benim, seni unutmadığımı söylüyormuşsun? O kadar yıl geçti, halen beni sorman, beni unutmamana şaşıracakken, o an televizyonda çalan bir şarkı tüm hislerime tercüman oldu diyebilirim. İzzet Yıldızhan ’dan, seni unutmak mı? Sen deli misin? Adlı parçanın sözleri, sorduğun soruların cevabını veriyor bir nevi ama şunu söyleyebilirim ki! Benim burada bir suçum yok, sende kendini bu kadar sevdirmeseydin? Ben napıyım? Senin beni sormanda da senin suçun yok, demek ki bende kendimi sana sevdirmişim ki, halen beni soruyorsun, bende kendimi bu kadar sevdirmeseydim, sadece ikimizde birbirimize kendimizi sevdirdik ama sonuç sevdirdiğimizle kaldı sonu gelmedi, kavuşamadığımız ve kavuşamıyacağımız yılların şerefine, eğer bir gün tek başına kafayı bulmak istediğinde veya her hangi bir yerde kadeh tokuştururken karşında ben varmışım gibi düşün, o anda zaten ben hissederim ve karşında hayalde olsa beliririm ve  deki! eksik kalan yıllarımıza içelim, deyip bir fırt çek veya çekme fark etmez, içkinin kendisi veya kokusu değil, benim yokluğum, içkiden fazla seni çarpar.  Ben bunları yazıyorum ama buda senin eserin, sende kendini bu kadar sevdirmeseydin ….

--- #TEŞEKKÜR #EDERİM ----



Hayatta bazı zorluklar yaşadım, bunlardan biride, seni sevdiğimi itiraf etmekti ve inan bu benim için daha zordu. Seni sevdiğimi söyledikten sonra, benim gönlümden bir yük kalktı. Biliyorum hiçbir şey olmadı, olamazdı da, ama ben çok rahatladım. Bekle beni dersen yok diyemem sana, bir ömür boyu beklerim. Aslında hakkım yok demiştim, işte şimdide yok, benim hiçbir şeye hakkım yok zaten, ben bu olaydan sonra çok yalnız kalacağım, aslında ben hep yalnızdım, sadece ilk kez bu kadar olacak. Beni bırakmazsın değil mi? Çünkü ben seni asla yalnız bırakmam, Benim için döktüğün gözyaşları için teşekkür ederim. Bana hayatımdaki ilkleri yaşattığın için, elime dokunmadan, kalbime dokunduğun için her şey için teşekkür ederim. Bazı soruların cevabı sadece seni seviyorum dur. Ben seni seviyorum ama şu yazacağım sözü, daha önce duydum ve hoşuma gitti, o yüzden şu sözle bitirmek istiyorum. Aşk iki kişilik bir oyundur, ama nedense hep iyiler kaybeder, bir gün gelir en sevdiğin tişörtün bile pijama üstü olur…

25 Ağustos 2015 Salı

#KAVGA #VAR ,#GECENİN #BU #SAATİNDE, #AKLIM #KALBİM #DİLİM #KAVGAYA #BAŞLADI


*Aklım diyor ki,unut onu,değmez,sana yaptıkları,çektirdikleri,en zor gününde bile yanında olmayan insanı unut,ha,onun başına bir şey gelse,sen ona o şekilde davranır mıydın, kendisi de bunu eşşek gibi biliyor ama kesinlikle her ne durum olursa olsun,onu bırakmazdın ama o seni bıraktı,o yüzden unut....

*Kalbimde diyor ki,sen aklına uyma,o dese de ben unutmam,benim kalbime giren,kolay,kolay çıkmaz,yaptıkları canımı acıtıp,kanatsa da,bu kalp sevdiği insanı,kalbi durana kadar unutmaz,o yüzden unutmayı aklından çıkar,ben onu hayatta unutmam.(dedikleri haklı ama son söz kalbindir unutma).

*Gel gelelim,Dilim ne diyor;Ulan kavga edip durmayın,gecenin üçü oldu,sizin dedikleriniz değil,benim dediklerim önemli,o an hanginize uymak isterse canım ona uyarım,bazen akıla uyar,kötü söz söylerim,bazende kalbe uyup onu sevdiğimi söylerim,ha bu ona kalmış,isterse,akıldan geçenlere,isterse kalbinden geçenlere inanır,Artık,ne seni,ne seni dinlerim,kaparım ağzımı,neresiyle anlatıyorsa anlatsın,onuda mutlu düşünsün der,işin işinden çıkar giderim...

