26 Temmuz 2024 Cuma

ALAYCI KUŞ


 İnsan sevdiği kişi tarafından alay edildiğini hissederse, kalbi acıyor ister istemez. İnsan sevgi beslediği, sevgi duyduğu kişiye, sevgim, der, sevgilim der veya duruma göre bir takım isimler takar, insan sevdiği kişiye " Alaycı Kuş " ismi takar mı? Ben bugün gözünden yaşlar gelene kadar gülmesini, nedense kendime bağladım. Sanki alay eder gibi, küçük görür gibi, belkide gıcıklığına yapar gibi, gülmesi biraz ağrıma gitti. O yüzden "Alaycı Kuş" diyorum, o alay eder gibi gülmesine..,

 Aslında denk gelmemize sevinmiştim, bir kez görmek güzel olur diye, hafif tebessüm etmiştim ama beş dakika sürmedi tebessüm etmem. Gün sonunda kalbim kırıldı, canım sıkıldı ama yinede onu gülerken görmek, onun göz yaşları gelene kadar gülmesini duymak güzeldi, Ben üzülmeye razıyım, sen hep gül, hep kahkahalar at, ömrünün sonuna kadar, "Alaycı Kuş " seni, sen mutlu ol yeter bana....

25 Temmuz 2024 Perşembe

BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM

 Bugün benim doğum günüm, insanların doğum günleri en mutlu oldukları gündür aslında, benim sabahtan günüm güzel başladı diye billirim, karmaşıkta olsa, sevgimi gördüm rüyamda, onu rüyamda görüp uyanmak, azda olsa sevindirdi, sonra gelen telefonlar, gelen mesajlar, benim sosyal medyada veya telefonumda ekli değil ama o kişi, bir umut rüyamı hayra yorup, her çalan telefona, her gelen mesaja acaba o arar mı? Acaba bir mesaj atar mı? Yanlışlıklada olsa, bir umut bekledim. Gelen telefonlara sevindim, gelen mesajlara sevindim, hatta bana yapılan, hem evde, hem işyerinde doğum günü partisine, bile sevindim, Arayana, mesaj atana, düşünüp parti yapan, aileme, arkadaşlarıma, aslında bugün herkese teşekkür etmek istiyorum. Gün sonunda onu bana gösteren, denk gelmemizi sağlayan rabbimede teşekkür ettim bugün, zaten ama bir işim doğru gitse şaşardım, mutluluk fazla sürmedi, Çünkü "Alaycı Kuş" yaptı yine yapacağını, neyse bugün benim doğum günüm, aslında bugün bitiyor, Annem keşke hayatda olsaydı da,bu doğum günüm de, "Alaycı Kuş" en fazla sinek ısırığı gibi gelir, kaşırsam kanardı, kaşımazsam zamanla iyileşir geçerdi.

24 Temmuz 2024 Çarşamba

BEN KENDİME KIZIYORUM

Ben kendime kızıyorum, İnsan kalbini söküp, öleceğini, bile, bile, ümüğüne çökmek ister mi? O kadar kişi arasında, o, bu, şu değil, yine gitti, imkansız, olmayacak birini sevdi diye. Elimde olsa, tüm bedenimde ki, sorumlulara hesap sorup, kızmak istiyorum. Gözüme kızıyorum, ne vardı, onu görecek, bırak, aşağıya bak, sağ, sola kaydır göz bebeklerini, ne vardı, ona bakıp, etkilenecek. Ondan sonra gözler, size söylüyorum, onu başkasıyla görünce, oturup ağlamayacaksın, gözlerin dolmayacak. Size değil, ben kendime kızıyorum.

Kulağıma, ağzıma kızıyorum, ne vardı, sorduğu soruyu duyacak, cevap verecek, araçla işiniz var mı? Sana ne, sen ne cevap veriyorsun, zaten işitme kaybın var, duyma işte, yada duymamazlığa gel. Günaydın, merhaba, nasılsın, dediğinde duyma, cevap verme, yada nasıl gidiyor, sen nasılsın diye cevap verme. Sanki çok iyi konuşuyormuşsun gibi, Lal ol, zaten en iyi yaptığın şey o değil mi? O kadar çok konuşmayı seviyordun, O zaman, nasıl gidiyor yerine, sevdiğini, hoşlandığını söyleyecektin aslanım, ama ben size değil, ben kendime kızıyorum.

Elime kızıyorum, arabaya binerken, kapıdan geçerken, elinle, nezaketen, sen geç diye jest yapmaya çalışmalar, eli, kolu olmayan adam, senden daha mutlu, sanki elini tutabilmiş gibi, birde jest yapmaya çalışıyor, ama ben size değil, ben kendime kızıyorum.

Ayaklarıma kızıyorum, inmesi gereken, durakta değil, biraz daha uzun görmek için, bazen belki görürüm deyip, dört, beş durak sonra inip, tekrar inmesi gereken durağa yürüyen, o salak ayaklarıma kızıyorum, sanki, yan, yana yürüyorsun, ama ben size değil, ben kendime kızıyorum.

Ben size kızmıyorum, Sizin ipinizle, kuyuya inen, size güvenip, Sevgi bekleyen, zamanla belki olur diye, aylarca bir umut bekleyen kişi olarak, ben kendime kızıyorum.

Sevdiğim bir söz var, elin gavuru aşkla kanseri, yeniyor, bizimkiler de bizi kanser ediyor diye, gidiyorsunuz, nerede acı çektirecek, nerede kalbi kıracak, nerede, ağlatacak, nerede üzecek biri var gidip onu buluyorsunuz, ama ben size değil, ben kendime kızıyorum.

Uymak istiyorum, onu düşünmekten, uyamıyorum, kalbimi kırdığınamı  yanayım, gözümden yaşların gelmesini, engellemeye çalışmak için, ne yapmam gerektiğini düşünmekten, ne yapacağımı bilmiyorum, o namı yanayım, bunlarla uğraşmaktan uyuyamıyorum, Ben ne zaman mutluluktan ağlayacağım, inanın diğerleri çok sıktı, O yüzden, ben size değil, ben kendime kızıyorum...

19 Temmuz 2024 Cuma

REFERANSA GÖRE AŞK

 


REFERANSA GÖRE AŞK 

Hepinizin bildiği yada eskiden televizyonlarda görmüşsünüzdür, en azından duymuş olduğunuzu düşünerek, bir işe, bir yere giderken, eskiden kart verirlerdi, "Hamili kart yakınımdır " diye yazılıp gönderilirdi, sonra günümüzde, teknoloji gelişti, telefon, sosyal medya derken, artık bu işler için veya cv lerde, referans istenmeye ve refersansa göre işler yürümeye başladı. Bende bu durumdan esinlenip, referansa göre aşk nasıl olur onu yazmak istedim.

Eğer çalıştığınız yerde referansın kuvvetliyse, çok rahat beğendiğiniz,hoşlandığınız, Sevgi' nizi belli edeceğiniz kişiye açılabilirsin, gidip konuşabilir, aşkını, sevgini söyleyebilirsin. Tam tersiyse, uzaktan sevmeye veya sonu ne olur düşüncesiyle, platonik sevmeye devam edersiniz. Çünkü insanlar niyetleri sadece flört veya zaman geçirmek olsa, arada gerçekten sevende vardır belki ama sonunda onlar referans kuvvetiyle çok rahat açılabiliyor, bu öyle bir şey ki, Sevdiğimin referansı kuvvetlimi, yoksa sıradan birimi, kuvvetini bilmediğimden ister istemez çekinceler oluşuyor. 

Bu referans olayını Sevgime daha doğrusu hislerime yorumlayacak olursam, ben tüm bedenime gözüm kapalı referans olabilirim, çünkü öyle bir özellikleri var ki, hepsinin tek, tek, bunları anlatmak istedim, şunu bil ki, sevdikleri zaman çok güzel ve körü körüne seviyorlar, eğer olur ya, Sevgime bir gün karşılık verirsen, sana her bir parçam için referans mektubu yazabilirim....

Gözüm mesala, senden başka birine bakmaz, sana kötü bir ima ile bile bakmayacağının, senden başka birine baktığında kör olacağının bilincinde, sana o kadar sadık ve güzel bakar ki, gözüme uçsuz, bucaksız referansım.

