19 Şubat 2017 Pazar

- ANNEMSİZ GEÇEN BEŞİNCİ YIL -



Bugün 19 Şubat ve ANNEMSİZ geçen beşinci yıl. Her ANNE diye seslendiğimde veya gözlerim ANNEMİ aradığında, cevap alamadan, göremeden,  geçirdiğim beşinci yıl. Çok erken ve zamansız kaybettim ANNEMİ, daha 50 yaşında, kanser denilen bir hastalık aldı onu benden. ANNESİZ olmak tarif edilemeyecek ve anlatılması imkansız, bir o kadarda acı, kelimelerle ifade bile yetersiz kalıyor. ANNEMDEN sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı, hiçbir şeyden tat alamıyorum. Yaşantım bir anda değişti, belki çok pembe bir yaşantım yoktu ama yine de kendi çapımda mutlu olmayı, mutlu etmeyi, yaşamayı seven, yaşatmayı seven, ufak şeylerdende olsa, onları mutluluğa çevirmeye çalışan biriydim ama bir anda yaşantım kap kara oldu, ne kadar mutlu gibi gözüksem de, ne kadar arada kahkalarımda olsa, içimdeki ANNE özleminden dolayı, her mutlu gözüktüğüm de, aslında yüreğimde bir hüzün dışarıya yansıtamadığım, kalbimde bir acı saklı.
Bana sorsalar ‘’ANNE ‘’ nedir anlat diye, küçük ve uzatmadan yaşadığım bir olayla anlatacağım,
ANNEMİN hastalığının ilerlediği dönemde, hem hastanedeki, hem de evdeki  geçirdiğimiz günlerde, ağrı bantlarıyla durduğu günler, morfinle ağrısını dindirmeye çalıştığımız günlerde, hatta ve hatta son  günlerinde bile, yanına geldiğimde, benim nasıl olduğumu sorup merak etmesi, yanına gelenlerin, CEVRİYE teyze diye başlayıp benimle ilgili soru sorduklarında, dayanılmaz acılar çekerken bile, inşallah deyip veya kafa sallayarak da olsa cevap vermesi,  O halde bile beni düşünmesi, bana şunu gösterdi. Kendi durumu ne olursa olsun, hatta son nefesini verirken bile,  sizi karşılıksız düşünen tek kişi ANNENİZDİR.
Diyorlar ki; İşte bugün ANNEMSİZ geçen beş yıl oldu dediğimde, ne çabuk geçmiş zaman diyorlar, bana sorsanız, ben daha 2012 deyim, bence hiç vakit geçmedi, acısı halen ilk günkü gibi. Ben halen ANNEMİN en son yattığı yatakta yatıyorum, odalara, mutfağa girdiğimde gözüm halen ANNEMİ arıyor.
Her insanının doğup, büyüyüp, öleceğini bilmeme rağmen, ANNEMİ kaybedeceğim aklımdan geçmezdi, doktor bize ANNEMİN üç gün ömrü kaldığını söylediğindeki acıyı tarif edemem size. O günden sonra sürekli kafamın içinde delice sorular, ANNEM ölünce ben ne yaparım deyip, kendi, kendime sürekli sorular sorup durdum, ilk ölüm haberini aldığımda ne yaparım, inanın hep korktum tek dilediğim şey, korkulanın olmamasıydı. Üç gün sonra ANNEM vefat etmeyip, doktorun üç gün teşhisinden sonra, kırk beş gün yaşadı, ANNEM yanımda vefat etti ve ben ANNEMİ kurtaramadım, bu sefer kafamın içine bir soru daha eklendi, ben ANNEMİ nasıl defnederim diye. Cenazesinde hava o kadar soğuktu ki. Defnederken, elim, kolum bağlı bir şekilde, o an ne yapacağımı, ne söyleyeceğimi bilemeden, ağıtların arasında, ne olur yapmayın, ANNEM ölmedi kalkacak diyorum. Kendimi bir türlü dinletemedim. O an sadece elimden gelen ve aklımdan geçen tek şey, üstümdeki paltoyu çıkarıp vermek oldu, o an söylediğim tek söz ise ANNEM orda üşür dedim. Yine de yapmaktan korktuğum ne varsa, duymaktan korktuğum ne varsa, her şeyi yaptım ve yaşadım.

Size bir şey itiraf ediyim, yaşım 35 ama belki de size çocukça gelecek, ANNESİ yanında olanları veya bir sohbet esnasında, işte akşam ANNEM şunu yaptı, ANNEM şunu söyledi, ANNEME şunu aldım daha buna benzer birçok şeyi duyup, gördüğümde sizi çok kıskanıyorum. Siz, siz olun ANNENİZİN değerini bilin, ne kadar kızsa da, terlikte fırlatsa, eğer bir şeyleri anlamak istiyorsanız gelin bana bakın veya yazdıklarımdan, nasıl tarif edilemeyecek bir acı olduğunu anlayıp, bir kez daha düşünüp ona göre cevap verin derim. Ben ANNEMİN sesini özledim, her gün resimlerine bakıyorum ama resimleri benle konuşmuyor. Bugün ANNEMSİZ geçen beşinci yıl, bugün hem ‘’ANNEM’’  için, hem de, yetim kalmış tüm çocukların ANNELERİ için dua ederseniz sevinirim…