*Mutlu'mu ne diyor;ne siz sorun,nede mutlu anlatsın,araya girsem,üçü birleşip bana kızıyorlar,sende doğru birini sevseydin kardeşim deyip,işin işinden çıkıyorlar. Aklımıda yesem,kalbimde acısa,dilimde bağlansa,önemli olan onlar değil artık, onları da önemsemiyorum,sadece şu gözümden akan yaşa üzülüyorum,bu olayda,en günahsız,döktüğüm gözyaşları,ona da diyorum ki;kusura bakma gözyaşım,seni ben sadece elimle silerim,senin dökülmene ben değil,karşı taraf engel olacak,sen bana değil,ona kız,ondan al hırsını,neden beni döküyorsun diye,artık çekildim aranızdan,bana değil,ona anlatın derdinizi,yeter artık susunda,belki uyursam,sizi dinlendiremiyorum,bedenimi dinlendiriyim,ya lütfen gelde artık sustur şunları lütfen....( #MUHAMMEDARAT )

19 Şubat 2015 Perşembe

--- 19 / 02 / 2012 #CANIM #ANNEME ---


Bugün ANNEM den ayrıldığımız gün, 19 /02 /2012 yazdım, çünkü benim için o gün tarih dondu, resimlere bakıyorum her zamanki gibi, eskiden sımsıkı sarıldığım ANNEMİN şimdi sadece taşına sarılıyorum. O gülüşü, yüzü, hiç gitmiyor gözümün önünden, eski günlerde olduğu gibi evde olduğu aklıma geliyor, elim telefona gidiyor veya bazen işten eve giderken, sanki evde, işten gelmemi bekliyormuş gibi hızlı adımlarla eve gitmeye çalışıyorum. Elim telefona gitse ne olur, hızlıca eve gitsem ne olur, hepimizin bir yarısı eksik, ev ne kadar kalabalık gözükse de, ev boş bizim için karanlık ve ıssız… Onun da bizi özlediğini düşündüğümde içim yanıyor. ANNEMİ çok özlüyorum ve kendimi yalnız hissediyorum, bazen hayal kuruyorum, keşke diyorum uzak şehirlerde oturuyor olsaydık da, belli bir süre ayrı kalsaydık, hiç değilse, bir yerlerde yaşadığını, nefes aldığını bilirdim ama işte sadece hayal. Ne yaparsam yapayım mutlu olamıyorum hep bir kanadım eksik. Olmuyor, hiç bir şey eskisi gibi olmuyor. ANNEM gidince düzenimiz dağıldı, ne yaparsak yapalım, ANNEM olmayınca olmuyor. Ben öyle bir şey kaybettim ki, acısı tarif bile edilemez!  ANNE sevgisinden yoksun olmak, yanımda artık ANNEMİN olmayacağını bilmek daha doğrusu geri gelmeyeceğini bilmek çaresiz bir yara, tarif edilemez bir acı. ANNEMSİZ bir yıl bitti. ANNEMSİZ geçecek bir yıl daha başladı. Aslında konuşacak anlatacak o kadar çok sözlerim var ki, boğazımda düğümleniyor hepsi, anlatmak istediklerim, söylemek istediklerim var, gözlerim doluyor aklıma geldikçe, ulu orta ağlayamıyorum artık, gizli, gizli ağlar oldum artık. Ağlarken gözyaşlarımın yarısı yere düşüyor, diğer yarısı da yüreğimin içine. Bugün ANNEM den ayrıldığımız gün, ilk günkü gibi içim acıyor ama hep söylediğim gibi ateş düştüğü yeri yakıyor. ANNE,  ANNE, ANNEEE seni çok özledim. Canım ANNEM mekanın cennet olsun.

(A)NNECİĞİM AKLIMDA, KALBİMDE HEP SENİNLE.
(N)URLAR İÇİNDE YAT ANNEM.
(N)E OLURSA, OLSUN UNUTMAYACAĞIM SENİ ANNEM.
(E)LLERİMİZ AYRILSADA, YÜREĞİM HEP SENİNLE ANNEM.