Dilim mesala, sana güzel sözler söylemekten, sana seni ne kadar çok sevdiğini söylemekten başka, sevgisini anlatmaya çalışmaktan başka, farklı kötü sözler duyamazsın, olur ya, sana kırıcı bir söz, seni üzecek bir kelime edeceğinde, ömrünün sonuna kadar lal olacağının bilincinde, dilimin tatlı olacağına her koşulda referansım,

Yüzümün yanında hep gülecegine, elimin ellerinden başka el tutmayacagına, elimin sana her ne şartta olursa olsun, kızgınlıkla dahi olsa hiç bir kötü harekete kalkışamıyacagının referansı olabilirim, seni üzen yüze, gülmeyi haram edeceğime, senin elinden başka el tutan elimi, hiç bir eli tutmaktan mahrum edeceğimi bil istedim, yüzüme, elime her türlü referansım.

Kalbimin senden başka birini sevmeyeceğini, senin yanında, kuş kalbi gibi pır pır atacağını, her koşulda, seni ömrümün sonuna kadar sevip, kalbimde olacağının referansı olabilirim. Olur ya, kalbim başka birine kaymaya çalışır, ona kalp pili takar, aklıma geldikçe, o pili gıcıklığına çıkarırım, sana şunu söylemek isterim, kalbim seni çok güzel seviyor, kalbimin seni durana kadar seveceğinin referansı olabilirim.

Aklımın senden başka birini düşünmeyeceğinin referansı olabilirim. Aşkım için, sevgim için,  referansa göre aşk istiyorsan, Ben, kalbime dilime gözüme referansım. Sen, sevgisine, hislerine, bedenine, aşkına, beni ömrümün sonuna kadar sevecek biri var mı  dersen, bununla ilgili referans istersen, Ben, kalbime dilime gözüme, Sevgime referansım. Sana olan sevgimi bu yazıyla anlatmak istedim, bunun adına da, Referansa göre aşk deyip anlatmaya çalıştım, benim değil ama Kalbimin, dilimin, gözümün referansı kuvvetli bil istedim....

10 Temmuz 2024 Çarşamba

SADECE OTURUP İZLEMEK İSTİYORUM SENİ

 


Karşıma otur san, usanmadan, sıkılmadan,

saatlerce oturup izlerim seni,

Saçının her bir telini, boyutunu, rengini,

pür dikkat, oturup izlerim seni,

Ben sadece oturup izlemek istiyorum seni.

Kaşlarının, güzelliğine kattığı, güzelliği 

erinmeden oturup izlerim seni,

Gözlerin, kirpiklerin, göz bebeğinin içi,

dışının beyazın dan tut, göz kırpmalarına kadar, kıpırdamadan oturup izlerim seni,

Ben sadece oturup izlemek istiyorum seni,

Yüzünün, tüm haritasını, sana bakarken ki, kalp çarpıntıma rağmen, heyecandan, elimin ayağımın titremesi, nefes alış, verişimin ritminin bozukluğuna, dilimin o an lal olmasına aldırış etmeden, oturup izlerim seni.

Gözlerimin göreceği en son güzellik, kulaklarımın duyacağı, en güzel ses, senin sesin ve bunun sonunda, kalbimin duracağını bilsem de, yine de oturup izlerim seni,

Ben sadece oturup izlemek istiyorum seni.

16 Haziran 2024 Pazar

ANNEMSİZ GEÇEN BU KAÇINCI BAYRAM

Yine bir bayram günü daha geldi çattı, eskiden gelsin dediğim bayramları, şimdi ise şu bayram tatilleri çabucak bitsin der hale geldim. Benim çocukluğum yokluk içerisinde geçti, kıtlıklar, yokluklar ve zorluklar yaşadım ama bayramlar çok güzeldi, hayatımızı kolaylaştıran maddi bir servetimiz yoktu ama müthiş bir Anne sevgisi ile bu günlere geldim. Annem sayesinde Sevgiyi tattım, Sevgiyi büyüttüm yüreğimde. Bana ve kardeşlerime bıraktığı en büyük servet Sevgi oldu. Annemsiz  geçen bu kaçıncı bayram olacak artık saymıyorum. Bayramlarda hep uğradığım yer daha doğrusu, Annemin bizi beklediği durağı, Karşıyaka mezarlığı oldu, "T2 A 739" numaralı yerde her bayram, bayramını kutluyorum. Bu bayram sabahıda camın önünde  bizi beklemeyecek.

Çünkü bu bayramda, elini öpeceğimiz  Annemiz aramızda değil artık.Tabi anlatılması zor bir duygu bu, yaşayan daha iyi anlar beni. Mezarda yatan bir Annenin bayramına gitmekten daha zor ne olabilir ki? Bu yüzden bu kurban bayramı benim için heyecansız ve coşkusuz bir bayram olacak.

Yaşım 42, kaç yaşında olduğun önemli değil,

Saçımda, sakalımda aklar olsa bile, söz konusu Anne olunca, küçük bir çocuk  kadar duygusal oluyor, Annesiz bayram geçiren insan.

Bu kaçıncı Annemsiz geçen bayram ama yine de bir bayram daha geldi, Anne mekanın cennet olsun, bayramın mübarek olsun, benim canım Annem.....

 

5 Haziran 2024 Çarşamba

A-Ş-K Her harf bir düşünce


Aşkın zehri gibi, panzehiri de olmalı.

Sevginin gücü gibi, o güçle baş edecek dayanıklı bir kalbinde olmalı.

Karşılıksız aşkın, gazabından kurtulacak bir aklın olmalı.

Gözlerinin güzelliğine dayanacak, sağlam bir yüreğin olmalı.

Güzelliğinin karşısında, lal olmayacak bir dilin olmalı.


ŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞ


Aşkımın karşılığı olsa, panzehiri de istemem.

Sevgimin karşılığı olsa, kalbimde artık sıkıntıda istemem.

Karşılıksız aşkımın karşılığı olsa, aklımda senin olmadığın bir düşünce istemem.

Gözlerine bakmaya cesaretim olsa, yüreğimdeki pır pır atmalar artık olsun istemem.

Güzelliğin ömrümün sonuna kadar karşımda olsa, diliminden sevgi sözcüklerinin eksilmesini istemem.


KKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKK


Aşkıma karşılık yok biliyorum,

Sevgimin masumiyetinin senin için bir önemi yok onu da biliyorum.

Gözlerini benden uzak tutup,güzelliklerinden beni mahrum ettiğini de çok iyi biliyorum.

Güzelliğinin farkında olduğun için, beni beğenmediğini anlıyorum ve biliyorum...

 

28 Mayıs 2024 Salı

Platonik Aşk

 

Hayat yine şaşırtmadı beni, yada alışkanlık mı yaptım onu da bilmiyorum ama tek bildiğim, ben platonik aşk yaşamak için gelmişim sanki bu dünyaya, belki de öbür türlü daha çok canım yanacak.

Yok, yok ben öyle seviyorum deyip, belki de kendimi avutuyorum, hiç bir beklentim yok hayallerim dışında, öyle küçük şeylerden mutlu oluyorsun ki, yada anlamsız hareketlerden kendine pay çıkarıyorsun. Gün içinde bir dakika bile denk gelsen, o an bir gülse acaba bana mı güldü diyorsun, yada sana doğru kafasını çevirip, sana baktığını gördüğünde, anlamsız sırıtıyorsun, hayaller kuruyorsun, o ihtimali bile yaşamayı seviyorsun, ama kötü bir bakış sezdiğinde veya camı kapadığında, görmezden geldiğini hissettiğinde, seninle ilgisi yoksa bile, o günün moral bozukluğu oluşturabiliyor ister istemez, o yüzden uzaktan sevmek iyidir deyip, o yüzden ben seni, uzaktan seviyorum...

Sen benim 24 saat kalbimdesin, bunun 18 saatini hayallerimde, 6 saati rüyamda oluyorsun, Sana duyduğum özlemi anlatmaya kelimeler yetmez, o yüzden sosyal medyada gezerken, beni anlatan bir söz denk geldi, bir videoda, Metin Ersan ne güzel söylemiş, ben seni değil resmini tanıyorum, belki tanısam seni, sen benim bütün güzel düşüncelerimi yıkarsın. Sen beni neden seviyorsun dediğinde, karşılık olarak bundan sanane demek geçiyor içimden, Çünkü her sabah seninle başlayan düşlerim, günün sonunda yalnızlığa dönüşüyor, zaman bir şekilde geçiyor, tek avantajım bu platonik aşk denen saçmalığın tecrübesinden dolayı, ona zarar vermemek, üzmemek, kırmamak, kötü hissetmemesi, canı sıkılmaması için, susmam gerektiğini biliyorum ve ona göre davranıyorum.....