(M)ELEK YÜZLÜ CANIM ANNEM …

2 Şubat 2015 Pazartesi

#Bİ #GÜLÜŞÜNE, Bİ #AĞLAYIŞINA, #BİDE #KÜFÜRLER #EDİŞİNE #HASTAYIM, #3 ’ ÜDE #BENİM #ESERİM #SONUÇTA


İnsanoğlunun yaşantısına bakarsak, kimileri resim yaparak, kimileri heykel yaparak,kimileri de, şarkılarıyla, sözleriyle bir şekilde eserleri vardır. Benim  ne kadar şiir yazma yeteneğim olsada, benim ne kadar, skeçti, oyundu, sözdü yazabime yeteneğim olsada, bu yazılanları sadece ben biliyorum. Yıllar sonra bana bir şey olsa, bunların hiç biri, bir eser olarak görülmeyecek biliyorum. Taki senle yaşadıklarım dışında, belki o kadar yeteneklerim hatırlanmayacak ama senle yaşadıklarımızı sen her zaman hatırlayacaksın. Benim en büyük eserim sensin, nasılmı? Seninle geçirdiğimiz onca yılda, seni o kadar çok güldürdüm ki, sonra öyle bir hale geldik ki, benim yüzümden ağladın, ha unuttum sanma, o kadar yıl beraber geçirdik, iyisiyle, kötüsüyle ama ağzından kimse için kötü bir söz duymadım, taki bana ettiğin küfür dışında, daha dün gibi aklımda, şöyle düşündüm de, Bi gülüşüne, Bi ağlayışına, Bide küfürler edişine hastayım, 3’ üde benim eserim sonuçta. Aslında ben kötü bir insan değilim, bazen yalanlarda söyledim, kimini mecburen, kimini de gerektiği için söyledim, bu namussuz hayat, bu şerefsiz hayat, canımdan bir parça kopardı, mahvetti beni, üstüne sonrada seni aldı benden, biliyorsun bin türlü derdim, sıkıntım var ama bu dertlerin bir tanesi var ki, dertlerin hem en güzelidir, hemde yüreğimi yakanıdır. Aslında doğruyu söylemek gerekirse, onunda dermanı yalnızca sendeydi. Seni gördüğüm en son gün aklımda, yapamadım, karşına geçip konuşamadım, seni öylece seyrettim, sanki seni görmediğim yılların hasretini, bir, beş dakikaya sığdırmaya çalıştım, biliyorum sığmaz, daha doğrusu bana yetmez ama gözümü kırpmadan sadece seyrettim. Kendi, kendime, hep hayallerimde nefret besleyip, farklı düşünürdüm ama şu bir gerçek, dünyalar gelse yıkılmam sanırsın, ama bir çift göz gelir yere çalınırsın. Bunuda yaşayıp tecrübe edinmiş oldum. Beni sadece seni güldürmelerimle, iyi geçen günlerimizle hatırlamanı isterim ama şu da bir gerçek, ben seni hem güldürdüm, hem ağlattım, hemde küfürler etmene vesile oldum. Ben ne kadar sadece gülüşünü sevsemde, bunlarda yaşandı, o yüzden, övünmek için değil amma 
‘’ Bİ GÜLÜŞÜNE, Bİ AĞLAYIŞINA, BİDE KÜFÜRLER EDİŞİNE HASTAYIM, 3’ ÜDE BENİM ESERİM SONUÇTA ‘’

19 Ekim 2014 Pazar

#BEN #AĞZIMLA #DEĞİL , #GÖNLÜMLE #SEVİYORUM


Ben başkaları gibi kolaya kaçıp, sana, seni seviyorum der geçerdim ama ben sevdiğim zaman, gönlümle seviyorum, içimde sağa, sola serpilmiş, cümleler var, ağzım o tür laflar yapmaya alışkın değil, başıma gelenlere bakarsak eğer, bilseydim seni severmiydim hiç. Senden sonra yüreğim bir türlü mutlu olmadı, ayrıldığımız günden beri, yerin hiç dolmadı, sen halen aklımda ve kalbimdesin, sana öyle düşkündüm ki, bunun farkında olmana rağmen, menfaatin dışında hiç yanaşmadın, sende bunun farkındasın, başka birini, seni sevdiğim gibi sevemedim, sana bir şeyler söylemek istiyorum, senden başka kimsenin yanında, başımı bir omuza koyup ağlayamadım, hatırlarmısın?En çok seni güldürmemi severdin, çünkü sen gülünce ben mutlu olurdum, senden sonra, kimseyi de güldürmedim, kendimde gülmedim, gülmeyi de unuttum sayende, sana hazırladığım şarkıları, sana yazdığım oyunları, sana yazdığım şiirleri, bir daha ne okudum, nede dinledim, sende sonra, yağmur yağarken, ne ceketimi çıkarıp başkasına verdim, nede yağmuru seyrederek çay bile içmedim, kalbimi, duygularımı karıştırıp, toz haline getirip, fırtınalı bir günde avuçlarımdan bıraktım gitti, senden sonra, ne o kalbimi, nede o duygularımı bulabildiler, şimdi bir saat düşün ve  ben o saatin pilini çıkarıyorum ve giden, daha doğrusu, geçen zamanı durduruyorum, senden sonra, benim için zamanın bir önemi yok, ben, senden sonra, farklı olsam da, yinede, ben seni ağzımla değil, gönlümle seviyorum…

12 Ekim 2014 Pazar

#KİM #BİLİR http://www.antoloji.com/kim-bilir-299-siiri/



İlk önce nerden başlasam yazmaya bilemiyorum,

Yazacaklarımı okursun belki, kim bilir?
Ölüm vaktim geldiğinde,
Yanı başımda, ağlar, yanar durursun belki, kim bilir?
Rüyalarımda seninle yaşadığım mutluluğu,
Gerçek hayatta da yaşarım belki, kim bilir?
Hep diyordum, seninle ellerimiz hiç ayrılmayacak diye,

Ayrılan ellerimiz, ayrılan gözlerimiz, birleşir belki, kim bilir?

Senin için ilk gözümden düşen yaşa, yağmur damlasıdır dedim,

Keşke sen düşmeseydin gözümden de, ben hep yağmur damlalarına razı olurdum belki, kim bilir?
Gözlerimde hüzün, gözyaşlarımda hüznüm saklı,

Sol yanımı acıtıyor hep bu ayrılık, geçer belki, kim bilir?

Geceleri seviyorum, her gece hayaller kuruyorum,
Çünkü geceleri, sana daha yakın oluyorum, düşlerim gerçek olur belki, kim bilir?

Düşünüyorum da, zamanında kimlerin aklını başından aldın,
Daha kimlerin canını yakacaksın, düzelirsin belki, kim bilir?

Görmediğim zaman, gözlerim hep seni arıyor,
İlerde hep yanımda olursun belki, kim bilir?

Seninle sohbet etmeyi seviyorum,

Sohbetlerimiz kısa, kısa olsa da uzar belki, kim bilir?

http://www.antoloji.com/kim-bilir-299-siiri/

11 Ekim 2014 Cumartesi

#HAYATTA #EN #ZOR #ŞEY; #İNSANIN #KENDİ #KENDİNİ #TESELLİ #ETMEK #ZORUNDA #KALMASIDIR



Değmiyor, gerçekten, senin için ama çıkmaz sokaktaymış, gibiyim şu günlerde, öylesine çok, sevdim ki seni, başkasına duyduğun sevgiyi anlatmanı, sessizce, içim acıyla kanayarak dinledim hep. Belki bunun adı, kıskançlık, belki de çok değer vermemden kaynaklamıyor, bir isim koyamasam da, sana bakarken gözlerim doluyor, bazen de aptal bir gülümseme geliyor, kimseye anlatamadım, bunları,  o yüzden hayatta en zor şey; İnsanın kendi kendini teselli etmek zorunda kalmasıdır. Bunu yaşayan ve çeken bilir. Şunu da söylemek isterim, hissettiklerimle, yaptıklarım, birbirini tutmadı, farkındayım. En kötüsü de ne biliyor musun? Benim için, artık seni hatırlatan detayları yitirmeye başladım, benim için en kötüsü bu… Ama sen, beni yitirmekten hiç korkmadın, çünkü sana göre ben, fazla iyiydim. Biliyor musun? Bu yürek üç şeyi sevmedi, ihaneti, yalanı, seviyormuş gibi yapanı, sevmediğim şeylerin, üçünü de sen yaptın. Sen, benim için özeldin, yaşattıkların bana başka şeyler öğretti, dualarım bile sayende farklı oldu. Allah'ım sen beni dostlarımdan koru. Düşmanlarıma karşı zaten ben hazırlıklıyım. Yinede yaşadığım hayat, hayatın bana yaşattığı acılar ve bunları anlatacak birinin olmaması, öyle birinin varken, en zor günümde,beni terk etmesi ve yinede, hayat hala bana sillesini atmaya devam ederken, çakallara karşı, güçlü gözükmek için, ne kadar rol yapsam da, hayatta en zor şey; İnsanın kendi kendini teselli etmek zorunda kalmasıdır…..

21 Eylül 2014 Pazar

#BAŞKA #BİRİ #YOKMUŞ #GİBİ #SENİ #SEVDİM, #ÇÜNKÜ #BOK #VARDI


O kadar insanın arasında, gittim en olmayacak insana güvendim ve sevdim, başka biri yokmuş gibi seni sevdim, çünkü bok vardı, ben seni sevdiğim zamanlarda, çok zor anlar geçirdim, belki bana birazda olsa destek olur, elimden tutarsın diye düşünmüştüm ama yanılmışım ama yinede elimden geldiği kadar güçlü görünmeye çalıştım, gerçekten hissettiklerimi, yaşadıklarımı kimseye anlatamadım, beni anlaman, o kadar zor muydu, beni üzgün görüp, bitik halimi görüp, mutlu olan, o kadar çok insan var ki, o yüzden genellikle yalan söyler oldum, söylediğim kelimelerle, yaşadıklarım, hissettiklerim çok farklıydı, doğruyu söyleyemedim, içimdeki sıkıntıları, dertleri bileceklerde ne olacak, yarama basıp alay edecekler, dalga geçecekler, onları niye sevindireyim, içim ağlasa da, onların yanında tiyatro oynar oldum. Kaçıyorum sayende insanlardan, artık korkar oldum, tekrar başka biriyle, seninle olduğu gibi yakınlaşıp, ona güvenirsem, tekrar bir kırılmayı daha,  kaldırabileceğimi düşünmüyorum ama sorun sende değil, bende, başka biri yokmuş gibi seni sevdim, çünkü bok vardı. Bazen düşünüyorum, daha doğrusu, hayali aklıma geliyor, yağmurda ıslandığımız günler, başucumda beklediğin günler, daha birçok anıyı, silemedim gözlerimden, o anıları, sonra resmine bakıp istemsiz bir ağıt geliyor, diyorum ki, şimdi sen yoksun ama gözlerim seni arıyor, ölüm döşeğinde de, ismini sayıklar mıyım bilmiyorum. Eğer, bana yaşattıklarını, benim yerime, başka birine yaşatsaydın, inan, seni belki öldürmüştü  ama ben yine sana kıyamadım, o yüzden, kendimi öldürmeyi seçtim, ilerde beni merak edip, nasıl olduğumu sorduğunda, sana o öldü dediklerinde, içindeki pişmanlık, kalbindeki o suçluluk duygusu, vicdanın sesi, zaten seni fazla yaşatmaz ve beni öbür taraf da, yalnız bırakmaz, peşimden gelirsin. Bana, sözlerinle, yaptıklarınla, yaşattıklarınla, yaktığın ateşi, gözyaşınla söndüremezsin. ‘’ Şimdiye kadar kimin kalbini kırdıysam, Allah tekrar belanızı versin. Çünkü ben, kimsenin kalbini, boşu, boşuna kırmam ’’ Sana gelince, sende bu son söze dahilsin, sadece kendime kızıyorum, başka biri yokmuş gibi seni sevdim, çünkü bok vardı…