12 Mayıs 2024 Pazar

Anneler Günü

 



Bugün Anneler günü, daha önce ki, Anneler günlerinden farklı olarak elimde yetkim olsa, televizyonlara, gazetelere ilan veririm, hatta kanun bile çıkartırım, lütfen artık usulca ve sessizce kutlarmısınız, Anneler gününü diye... Benim için Annemin yokluğunu hissettigim bir gün daha geldi. Neden benim Annem yok, bugün bende Anneme sarılıp, elini öpüp, Anneler günün kutlu olsun Annecim demeyi çok isterdim. Herkes Annesine ne hediye alsam diye düşünürken veya aldığı hediyeyi Annesine verip, onu sosyal medyadan paylaşırken, ben Annemin mezarına nasıl bir çiçek diksem diye düşünüyorum veya mezarı başında resim çekip onu paylaşıyorum sosyal medyada maalesef.

Ben 42 yaşındayım büyüdükçe düzelir sandım, olgunlaştıkça biraz daha belki kabullebilirim diye düşünürken, sanki yaşım küçülüyor gibi, küçük çocuklar nasıl Annelerini ister, bende öyle Annemi istiyorum ve onu çok özlüyorum, dünya kocaman ama ben kendimi tek başıma hissediyorum, aslında dünyada benim gibi yüzlerce, binlerce, Annesiz insanlar var, beni onlar daha iyi anlarlar, çünkü ben onları çok iyi anlıyorum...

Size bir tavsiye veriyim mi? Ben Annemi gülerken de gördüm, o kadar güzel gülüyordu ki, o kadar güzel gülüşü vardı ki! Annem bize belli etmese de, Annemi ağlarken de gördüm, aslında elimde imkan olsa, geriye gidebilsem, hep gülmesini sağlayabilsem, o yüzden siz hep Annenizi güldürün, Annelerimiz hep gülsün ve onları hep gülerken hatırlayalım... 

Bugün Anneler günü, Anneciğim Anneler günün kutlu olsun, mekânın cennet olsun, benim güzel Annem.....

10 Nisan 2024 Çarşamba

Annemsiz bir bayram daha


Bugün günlerden nerede o eski bayramlar dediğim bir bayram daha geldi çattı... Annemsiz geçireceğim bir bayram daha geldi...

Eskiden bayramlık kıyafetler alınır, sabah onları giymek için çabucak sabah olsun isterdim. Bayram namazını kıldıktan sonra hızlıca eve giderdim, Annemle sabah kahvaltı yapmak için, sonra elime poşet alıp, şeker toplamaya giderdim, sonra eş, dost, akraba ziyaretlerine gidilirdi, artık Annemden sonra bayramların tadı yok ve buruk geçiyor benim için, Allah'ın gücüne gitmesin ama bayramlar gelsin istemiyorum...

Bayramlarda kahvaltı yapıyoruz, bir araya geliyoruz, Annemin yüzlerini gördüğü torunları, Annemden sonra dünyaya gelen torunları, hep beraber oluyoruz ama yine de Annemsiz bir buruk geçiyor benim için. İleride yeğenlerim, büyüdüğünde, çoluk çocuğa karıştıklarında, Amcam, Dayım bize bunları derdi, bunları anlatırdı deyip, onlarda bizi anlatırlar, kim bilir...

Aslında bende yeğen çok isimlerini yazsam uzun sürer, sekiz tane yeğen var. Hepsiyle bayramlaşıyoruz, kundaktakine kadar, o kadar çok harçlık veriyorum ki, bazen diyorum, bu sene farklı bir şey yapalım, siz bana harçlık verin diyesim geliyor ama verecekleri cevap belli, Hayır, bayram harçlıklarını büyükler verir derler kesin. Biri bir şekilde başlıyor, Amca, dayı bayramın mübarek olsun sözüyle İlk adım atılıyor bir şekilde..

Ben yine bu bayram Annemin mezarına gideceğim ve Annemin mezarı başında, bayramın mübarek olsun Anne diyeceğim. O yüzden eski bayramları özlüyorum, Annemle geçirdigim bayramlara, tekrar o günlere geri dönmek isterdim. Anne bayramın mübarek olsun, mekanın cennet olsun....

O yüzden siz, siz olun ailenizle birlikte bu bayramların kıymetini bilin, ben beceremiyorum kutlamayı ama siz bu bayramları, en güzel şekilde, sağlıklı, huzurlu mutlu bir şekilde kutlayın. Bayramınız mübarek olsun.....

 

5 Nisan 2024 Cuma

UZAKTAN SEVİYORUM SENİ

 Konuşmadan, sadece bakarak sever mi insan.

Sesini duymak için kulak misafiri olur mu insan.

Sırf gözlerine bakmak için, karşına geçmek için bahane bulur mu insan.
Her gün, her saat bunları senin için yapmaya çalışan bir insan.
Uzaktan sevmeyi başarmış bir insan,
Maalesef uzaktan seviyorum seni.
&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Kalbimi kırmana rağmen,
Beni arada yok saymana rağmen.
Görmezden gelmene rağmen.
Beni kendine yakıştırmamana rağmen.
Uzaktan sevmeyi başarmış bir insan.
Maalesef uzaktan seviyorum seni.
&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Kalbim hep seni istiyor.
Aklım durmadan seni düşünmek istiyor.
Gözlerim hep seni görmek istiyor.
Yüreğimden geçen sözleri dilim sana söylemek istiyor.
Ellerim, ellerini tutmak istiyor.
Uzaktan sevmeyi başarmış bir insan.
Maalesef uzaktan seviyorum seni.
&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Rüyalarda değil,
Dualarda değil,
Hayallerde değil,
Seni başkasının yanında hiç değil,
Her gördüğüm kişiyi sana benzetmek değil,
Uzaktan sevmeyi başarmış bir insan.
Maalesef uzaktan seviyorum seni.

20 Mart 2024 Çarşamba

OTOBÜSTEKİ KIZ

- Siz hiç Lal oldunuz mu? Aslında beni tanıyan bilenler bilir, ne kadar çok konuşmayı sevdiğimi,susturamazlar,kolay,kolay,hani derler ya, üç lira ver konuş, beş lira ver susuturamazsın diye, işte o söz benim için söylenmiş diyebilirim. Taki o güne kadar, otosbüsteki kızı görünce Lal oluyorum. Otobüsteki kız dememin sebebi, en yakın şekilde görüp, konuşabileceğimi düşündüğüm yer diye bilirim, onun dışında zor zaten. Bazen otobüs dolu olur, binerken gözlerim onu arar, acaba binmişmi diye, gördüğümde uzaktanda olsa, gözlerimi kapatıp açarak, kafayı hafif aşağıya eğerek, bir şekilde kendimce selam göndermeye çalışıyorum. Denk gelir, günaydın, iyi akşamlar deme imkanı bulursam ve aynı şekilde karşılığını alırsam, o gün kendimi onunla konuşmuş sayıyorum, onun sesini üç saniyede olsa duymak bana iyi geliyor. Her gün durakta beklerken,her binişimde acaba bugün denk geleceğizmi diye içimden geçiyorum. Otobüse bindiğimde, eğer otobüsteki kızla denk gelemediysek, ne o yol bitiyor, nede modum iyi oluyor, çünkü onu görmem yetiyor, kimi zaman hayal kuruyorum, şunları derim, o bana şöyle cevap verir deyip bir şekilde senaryo kuruyorum kafamda, kimi zaman onu koruyan bir kahraman,kimi zamanda yağmur yağdığında, şemsiyesi olmasın,ben şemsiyemi veriyim, centilmenlik yapıp,bir şekilde nasıl sohbeti, muhabbeti ilerletebilirim düşüncesi doğuyor, kötü tarafıda oluyormu? hep mi iyi şekilde ilerliyor derseniz, tabiki de, beni üzen durumlarda oluyor, bir gün önce , otobüste merhaba dediyse, ertesi gün veya diğer günler, ne selam alıyor, nede benim için uzun olan, günaydın, merhaba, nasılsın gibi sözlerden mahrum ediyor, yada bazen görmemezlikten gelince, acaba ne yapmış olabilirim diye düşünüyorum ama anlamsız bir şekilde bazen geri eski moda döndüğünde, biri gitti, arayımı buldu diyeceğim, benden başka bilen yok, İmkansız olduğunu biliyorum, daha doğrusu olmayacağını biliyorum ama nedense her gördüğüm,daha doğrusu onu andıran kişileri gördüğümde ilk başta o sanıyorum, her gözümü kapattığımda, o aklıma, hayalime geliyor, aslında her yerde o  varmış gibi her seferinde onu görme hissi oluşuyor, otobüsteki kızın size kaç tane farklı montu var sayabilirim, her detayını,her değişik giydiginden tutun, eğer ayakkabısı yeniyse, yeni ayakkabı almış diye kendime söylüyorum. Bazen bazı şeyleri kabullenmek gerekir, o yüzden ben bu kadar, Hoşçakal otobüsteki kız....!!!!