9 Ağustos 2014 Cumartesi

ÖLÜ BİR ADAM, YAŞAYAN BİR KADIN İÇİN, ŞİİR YAZIYOR

 

İnsanoğlu öyle bir şey ki, yeter ki, aşık olsun ama bu konuda erkeklerin durumu farklı oluyor, hele de, o erkek, sevgisini, şiirlere, sözlere, yazılara döküyorsa, benim gibi, sormayın gitsin, bunu size şu şekilde anlatıyım; Erkekler kadınlara karşı çok güçsüz, aşık oldukları zaman. Zaten şiirleri, hep aşık erkekler, kadınlara yazmıştır. Var mı bir erkeğe, şiir yazan kadın? Aşktan kalbi kırık, üzgün, hayattan kopmuş adamlar gördüm, onları umursamayan kadınlara şiirler yazıyorlardı, bu gurupta, maalesef bende varım. Biraz eskilere gidelim, Ferhat, Şirinin uğruna öldü, peki, Şirin neden şiir yazmadı. Ya da, Mecnun, aşkından, çöllerde perişan oldu, peki, Leyla neden şiir yazmadı. Aslı ile Kerem de var daha, yinede, isterseniz bir düşünün, efsane olan aşklarda bile, erkek sevmiş, savaşmış, peki kadın ne yapmış, koca bir hiç işte, erkekler aşkından, ölüyor, kadınlar, bir şey olmamış gibi hayatlarına devam ediyorlar, hep ölü adamlar, yaşayan kadınlara şiir yazıyor. Birde olayın, şu boyutu var. Marifet şairde mi, yazdıranda mı? Onu da, hepinizin bildiği bir hikaye ile özetleyim; Bir adam çok sevdiği bir kadına şiirler yazıyordu. Sonra o kadın ansızın onu terk etti. Adam kadının ardından şiirler yazmaya devam etti. Daha çok yazdı. Ve günün birinde, çok ünlü bir şair oldu. Yıllar sonra kadının yaşadığı kente gitti ve büyük bir şiir dinletisi sundu. Dinleti bittiğinde, kadın kolunda kocası ile çıkışa geldi ve adama ''merhaba'' dedi. Adam ona, sıradan bir insana bakar gibi baktı. Kadın,''beni tanıdın mı ''dedi. Adam, ''hayır tanımadım'' dedi.''Nasıl tanımazsın! Uğruna şiirler yazdığın kadınım ben. Seni şair yapan kadın''dedi kadın. Adam kadının gözlerine baktı ve şöyle dedi:''Keramet sende olsaydı, kolundaki adam da şair olurdu. Bu hikayeye göre, kimilerine göre, şiiri kadın, yazdırıyor, kimilerine göre de, yazan kişinin marifeti veya yeteneği deniyor, bana göre, ''marifet yürekte, dilde, sözde, özde yazdıracak bir fani çıkacaktır her daim, yinede erkek, sevdiği zaman farklı oluyor, zamanında bende sevdim, inanın, o duyguyu size şöyle anlatıyım.  ÖLÜ BİR ADAM, YAŞAYAN BİR KADIN İÇİN, ŞİİR YAZIYOR, her ne kadar, karşısındaki anlamasa da, bilmese de, işine gelmese de, erkek kimi zaman, gözyaşlarıyla, gözyaşları kuruduğu zaman, damarındaki, son, kandamlasıyla, yazmaya hep devam ediyor, yani, ÖLÜ BİR ADAM, YAŞAYAN BİR KADIN İÇİN, ŞİİR YAZIYOR…

28 Temmuz 2014 Pazartesi

--- BAYRAM SABAHINI BEKLERKEN Kİ, DÜŞÜNCELERİM ---

 

Bayram sabahının acısını çok iyi biliyorum, İnsan ölümü sevmiyor, ölüm insanı seviyor. Başında, Annesi, Babası olmayıp, bayram geçirenleri, şimdi daha da iyi anlıyorum. Sabah bayram namazını kılıp direk ANNEMİN yanına koşacağım ve ANNEMLE bayramlaşacağım. Aslında bayramlıklarımı giyip, ANNEMİN karşısında dimdik durmayı, ona onsuz geçen bir bayramın, benim içimi nasıl acıttığını anlatmak isterdim ama yapamam, üzülmesin diye, oğlunu mutsuz görüp, ruhu acı çekmesin diye, yoksa anlatacağım o kadar çok şey var ki. Bana derdin ya, iyi yürekli, yufka yürekli, aslan oğlum diye. Şimdi o aslan yürekli oğlunun kalbine hüzün, keder düştü ANNECİĞİM. Şimdi o aslan yürekli oğlun, sensizliğin ne kadar, dayanılmaz acı bir şey olduğunu bile, bile yaşamakta, yaşadığım hayata yaşamak denirse eğer, ne zormuş insanın, canından çok sevdiği insanı kaybetmesi, kalbin acırken, acısını dindirememek, her sabah uyandığımda, kendimi bir kez daha yalnız hissediyorum…
Sensiz geçecek bayramlardan, biri daha geldi ANNECİĞİM. Bayram namazından gelirdim, sen kahvaltımızı hazırlardın, kapıdan girer girmez, ilk senin elini öperdim, keşke o günlere geri dönebilsek ama şimdi, mezarının başında, elim kolum bağlı oturuyorum, benim için, bir anlamı yok artık bayramların, sıradan bir günden farkı yok artık.
Şimdi gözyaşlarımı siliyorum, ağlamayacağım, bugün ağlayıp ta, senin ruhunu acıtmayacağım, kalbim hep senle kalacak ANNECİĞİM ve senin yerini kimse alamayacak ANNECİĞİM. Yanına bayramlaşmaya geldiğimde, sana canımın ne kadar acıdığını, ne kadar yandığını, ne çektiklerimi anlatamam, sen üzülme diye, söyleyemem sana içimden geçenleri, burada genelde yazıp, paylaşıyorum, beni anlayabilecek insanların olduğunu düşünerek, sana söylemek istediklerimi, yazıp, paylaşıyorum ki, biliyorum bazıları anlayabiliyorlar beni, içimde kopan, dinmek binmeyen acıyı... Bayramın kutlu olsun ANNECİĞİM, mekanın cennet olsun ANNECİĞİM …