 

19.02.2012 - 19.02.2024 ANNEMSİZ GEÇEN 12 YIL



 

ABLAMIN DOĞUM GÜNÜ

 (S)erap ablamın doğdu gündür bugün,

(E)kim ayının başında başlar kutlamalar,

(R)esimler paylaşılır, sözler yazılır, hediyeler alınır, o gün.

(A)blam her yaşında, bir önceki yaşından daha mutlu, daha sağlıklı,daha huzurlu bir hayatın olsun.

(P)elerinsiz, kanatsız, bize kol kanat olan ablama, aklıma İlk gelen, bana ilkokulda ezberlettigi şiiri hediye edeceğim.


"Şiirin aslı"

Şu sarı boyalı ev varya bizim ev,

Annem, Babam, Kardeşlerim,

Biz onu severiz, oda bizi sever,

Bunca yağmura,karasoğuğa, 

Çoktan bizi bırakıp giderdi.

&&&&&&&&&&&&&&&&&_


"Şiirin değiştirilmiş hali"

Şu sarı saçlı kız varya,melek gibi olan işte o benim ablam,

Annem Babam Kardeşlerim,

Biz onu severiz oda bizi sever,

Bunca badireye, bunca olaylara rağmen.

Çoktan başkası olsa bizi bırakıp giderdi, her zaman bizim yanımızdadır, benim melek ablam.


33 yıl önce ezberlettigin şiir, başka şiir ezberletmediğin için, başka şiir bilmediğim için, sana tek bildiğim şeyi söyleyeceğim, doğum günün kutlu olsun, hep mutlu ol, ablaların bir tanesi. 🥳🎂🎉

ANNELER GÜNÜ


 Bugün ANNELER GÜNÜ ve Annemsiz bir ANNELER GÜNÜ daha geldi, ateş düştüğü yeri yakıyor ve beni bu acıyı çekenler daha iyi anlar.

Sizin hiç Anneniz öldü mü? Sizin hiç Annenizi buz gibi bir morga koydular mı? Soğuktan yapışan saçlarını, canı yanar korkusundan anlından alamadığınız oldu mu? Onu son kez öptüğünüzü ve bir daha asla öpemiyeceğinizi, göremiyeceğinizi bilmenin verdiği o çaresizliği yaşadınız mı? O güzel merhametli kalbinin artık atamayacağı gerçeği yüzünüze çarptımı? Bugün ANNELER GÜNÜ ve Anneniz yoksa, Anneler günü olmuyor, mesala, sabah kahvaltıları, akşam yemekleri olmuyor, yemeden, içmeden kesiliyorsunuz, sonra bir zaman geliyor yiyorsunuz ama hiç bir tat almadan yemek zorunda kalıyorsunuz, günler akıp gidiyor, aylar hatta yıllar akıp gidiyor ama sizin aklınız sadece Annenizin gittiği günde kalıyor, hep bir yanınız eksik oluyor, gülüşleriniz eksiliyor artık, mutluluğunuz kayboluyor, Anneniz yoksa, aslında sizde bir nevi ölüyorsunuz.

Ben her gün yada her hafta mezarının başına gidiyorum, mezarlığa giderken, ben mezarlığa gidiyorum demiyorum, ben Anneme gidiyorum diyorum, elimden hiç bir şey gelmiyor, acım hafiflemiyor, unutacaksınız geçecek diyenler hep yalan söylüyor o acı hep kalıyor, ilk günkü gibi, başın sağolsun ne kadar acımasız bir laf olduğunu o zaman anlıyorsunuz, ağlama diyenler oluyor, güçlü ol diyenler oluyor, onlar dedikçe ben susuyorum.

Bugün ANNELER GÜNÜ ve Annem yanımda olsaydı şunları söylerdim veya yanımdaymış gibi gidip ona şunları söylerdim deyip düşüncelere dalıyorum, bugün şu hediyeyi alırdım Anneme, Annem olsaydı şöyle gülerdi şu sözüme, Annem olsaydı şu sözüme kızardı diye hayaller kuruyorum sonrada duvardaki resmine, bakıyorum, bir söz var "Resim duvarda asılı ama çivinin acısı kalbimde diye " benim durumumda tamda öyle, duvarda resmi kalıyor ama çivisini kalbimde hissediyorum,.

Bugün ANNELER GÜNÜ beni duyduğunu gördüğünü biliyorum Annecim, seni çok seviyorum. Anneler günün kutlu olsun, benim güzel Annem, mekanın cennet olsun, dualarım hep seninle.

ANNEMSİZ GEÇEN 11 YIL

Hayatımın değiştiği daha doğrusu, bu şekilde yaşamayı benim seçmediğim, hayatın beni mecbur bıraktığı, adına yaşamak denirse yaşadığım bir hayat var.

Hayatımın anlamı olan ve bunu her 19 şubatta dile getirsem de, ben 11 yıldır ANNEMSİZ geçen her gün, bunu kendi kendime söylüyorum...

ANNEM gitti, ben bittim.

ANNEM gitti, ben istemediğim bir hayat seçtim.

ANNEM gitti, ben yarımı kaybettim.

ANNEM gitti ve ben .... bunun gibi yüzlerce şeyler söylüyorum, Bugün benim ANNEMSİZ geçen 11 yılım ve ben ANNEMİ çok özledim, bazen anlatmaya sözcükler yetmiyor, sadece şunu söyleyebilirim insanın ANNESİ gittiginde bir tarafı eksik oluyor ama yaşadığı hayat çok değişiyor, kimi zaman kendini sığıntı gibi hissediyorsun, kimi zamanda bir fazlalık, çünkü hayat çok acımasız habire tekmeliyor...

ANNEM sen üzülme oğlun alıştı, bugün tam 11 yıl oldu, ben 2012 deki yokluğunda ki hislerim neyse, yıl 2023 yokluğun ve özlemin her sene artıyor ve gözlerim kalbim hep seni arıyor ANNEM...

Mekanın cennet olsun benim güzel ANNEM.

Seni çok seven oğlun.....
 

TABİ Ki ABLAM 12 EKİM DOĞUM GÜNÜ

(S)aatlerdir çaktırmadan,sosyal medyada gelen mesajlara bakıp aradan iyilerini seçip watsapta yayınlıyan ABLAM.

(E)n güzel doğum günü mesajları için,kim ne yazıyor,kim ne düşünüyor,kim ne dileklerde bulunuyor,kimler arayacak,kimler ne hediye getirecek deyip,sonrada,hediyeye,pastaya gerek yok diyen ABLAM.

(R)ivayet bu ya,yıllar önce başlamış,bu doğum günü,kutlama yada kutlamaya gerek yok olayı,gelin size bunun başlangıcını anlatayım,duyduğum ve hatırladığım kadarıyla,kimden mi duydum,kim mi anlattı,tabiki ABLAM.

(A)ncak yıl olarak,oda bu olayın olduğu yılı hatırlamıyorum diyor,ben doğmadan önce yaşanmış diye düşünüyorum ama neyse sorun yıl değil zaten,arada anlatır bizi güldürür ABLAM.

(P)aramızın olmadığını bir dönemmiş,ha halen paramız yokda,o zamanlar dahada fakirmişiz diyor ama belkide para daha bulunmamışda olabilir,neyse konumuza dönelim,12 Ekim'de doğmuş ve her yıl doğum günü kutlaması yapılırmış,sonra hem gündüz,hem akşam evde doğum günü kutlanırmış,sonra gündüz kutlamaları azalmaya başlamış,dururmu, bizimkisi,sizmisiniz kutlamayan deyip,gündüz mahalleye gelen,eski ayakkabı verip,iğde, leplebi,keçiboynuzu satın aldığımız kişiye,sen git,evde sıfır terlikleri,ayakkabıları makasla kes,leblebiciye ver,sırf kendine gündüz doğum günü sürprizi yapmak için,tabi bizimkiler bu durumu fark ediyor ama kaç yıl sonra,her 12 Ekim'de ayakkabı ve terlikler kayboluyor,en iyisi diyorlar,bu bize pahalıya gelecek deyip tekrar günde iki kere kutlamaya başlıyorlar,her sene,sosyal medyaya bakıyorum,kimileri akşamdan süpriz yapıyor,kimi gündüz süpriz yapıp pasta kesiyor,herhalde bu hikayeyi herkese anlattı ABLAM.