23 Temmuz 2014 Çarşamba

--- KADİR GECESİ ----

 

Bugün Kadir gecesi, bugünde yine sen aklımdasın ANNEM. Gece yazmaya başlıyorum ama gündüz yanına gelip, bu yazdıklarımın sadece bazı yerlerini sana söyleyebilirim. Size sadece şu kadarını anlatabilirim. Biliyorum buradan daha iyi bir yerde ANNEM. Üzülmemem lazım, hatta belki de, o bana üzülüyor ama özlüyorum, çok özlüyorum, kızmakta haklısınız bana, bende kızıyorum kendime bazen, korkaklığıma kızıyorum, belki diyorum, hani her şeyin bir sebebi varmış ya, en basitinden, tabanca icat edilmiş, bir tane on dörtlü alacaksın diyor şeytan, mermileri   dizeceksin şarjöre, gerçi bir tane mermi yeter, çok düşündüm, niyetlendim, yapamadım, korktum.

ANNEMİN yokluğu, benim hayatımın kara deliği, kenarlarına tutunmasam, beni de çekecek içine, çeksin istiyorum aslında, çok istiyorum ama ellerimi bırakamıyorum, ANNEM izin vermiyor. Kulağımda bir fısıltı, Baban, kardeşlerin var diye, bir tek onlar için, bırakamıyorum ellerimi, yoksa ne kadar istediğimi tahmin bile edemezsiniz. ANNE, sen bana bakma, ben yazıyorum işte. Bugün Kadir gecesi ve dualarımda, kalbimde, aklımda hep sen varsın. Kadir gecemiz mübarek olsun, mekanın cennet olsun ANNEM….

21 Temmuz 2014 Pazartesi

YAZI YAZMAK KOLAY, EN ZOR İŞ KONUŞMAK

 
 
Bazı şeyler hayal ettiğim gibi olmuyor, düşünüyorum da, sen sorunun özünü anlamadan, hep muhalefet edenlerden misin? Sorunun özüne inmedikten sonra,  yarama merhem olamazsın. Kuşkularım bitmeden ikimize de şans vermek istemiyorum. İkimize de tekrar acı çektirmeyeceğim. Israrcı gözükmemek, zamana bırakmak lazım aslında her şeyi, en güzeli bu şekilde olur. Kaç yıldır bana çektirdiğin acının hesabını, ne bir sözle, ne bir yazıyla, nede gözyaşıyla veremezsin. Senin kalbinin iyi olduğunu o kadar iyi biliyorum ki, ama herkesi düşündüğün kadar beni düşündüğüne inanmıyorum. Eğer düşünsen, aklın hep bende olurdu, ne halde olduğumu bilirdin, neler çektiğimi bilirdin, içinden neler geçtiğini biliyorum, doğru düzgün oturup konuşmamız lazım. Belki bu sitemlerimin önüne geçecek, tek şey, bir tek adım atmaktır ama cesaret edemiyorum. Bazen insanın gururunu çiğneyip,  geçmesi gerekir, bazen sadece konuşmak gerekir, yıllardır aklım sende, bir adım atsam, bir konuşsam belki gerisi gelecek, benim şu an, hiçbir karşılığı olmayan, hislerimi anlatmak için yazdığım, o kadar sözleri, yaptığım edebiyatları, başka bir şey için kullansam, farklı durumlarda olurdum şu an. Yoksa ben sinekten bile yağ çıkarırım ama şimdi mide bulandırmaya gerek yok. Ben aslında konuşmak istiyorum ama nerden başlayacağımı bilemiyorum. Aslında karşına çıksam, konuşmaya başlasam, nasıl olsa gerisi gelir, bu kadar pasif bir olay yüzünden, ne kadar kendimi güçsüz hissediyorum anlatamam. Sana göre, yeryüzü, gökyüzü, tüm dünya haklı, bir ben haksızım. İnsan acelecidir, sabırsızdır ve insan ne istediğini bilmez. Yoksa sana karşı olan sevgim olmazsa var ya, ben hak edene, hak ettiğini vermekte bir markayım. Yinede konu sen olunca, elim, kolum bağlı kalıyor.