(Yaşanmış bir olayı akrostiş olarak,yazmak istedim,aslında bizde hikâye bitmez,benim kafamın yarılması,elektrik çarpması,yeni taşındığımızda,eski mahalleye gitme operasyonumuz,say,say bitmez bu olaylarda daha ABLAM ilkokula gidiyordu,o yüzden her 12 Ekim'de iyisiyle,kötüsüyle bir çok anımız var ABLAM' la,daha çok anı biriktirmek için,her zaman mutlu,sağlıklı huzurlu nice mutlu yaşların olsun.Doğum günün kutlu olsun.Seneye 12 Ekim'de yeni bir hikaye ile görüşmek üzere,bu hikayenin kahramanı ve anlatanı,yaşayanı,kim mi?Tabiki ABLAM.   🎂🎉🥳😀

ANNEMSİZ GEÇEN ONUNCU YIL (19.02.2012-19.02.2022



Ben Annemi on yıl önce bugün kaybettim.

Ben annemi otuz yaşındayken kaybettim.

Annem, Elli yaşındaydı ve bir kanser savaşına yenildi. Annesizlik çok acı, bu acının tarifi imkansız.Yaşadığınız hayatın tüm dengesi değişiyor, her şey renkli iken, bir anda siyaha dönüyor. Sen yaşantına ne kadar renk katmaya kalksanda, yada renkli yaşıyor gibi gözüksende, kahkahalar atsanda, zaman, zaman, hatta gözlerinden ışıklar saçacak kadar mutlu olsanda, sonra yine hep siyaha dönüyor hayatın.

Her gülüşümde, yüreğimde bir hüzün saklı. Hatırlamak diye bir şey söz konusu değil, çünkü benim aklımda, kalbimde unutmak diye bir şey yok, kocaman bir Anne özleminin varlığıyla çarpıyor kalbim. Annemi çok özledim.

Tarif edilemeyecek kadar muhteşem olan hayallerim, yaşamak istediğim güzel günler, aklımda, kalbimde pırpır ediyordu, neşe dolu biriydim. Sonra Annemi kaybedeceğim gerçeğiyle yüzleştim. Sonrada, ben bu acının en katmerlisini yaşadım. Yeğenlerim var, bazen bir araya geldiğimizde, keşke Annemde görseydi onların bu halini diyorum, Görmeselerde, Annane, Babaanne deyip, yanına gittiğimizde sesleniyorlar, torunların seni biliyorlar Annem.

Keşke Annem olsaydı bu kadar zorlamazdı beni bu hayat, bende herkes gibi Annemin kıymetini çok daha iyi anladım. Annemi kaybettikten sonra, meğer Annemin, benim için ne çok şey yaptığını fark ettim.

Hayatımın geri kalanı, Anne merhametinden eksik olarak geçecek, yaşantımın, hayatımın bir köşesinde hep hüzün olacak.

Tüm Annesi olan sesleniyorum, itiraf etmeliyim ki sizi çok kıskanıyorum. Özellikle televizyonda, dışarıda, herhangi bir yerde yaşıyorum ben bunu, yanındaki kişiye Anne diye seslenenleri duyunca kıskanıyorum da, üzülüyorum da. Her daim Annenizin varlığına şükredin ve varlıklarının değerini bilin.

Bugün tam on yıl oldu, kimi tanıdıklar hatırlar o günleri, hastane bahçesinden, cenaze namazına, ordan mezarlığa, daha dün gibi diye konuşurlar ama bugün Annemiz geçen onuncu yıl...

Annem mekanın cennet olsun....

9 Temmuz 2021 Cuma

İNSAN KALBİYLE KONUŞUR MU ?

 

Ben kalbiyle konuşanlardanım, aslında kalbim, aklım yeri geldiğinde gözüm ve dilim dahi olaya karışıyor, genelde aşk ve sevgi gibi konularda...

Kalbimin şöyle bir sıkıntısı var, gidiyor olmayacak insanlara kendini kaptırıyor, ya yaş olarak küçük veya büyük birine yada kesin olmayacak birini buluyor bir şekilde. Aslında kalbimin sevgisine karşılık verecek olan kişi, bilmiyorum kim kalbime  girecekse, önce onu oradan çıkarıp tozunu alması lazım, örümcek ağı bağlamıştır kesin, boş kullana kullana, kullanılmayan bir eve yıllar sonra girilmesi gibi.
Kalbime kızıyorum bazen, ne bazeni devamlı kızıyorum, niye o kişiye gönlünü kaptırdın diye, kalbimde diyor ki, bana ne kızıyorsun, git konuş, belki kabul eder, karşılık verir aşkına, ama aklım nedense, yok diyor, dilim lal oluyor, Başka zaman çar, çar konuşan dilim, bazen sivri dile dönüşen dilim, onun karşısında tutuluyor. Hadi beni mahçup etme konuş desende, nafile gıkı çıkmıyor. Bazen birleşip gözümü suçladıklarıda oluyor, görmeseydi, bakmasaydı, farklı gözle desede gözde cevap veriyor kendince, ben görmesemde, kimi sese, kimi gösterilen ilgiye kendini kaptırıyor, deyip işin içinden sıyrılmaya çalışıyor.
Çok saçma belki ama bir filim izlersin, komedi, dram, aksiyon, konu farketmez, yada yolda gördüğün bir tabeladaki onun ismi, yada onun isminin söylendiği herhangi bir yerde hemen aklına, kalbine düşüyor.
Mesala Annesi çocuğuna, Zehra içeri gir diyor, yada bir dükkan tabelasında, Dilek market, Tuğba kuruyemiş yazar, çiçekçide gördüğün, Papatya, Gül, Fidan, Menekşe, ne gördüysen onun ismini anımsatan, hatta ve hatta lastiklere Hava basılır, yazısındaki, Hava yazısını bile eğer kişinin adı ise aklına geliyor.
Bir şarkıda Nur yüzlüm, bir replikte, Güneş gibisin gibi, sadece kalbindeki kişinin ismini görmen veya duyman yetiyor. Bahane bulup onunla ilgili hayaller kurmak için... Bu arada burda örneklerde hep farklı isimler belirttim bu yazıyı yazarken. Kalbim dedi onun ismini de yaz ama aklım izin vermedi. O yüzden burada farklı isimler kullandım. Kalp öyle birşey ki, yeter ki, sevsin, işine aklına sır ermiyor. Geçen bir filim izledim, orada erkek ölmek üzere ve son nefesini vermeden milyonlara sevdiğini kişiyi söylüyor, seni çok seviyorum diyor ve ölüyor, klasik filim repliği işte, şöyle bir düşündüm, ben olsam onun yerinde, ne yapardım dedim, ordan kalbim bir hışımla zıpladı, söyle, söyle ama aklım dedi ki, söyleme, sen zaten öleceksin, onun bir hayatı olacak, hayat ona devam edecek, vicdan azabı çekmez ama ileride başına kakış olmasın kızın  yada onu gören, farklı gözle bakmasın, boş ver deyip, son anda bile onu düşünüp söylemezdim. Bana soruyorlar sevgilin varmı? Bende diyorum ki, ben boşum ama kalbimi gösterip burası dolu diyorum. Sanki aldatacakmış gibi hissediyorum, eğer başka biriyle birlikte olursam. O yüzden insan kalbiyle konuşurmu demeyin, insan kalbiyle konuşur, bir şey verirken eli titrer, Amman titreme, beni rezil etme der. Onun karşısındayken veya onu düşünürken insan tüm benliğiyle bir toplantı yapıyor ister istemez...