14 Temmuz 2014 Pazartesi

UNUTMASAKDA ÜSTÜNÜ ÖRTERİZ


Keşke her şeyi unutmak için bir şansım olsaydı,her şey kontrolden çıktı,sen bir tarafa,ben bir tarafa dağıldık,o zamanlar benim gözüm dönmüştü,hırslanmıştım,kıskanıyordum,her şey daha beter olurdu diyeceğim ama daha nasıl beter olabilirdi ki,bazen soruyorum kendime;Her şey eskisi gibi olamaz mı?Diye,olamaz,eskisi gibi nasıl olsun,ben yıldım artık,güvendiğim dağlar kendi başını yedi,kendisiyle kalmadı,beni de mahvetti,en iyisi artık uzak durmak,bak sen bile eskisi gibi değilsin.Biliyor musun?Ben çok yoruldum,kendime kızmaktan,hayal kırıklığına uğramaktan,yalnız kalmaktan,her şeyden yoruldum.Eğer sen her şeyin eskisi gibi olmasını sağlarsan,sana söz,bende elimden geleni yapacağım,sadece biraz zamana ihtiyacım var, O kadar kolay mı öyle,her şeyi unutmak dersen,bizde ’’Unutamazsak da üstünü örteriz’’
Bazı günahların bedeli ağırdır beklemez,iyilik hak edene yapılır,sen yapılan iyilikleri hak etmiyorsun.Vicdanın hiç bir zaman rahatlamayacak,uyuyamıyorsun değil mi?Hep rüyalarına giriyorum değil mi?Yanımdan kaçtın ama kaçmanın anlamı yok,hafızanı da yanında götürdün,o yüzden kaçmanın bir anlamı yok,bu öfkenin aslında sonu yok,bugün kalbini kaplayan kin,yarın seni hasta eder,içini kemirir,kin yok edici bir hastalıktır.Sana şöyle anlatıyım,sen zeki kızsın anlarsın,evladını seversin,neden?Çünkü her şeyden önce evladındır,kardeşini,arkadaşını,yeğenini seversin,neden?Hepsinin bir geri dönüşü vardır,ya en basitinden,onlarda seni sever,ama benimki,sana olan sevgim,öyle değil,geri dönüşü yok,beklentisi olan bir insanın yapabileceği cinsten bir şey değil,bilmem anlatabildim mi?Sende umarım,nasıl bir sevgi beslediğimi anlamışsındır.Mutlu sonları severim,mutlu sonları kim sevmez,ama mutlu sonlar öyle göründüğü kadar kolay varış noktaları değildir.Hadi bir yolunu buldun, ona ulaştın diyelim,yara,bere içinde kalırsın,bak bana,nasıl köşeye sıkıştım,herkes üstüme gelirken, yeter,yeter diyemedim,ben her şeyi senin için yapıyorum ama söyleyemiyorum,sustuklarım içimde,öfkeme kapılıp konuştuklarımda,ama hepsini unutmam zaman alacak ama şu sözle noktayı koymak isterim;Unutmasak da üstünü örteriz…..

8 Temmuz 2014 Salı

BİLMEM BU SEFER ANLATABİLDİM Mİ ?


 

Ah be kızım,güzeller güzeli,kızım,hatasız kul olur mu? Be kızım,her insan hata yapar,mühim olan o hatadan dönmek değil mi?Soruyorum sana.Ben hatalarımdan  döndüydüm sonuçta,çok çektirdin  bana biliyorsun.Buna karşılık bende,gönlümdekileri daha fazla tutamadım,sadece hesabımı kapatmak istedim.O yüzden biraz çektirdim sana kabul ediyorum.Sen benim yaşadıklarımı yaşamadın.O yüzden sana  anlatmakla kendimi yormayacağım,sen benim acılarımı anlayacak kadar erdemli olamadın.Erdem sevdiklerini üzmek midir?Erdem büyük bir hayal kurup,sonra enkazına bakıp,son nefesini beklemek midir?Sence erdem nedir?Hayatta değer verdiğim insanlardan biride sendin,seni senelerce sevdim,mutlu olman için dualar ettim,yeni bir başlangıç yapman için hep yanındaydım senin ama şahitsin hayat hep çelme taktı bana,canımdan çok sevdiklerimin canını yaktım.Eğer bir gün ölürsem,bana  seninle yaşadıklarımızla ilgili soru sorduklarında,şöyle diyeceğim;Ben hep iyi bir insan olmak istedim,hep çok sevmek istedim ama  bazı kulların,şeytandan da kötüymüş,ben onlarla karşılaştım,affet beni diyeceğim,bazı meraklılar soruyorlar,bana,ondan bir haber var mı ?diyorlar,beni sildi ya, hanımefendi, bundan ala haber mi olur,diyorum.Sen,beni tanımıyorsun,benim içimi  bilmiyorsun,ben senin için ne çılgınlıklar yaptım,yukarıya seni aklımdan,kalbimden çıkarması için dilekçemi sunmadım,baktım ses yok,istemez ben kendim hallederim deyip,ne taktikler denedim bilemezsin.Sonuç mu?Hala sonucu anlayamadıysan,biraz şaşırmış,birazda,alaycı bir şekilde gülüp geçerim…..