9 Mayıs 2021 Pazar

ANNEMSİZ ANNELER GÜNÜ




Annemsiz geçen bir Anneler Günü daha geldi. İçimdeki boşluğu anlatmaya kelimeler, sözler yetmez. Allah'ın her günü, Annem, aklımda, kalbimde ama bugün daha farklı bir üzülüyorum. Aslında bu üzüntü duygusunun yoğunlaşmasını, önceden başlayan, Anneler Günü reklamları, haberleri, hediye önerileri derken, Anneler Gününün gelmesiyle, herkesin Annesine hediye alması, beraber fotoğraf çekilip paylaşması, ya insan bir fotoğraf karesini kıskanır mı? Kıskanıyor işte. Belki Annem yanımda olsaydı, bende çekilip paylaşacaktım ama bu konuda sözde empati yapabiliyorum sadece, duygularıma mani olamıyorum. Sekiz yıldır, her Anneler Gününde, hiç değilse Annemin Mezarına gidebiliyordum, bu dokuzuncu yıl öyle bir yıl oldu ki. Yasaklar bana bin kat zor geldi. Mezarının başına dahi gidememek, özellikle böyle bir günde, oturup çocuk gibi ağlayasım var. Annesizlik; yaşın kaç olursa olsun, insanın içini acıtan bir eksiklik. Belkide sadece Annesi olmayanların, beni anlayabileceği bir duygudur bilemiyorum. Bir kere Annenizi kaybettiniz mi, artık bambaşka bir hayatı yaşamaya başlıyorsunuz. Tüm hayatınız, düzeniniz, hatta en basiti, yattığınız yer, yemeniz, içmeniz, aklınıza daha önce gelen, o önemsiz gibi gördüğünüz bir çok özelliğiniz değişiyor, kendimden biliyorum. Yine mutlu olursunuz, yada mutluymuş gibi gözükürsünüz, o ayrı, yine yaşamaya devam edersiniz ama, Annesizliğin verdiği o eksiklik duygusu asla geçmez. Bugün Anneler Günü, o Annesiz geçen bir günün daha eksiliğini hissettiğim günlerden biri daha geldi. Bugün Annem, yanımda olamasada, bugün ben Annemin yanında olamasamda, aklımda, kalbimde, dualarımda hep Annemle, mekanın cennet olsun, benim güzel Annem. Anneler Günün Kutlu Olsun.


 

21 Nisan 2021 Çarşamba

Ali Baba ve Kırk Haramiler Değiştirilmiş Hikayesi 3. Son Bölüm


Eskiden dizilerde daha önceki bölümlerden kesitler veriyorlardı hatırlatma olarak ama ben size, ilk, iki bölümü anlatmayacağım. Kalan yerden devam edeceğim.

Altınların olmadığını gören haramiler, gözünü bağlayıp gönderdikleri adamlarından konum gelmesini bekliyorlardı mağarada, gözü kapalı harami, kasım' ın evini bulup arkadaşlarına konum atıp arkadaşlarının yanına geri dönmüş, ama harami, şu anki konumu gönder yerine, mevcut konumu paylaşmış, konum tekrar mağarayı göstermiş. Baş harami buna çok sinirlenmiş, tekrar gözünü bağlayıp, bu sefer peşinden kendisi gitmiş. Kasım ve Ali Babanın evinin önüne gelmiş, etrafta araştırma yapmış, Kasım zengin olmasına rağmen, her iftar bedava diye oruç tutmadığı halde, iftar çadırına yemeğe gittiğini öğrenmiş. Bunu duyan baş harami, haramilerini küplere yerleştirip, filtre dağıtacam diye, küpleri iftar çadırlarının etrafına yerleştirmiş. İftar topu patlayınca çıkın diye talimat ve mesajla bildirim yapmış. Bu konuşmaya şahit olan Ali Babanın oğlu, izlediği filimlerden etkilenip, benim adım Ali Babanın oğlu, ben bu oyunu bozarım demiş...

Bu arada Ali Babada, evdekilere iftar için hazırlıklarının bitirmelerini söyleyip, iftar çadırının yolunu tutmaya başlamış. Ali Baba, Kasım, Haramilerin başı, yan yana oturmuşlar. İftar saatini bekliyorlarmış, Oradaki ihtiyarlardan biri, iftar saatine kadar sohbet konusu açmış ve bu sohbetten üçüde etkilenmiş, bu arada Ali Babanın oğlu, telefonundan, iftar topu sesi uygulaması indirip, erkenden küplerin yanında sesi açıp, sesi haramilerin duymasını sağlamış, top sesini duyan haramiler, küplerden çıkıp, iftar çadırının etrafını sarmışlar. Ama bir sorun vardı, top sesini duyan, tek haramiler değildi, çadırdakilerde duymuşlardı, top sesini duyan, erkenden orucu açmaya başlamış, ihtiyar durun daha var diye seslenmesine rağmen, çoğu insan erkenden açmıştı oruçlarını. Buna herkes çok sinirlendi, kim yaptı bunu deyip kaleyana geldiler, Ali Babanın oğlu, Haramileri gösterip, işte bunlar yaptı deyip, halkı haramilerin üstüne sürdü, haramiler ordan kaçmak zorunda kaldı. Baş harami, Ali Baba ve Kasım, ihtiyarın sohbetinden etkilendikleri için, baş harami artık haram iş yok demiş töbe etmiş. Ali baba ve Kasım aldıkları altınları ne yapalım derken, çadırdaki ihtiyar, siz bana verin ben hallederim demiş ve Kasım' dan tüm altınları alıp, geri kalan ömrünü, son nefesine kadar, mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamış. Benim yazdığım son böyle, sizin gönlünüzden nasıl son geçiyorsa o şekilde olsun. The end, Yani, Son....

Ali Baba ve Kırk Haramiler Değiştirilmiş Hikaye 2. Bölüm





Ali Baba Kırk Haramilerin gittiğini görünce, mağaranın önüne gelip " Açıl Susam Açıl " demiş. Mağara Ali Babadan Hes Kodunu istemiş, Ali Baba Hes Kodunu söyledikten sonra, mağaranın kapısı açılmış, tam içeri girecekken, abisi Kasım, Ali Baba' yı görüp yanına gelmiş. Birde ne görsün, içeri altın dolu, hemen ordan Ali Babayı konuşturmadan, eşin seni yemeğe çağrıyor deyip göndermiş, Ali Baba arkasına bakarak giderken, abime kırk haramilerin mağarası olduğunu söylemeyi unuttum diye içinden geçirmiş, uzaklaşırken Kırk haramilerin sesini duyup saklanmış.

Kırk Haramiler mağaranın önüne gelip, " Açıl Susam Açıl " diye seslenmişler, mağara Hes Kodu sormuş yine, risksiz olmalarına rağmen, mağaranın kapısı açılmamış, Kırk Haramilerin hepsi tek, tek denemişler ama nafile yine açılmamış, çok kullanıcı girmesinden dolayı, mağara güvenlik uygulaması olan " ben robot değilim " uygulaması belirmiş, Haramiler şaşırmış, kendi aralarında, neden böyle oldu, hes kodunuda doğru söyledik, diye konuşurlarken, içlerinden biri, kesin içeride başka biri var adım kadar eminim demiş.

Haramiler kapıyı açıp içeri girdiklerinde, Kasım altınları çuvallara doldurmuş, kapının ağzına yığmış, elinde çuval olan yabancı biri var mağarada, hemen polis, help diye bağırmışlar ama alarm taktırmadıkları içinde içten içe pişman olmuşlar. Bu arada dışarıdaki tahmini tutan harami, ben demiştim deyip böbürlenmeye başlamış, onu kıskanan diğer harami, her şeyi sen biliyon zaten, yav he he deyip kıskandığını belli etmiş. Sonra diğer haramiler, etrafını çevirmişler, Haramilerin başı, adın ne senin demiş, Kekeleyerek ben  Kasım demiş, Ali Babanın abisi, Haramiler bunun üzerine hep bir ağızdan, asmak lazım, kesmek lazım, kasım'ı, kasım 'ı kesmek lazım diye bağırmaya başlamışlar. Tam Kasım'ın kelleyi kesecelerken, Kasım hapşurmuş, o an hepsi panik olmuş, covit olabilir diye düşünüp, Kasım' ı bırakıp mağaradan aşı vurulmaya gitmişler. Bunu fırsat bilen Kasım, altınları alıp ordan kaçmış.

Aşı vurulup gelen haramiler, bakıyorlar ki, mağara boş,hemen birinin gözünü bağlayıp, arkasından gönderip, mevcut konum atmasını söylediler...