3 Temmuz 2014 Perşembe

THE END - YANİ - SON


Sen beni hiç bir zaman,anlayamıyacaksın.Sen mutlu ol diye,sen yeniden hayata tutun diye,çoğu şeyden vazgeçtim.Tabi ben senin gözünde,hiç bir zaman değerli olmadım.Ya ben senin yaralarını sardım ya,ya ben sana aile oldum ya,sen hiç bir zaman anlamadın beni,eğer sen beni anlasaydın,işler çok kötü noktalara gelmiyecekti,sana her şeyi anlattığım zaman,ben bilmiyordum diyeceksin,eğer gelip karşıma konuşsaydın.Sende bir tuhaflık var demiş olsaydın, şimdi her şeyi biliyor olacaktın.Bundan sonra ne mi olacak,herkes tabi hayatına devam edecek,olan benim hayatıma oldu.Sen benim hayatımı mahvettin,seni ikinci ailem gibi görmüştüm,senide kaybettim.Bundan sonra ikimize ne olacak?Ben kararımı çoktan verdim gideceğim,bu ikimiz içinde en iyisi olacak,sana git diyemem biliyorsun?Desem de,bir anlık sinirle söylerim anca,Ama kalda diyemiyorum.Bunları sana daha önceden söylemeliydim biliyorum.Bu kadar eziyet etmemeliydim sana,ama geçte olsa söyleyeceğim,Yanıma geldiğinde seni kovdum.kötü davrandım,sen gittikten sonra günlerce ağladım,sen,bana hakaret etsende,sen erkekmisin dediğinde,canımı bile,bile acıttığında,yinede kalbim hala senin için atıyordu.Ama sana karşı olan öfkem,gururum hep uzak tuttu seni benden,bunları kendimi aklamak için anlatmıyorum.İnanmak zorundada değilsin,ama gerçek bu,ben seni hala çok seviyorum.Bugüne kadar hep kafama göre davrandım,sen bana kal dersen kalırım,git dersen giderim.Seninle sessiz,sedasız  vedalaşmak istemezdim,pencerenin önüne geçtim ve gidişini izledim sadece ama diğer türünü kalbim kaldırmayacaktı,bu yüzden bunu gözlerine bakmadan,sesini duymadan yapmak zorunda kaldım.Sana her şey için teşekkür ederim.bizim yollarımız çoktan ayrıldı.Kendime yeni bir hayat kurmalıyım,seni çok sevmeme rağmen,bunu sensiz başarabilmeliyim,geçmişe sünger çekerek,yaşabilirsem,yaşamaya çalışacağım ama sana da her gün dua edeceğim,mutlu olman için, sevgilerle,benim biliyorsun klasik sonlandırışım var,yazımı öyle bitiriyim,the end,yani,son……

27 Haziran 2014 Cuma

BELKİ BİR PİKAÇU DEĞİLDİN AMA ; BEN HEP SENİ SEÇTİM ZALIMIN KIZI


Sen eski sen misin? Şöyle bir köşeye otur ve düşün lütfen. Sen gün içinde,beni  görmene rağmen, gece yarıları arayıp,saatlerce telefonla sohbet ediyorduk, ne çabuk unuttun.Ben,seni,iki dakika görebilmek için,yapmadığım,uydurmadığım bahane kalmıyordu.Sen tanıdığım,eski,sen misin? Değilsin tabi,bana bir bak ve beni iyi dinle,ben senin için neleri feda ettim biliyor musun?Çoğu kişiyi karşıma aldım,okulumu bile bitiremedim,sırf senden dolayı,bütün bunlar için cesareti nerden buldum biliyor musun?Yanımda güvendiğim,sevdiğim,değer verdiğim,bam başka bir kız vardı ve ben,o kıza güvenip,çoğu şeye göğüs germiştim.Bazen diyorum,şaka,şaka,ne bazeni,her gün diyorum.Artık beni  görse  ve gelse bana,çok yalnızım,hissettir bana varlığını,şimdi nasıl olduğumu bilmek ister misin?Nefes alıp yaşıyorum işte,buna da şükür demek isterdim ama diyemiyorum,yaktılar beni,perişan ettiler,ben sana beni kurtar diyorum.O kadar zaman geçti,ben seni  bir gün bile unutamadım.Çürüyüp gidiyorum,sadece.Ben seni ilk  günkü gibi seviyorum.Bunu aklından çıkarma tamam mı.Dağda kuzu ölür,ziyan kapıya gelir derler,yani sana bir şey olsa,yine tek ben üzülürüm.Ben yazı yazmadan,sen ise,yazılarımı okumasan,rahat edemezsin diye yazıyorum.Hayatı bugün,izlediğim çizgi filim gibi görmek istedim,orda seni seçtim pikaçu diyordu,ben olsam ne yapardım dedim ve pikaçu yerine,yine seni seçerdim. O  çizgi filimi sana bağladım.Belki bir pikaçu değildin ama;ben hep seni seçtim zalımın kızı…..