2. Bölüm Sonu....

20 Nisan 2021 Salı

Ali Baba ve Kırk Haramiler Değiştirilmiş Hikayesin1. Bölüm


 Hepinizin bildiği yada duyduğu "Ali Baba ve Kırk Haramileri birde benden dinleyin...

Ali Baba bir gün, sosyal medyadan bulduğu, ikinci el kazan için, başka bir köye gidiyordu. Aslında abisi Kasım' da büyük bir kazan vardı ama yengesi devamlı bunlar kazanı istedikçe, altına, macundu, sakızdı, yapıştırıp durduğu için, kendisine hanımının baskı ile az kullanılmış, bir kazan almaya gidiyordu.

Sonra tepenin ardında kalabalık bir gurup sesi duydu, herhalde eylem var diye düşünürken, seslere kulak misafiri oldu, şaka, şaka resmen dinledi. Kırk Haramiler sohbet ediyorlardı, ellerinde çuval, çuval altınlar vardı. İçlerinden biri, abi bu kadar altını ne yapacağız, altın düşecek diyorlar, bitcoinmi çalsak derken, Haramilerin başı, oğlum sabah, sabah germeyin beni deyip susturdu.

Kırk haramiler mağaralarına geldi, ellerindeki altınları bırakmak için, Kırk Haramilerin başı, seslendi " Açıl Susam Açıl " diye ama mağara açılmadı, tekrar seslendi, " Açıl Susam Açıl " mağara güncellemeye geçmişti. Ardından mağaradan ses geldi, " Lütfen Hes Kodunu giriniz " diye bir uyarı sesi geldi, haramiler o ne diye kendi içlerinde mırıldanırken, içlerinden biri, gündemi takip ettiği için hemen cevap verdi, merak etmeyin, çok kolay alınıyor deyip, kendi Hes Kodunu söyledi ama bir sorun vardı,riskli durumdaydı ve mağara açılmadı, içerde o kadar altın var ne olacak şimdi diye sesler yükselmeye başladı.

Ali Baba bunun üzerine kendi Hes Koduna baktı durumu risksizdi. Kırk Haramilerin başı, hadi gidelim, hem test yaptıralım, hemde Hes Kodu alalım deyip, sosyal mesafeye uyarak şarkılarını söylerek ( Kırk haramiler, kırk haramiler asmak, kesmek kelle uçurmak...) ordan uzaklaştılar. Ali Baba' nın gözleri ışıl, ışıl oldu ve onların ordan uzaklaşmasını bekledi...

1. Bölüm Sonu

18 Şubat 2021 Perşembe

19.02.2012 - 19.02.2021 ANNEMSİZ GEÇEN TAM 9 YIL :(

Zamanı gördüğünüzde, size yıllar geçmiş üstünden gibi gelse de, ben halen o yıllardayım ve her yıl takvim yaprakları on dokuz şubatı gösterdiğinde, ben Annemsiz geçen bir yıl daha deyip, o yılı yaşamış saymıyorum. Daha önceleri böyle sorunlarım, problemlerim yoktu, Annemin yokluğuyla başladı...

Eski fotoğraflara baktım bugün, çocukluk dönemimdeki fotoğraflara, şöyle bir düşündüm, sokakta oynardım, bisiklete biner düşerdim, kavga eder, dayak yer, dayak atıp kaçardım, kimi zaman, kafam kanardı, her ne durumda olursam oluyum, Anne diye ağlayarak yanına kaçardım, kızışı, gülüşü, konuşması halen gözümün önünde, sesi halen kulağımda, ben Annem' e düşkün bir çocuktum, ana kuzusu tabiri var ya aynen öyle. Çocukluğumdan tut, gençliğimde, yaşım kaç olursa olsun, tam bir Anneciydim...

Aslında insanlara bakarsınız, benim dediğimi anlayacaksınız, yaşı kaç olursa olsun, herhangi bir olayda, eline iğnede batsa, herhangi bir acıya düştüğünde, aklındaki, ağzından çıkan ilk cümle Annesidir. Anne diye seslenir. Ben onu şuna yorumluyorum, insanların, kalbinin merhamet tarafı, iyilik tarafının ağır basması, Anne sevgisindendir...

Annem kansere yakalandığında, ilk bana söyledi ve ben aslında o gün, bugünleri yaşayacağımı tahmin etmemiştim, aklımın ucundan dahi geçmemişti, doktorlara danıştım, konuştum, bana her şey belli bir süre sonra bugünleri atlatacağız gibi gelmişti, dediler ameliyat olması gerekiyor, derken onu ameliyata, kemoterapiye, ışına, hep ben ikna ettim. O istemedi bunları, derken duymak istemediğim sözleri duymaya başladım doktorlardan, çünkü doktorlar artık umut yok demeye başladılar. Hatta hissetmişti galiba Annem, hastanede yatmak istemiyordu, oğlum eve götürün beni, ölürsem de, evimde ölüyüm demeye başladı, hastanede yatmak istemiyordu. Bilemedim ben, bir umut yaşar belki dedim, hatta doktorlara güvenen ben, bir ara doktorlar ne bilsin ki dedim, eve çıkardım ama belli bir süre sonra geri yatırdım hastaneye, bilmiyordum o günün bizim için son olacağını, hastanede yatmayı sevmiyordu ama yine kendimizi bir hastane odasında bulduk, elleri avucumun içinde, soğuya, soğuya gitti, gözlerimin önünde, hiç bir şey yapamadım, bir hastane odasında bırakıp gitti...

İnsan Annesinin ölmesini hiç ister mi? İnsan kabullenebilir mi? Annesinin ölmesini, ne vardı Annemi dinleseydim, hastaneye yatmak istemediğinde, tamam yatma deseydim, bu yüzden sevmiyorum hastaneleri...

Annemsiz geçen dokuz yıl, bu süre zarfında, İnsan en kolay kendini kandırıyor, sorduklarında, unuttum der, unutamaz, düşünmüyorum der, düşünür, acımıyor der, acır, hatta her aklına geldiğinde, düşündüğün de, her Anne sözünü duyduğunda, her türlü acıtır. Diyorlar ki, zaman her şeyin ilacı, bence zaman her şeyin ilacı değil katili, bunu bir mezara çiçek diktiğinde daha çok anlıyorsun...

Anne seni çok özledim, Anne diye seslenmeyi o kadar çok özledim ki, anlatmaya kelimeler, sözler yetmez, mekanın cennet olsun, benim güzel ANNEM....


31 Aralık 2020 Perşembe

YIL 2020 ANNEM' LE YILIN SON SELFİSİ ( ÖZ ÇEKİMİ)



YIL 2020 ANNEM' LE YILIN SON SELFİSİ

Bir yıl daha bitiyor, yılın bu son gününde her yıl olduğu gibi, her zaman aklımda, kalbimde olan Annem' le bitirmek istiyorum, her zaman ki gibi...

Bugün Annem' in yanında gittim ve Annemsiz geçen bir yıl daha bitiyor, dedim kendi, kendime. Şimdi herkes akşam yılbaşı kutlayacak, resimler çekilecek bunlar paylaşılacak. Bende isterdim, bugün güzel geçsin, akşam ailece eğlenelim, okey, tombala oynayalım, çayımızı demleyip, mısırımızı patlatıp, televizyon karşısında birlikte bir yılı daha geride bıraktık deyip, yeni yıl için güzel dileklerimizi dileyelim isterdim. Okey deyince aklıma geldi ve ufak bir tebessüm edesim geldi. Annem biz okey oynarken, hazırladığı yiyecek ve içeçekleri getirir bizi izlerdi. Ardından dedi ki! Bu iş böyle olmaz, bende öğrenecem dedi, siz oynuyorsunuz, hizmeti ben yapıyorum dedi, birazda siz yapın hizmeti ben oynayım dedi ve ardından, okey oynamayı öğrendi,  her yılbaşı mutfağa okey oymaya gittiğimizde, Annem ıstakayı almış bir köşede oturuyor, diğer üç kişi kim olur farketmez ama artık okeyde dördüncü hep Annem olmaya başlamıştı. Tabi ki, çaydı, kahveydi hizmetler bize kalmıştı. Aslında özlüyorum, o günleri, keşke olsaydıda, anılara güzel bir gün daha eklemiş olurdum.

Bu yıl aslında bir çok hayaller kurmuştum,daha önceki yıllar gibi, bunları Annem biliyor, ama her zaman ki gibi yine kalbimi olmayacak  kişilere kaptırdığım  için gerçekleştiremedim. Sonra bu düşünceler yerini, şu şekilde düşüncelere bıraktı, aslında pandemiden dolayı, ilk başlarda  Annem' e kavuşma ihtimalim var gibi gelmişti, ardından zaman geçtikçe, bu ihtimalin şimdi olmamasını istedim. Ölümden korktuğumdan dolayı değil, böyle düşünmeyin, zerre korkmuyorum ama bu hastalıktan vefat edenlerin, defin işlemlerini gördükten ve bildikten sonra vazgeçtim, beni Annem' in yanına defin etmeye bilirler diye düşündüm.

Bugün akşam Annesi ile  çekilmiş bir çok resim göreceğim, internetteki paylaşımlarda, kıskanarakta olsa beğeneceğim, bende resim çekilip paylaşmak isterdim, bunu ilk düşündüğümde, selfi ( özçekim ) yeni çıktığında özenmiştim. Yıl 2014 ve Annem' le o zaman ilk selfimi ( öz çekimi) çekmiştim. Kendisi ile değil ama mezar taşı ile çekilmiştim. Bu yılda Annem' le birlikte 2020’nin son selfisini (öz çekimini) çekildim maalesef yine taşıyla. Gece on ikiden sonra Annemsiz geçeçek dokuzuncu yıla giriyorum. Benim ne çektiğimi, benim gibi kayıpları olanlar anlar.

Umarım sizin için bu yıl, kayıpsız ve eksiksiz bir şekilde geçireceğiniz, huzurlu bir yıl olur. O yüzden size şimdiden mutlu yıllar diliyorum....

10 Mayıs 2020 Pazar

ANNESİZ ANNELER GÜNÜ


Bugün özel bir gün, ANNELER GÜNÜ, sensiz geçirdiğim, dokuzuncu ANNELER GÜNÜ... Bugün aslında çabukça bitsin istiyorum. Annesi olanlar, aldığı hediyeyi verdi veya verecek, O anın hatırası kalsın diye fotoğraf çekilecek, birbirlerine sarılmalarını, sosyal medyadan paylaşacak, uzaktaysa telefonla konuşulacak, hiç değilse sesini duyacak...
Benim için koca bir hiç bugün desemde, bana bir anlam vermiyor desemde, kendi kendime, içimdeki fırtınaları, ağlamaklı duygulara mani olamıyorum...
Bundan sekiz sene önce, her 14 şubatta, Sevgililer Gününü yalnız geçirirdim... Şimdide yalnız geçiriyorum ama sonra bunun yanına, eklenmesini istemediğim,
10 Mayıs ANNELER GÜNÜ eklendi. Artık yalnız geçirdiğim yılda iki tane tarihim oldu...
ANNE, beni duyduğunu ve beni gördüğüne, o kadar çok inanmak istiyorum ki, diğer insanlar gibi, seni arayamasamda, mesaj atamasamda, hediye gönderemezsemde, bu ANNELER GÜNÜNDE, mezarının başına gelemesemde, şu an gözlerimi kapattım ve eski ANNELER GÜNÜ kutladığımız günlerimizi düşünüyorum, bugün kabrine gelemesemde, umarım duyuyor ve görüyorsundur. Tüm kalbimle söylüyorum.
ANNE ANNELER GÜNÜN KUTLU OLSUN...

19 Şubat 2020 Çarşamba

ANNE BU ÖLÜR MÜ HİÇ, ANNE SONUÇTA, BİLMİYORUM AMA YANİ YİNE DE ANNE BU GİTMEMELİ DEĞİL Mİ ?

Bundan 8 yıl önce, hastanede ANNEM' in doktoru yanıma gelip, ANNE nizin  3 gün ömrü kaldığı dediği gün, şu soruyu sorup durdum kendi kendime...
" ANNE bu ölür mü hiç, ANNE sonuçta, bilmiyorum ama yani yine de, ANNE bu ölmemeli değil mi ? " 
Kader mi? Hayat mı? Bir sınav mı ? Bu yaşadığım bilmiyorum ama hangisiyse yaşadığım, çok ağır oldu, anlatmaya kelimeler, sözler yetmez...
8 Yıl önce bugün, gözümün nuru, biricik ANNEMİ toprağa verdik. Çok zor alışılmıyor, o kadar çok uğraştım ki, iyileşsin diye ama olmadı beceremedim. Ne acısı geçiyor, nede alışabiliyorum. Yaşım 38 oldu, nerde görürsem inanın farketmiyor, Televizyonda, yolda, otobüste, yer önemli değil, bir çoçuğun ANNESİNE yada bir ANNE' nin çocuğuna seslenişini duyduğumda yada öpmesini, sarılmasını gördüğümde, kıskanacağım aklımın ucundan geçmezdi. Dualarımda, kendimden çok dilimde hep ANNEM...
" İnsanın ANNESİ ölür mü hiç, ölmemeli, ANNE bu ANNEEEE " 
ANNEMİN hastalığından dolayı bu dünyada gülmeyi nasip etmedi ama Allah'ım diğer dünyasını cennet bahçesi eylesin....

29 Temmuz 2019 Pazartesi

ÖMRÜN YARISI


Yaş otuz beş yolun yarısı şiirini okuyanda vardır, duyanda. Benim yaşım otuz yedi oldu ama ben o yolun yarısını, ömrümü, otuz yaşında kaybettim...
Annem gittiğinde otuz yaşındaydım ve benim ömrümün yarısı o zaman Annemle birlikte toprağın altına girdi. Diğer yarısıda eğer otuzsa, yirmi üç senem kaldı tamamlamama. Belki hayat kalan süre sana çok deyip kısaltacak. Üzülürmüyüm, yok, neden üzülüyüm ki, diğer yarıma daha erken kavuşacağım...
Diğer yarısını yaşamaya çalıştığım ömrümün yedi yılı, sayısı gibi yedi bitirdi beni. İnsanın bir tarafının eksik olması, onunla bir şekilde yaşamak zorunda olması kadar zor ve acı bir şey yok...
Gönül isterdiki, yaş otuz beş şiirinin doğru olmağını, otuz yaşımda değil. Daha uzun zaman sonra demek isterdim. Yaş otuz beş yolun yarısı değil, mesala yetmiş, yüz demek isterdim. Sen yanlış yazmışsın demeyi otuzumda demek istemezdim...
Ben şiirin yanlış olduğunu erken yaşımda farkettim, umarım sizler daha uzun yıllar sonra, benim demek istediğim yaşlarda dersiniz....

20 Temmuz 2019 Cumartesi

KIRMIZI BAŞLIKLI KIZIN HİKAYESİNİ BİRDE KURTTAN DİNLEYİN

Yıllardır anlatılan kırmızı başlıklı kız hikayesini birde kurdun ağzından dinleyin.
Sabah kalktım ve ormanda gezmeye çıktım, öğle oldu acıktım ama cepte bir kuruş yok, hava da çok sıcak, bir baktım elinde sepeti olan biri geliyor, hava sıcak üstünde pelerin var,kafasında kırmızı bir başlık, dedim kendi kendime bu havada bu ne ayak,sonra telefonu çaldı ve konuşmasına kulak misafiri oldum.
-Kırmızı başlıklı kız:Kanka Ananeme yemek yaptım götürüyorum.
Kankası: Sanamı kaldı, sen yaptıysan zaten, kadın fazla yaşamaz ( pis bir gülüş sesi)  işini çabuk bitir gel.
Sonra telefon kapandı. Dedim kendi kendime bu kız kadını öldürecek. Ananesini tanıyorum, çok iyi biri, hatta dedesi daha iyiydi ve beni çok severdi rahmetli hep yemek verirdi, kadında kocası öldükten sonra aklı gelip gidiyor yatakta devamlı yatan biri fazla ayağa kalkamaz, yediğim yemeklerin hatrına kadını kurtarıyım dedim ve ondan önce eve gittim ve ananeye durumu anlattım ve onu ordan götürecekken, kırmızı başlıklı kız beliri verdi, apar, topar ananeyi dolaba sakladım ve yerine ben geçtim...
Kırmızı başlıklı kız içeri girdi, anane, anane ben geldim, sana kendi ellerimle yemek hazırladım, bir havalı, bir havalı anlatamam, sanki dünyanın en iyi yemeğini yapmış gibi havalar, nimetle dalga geçilmez ama yemekte yemeğe benzese.
Kadın zehirlemesin diye, olmazsa mecburen ben yerim dedim.
Sonra yanıma geldi, Anane, anane senin gözlerin niye büyük.
Seni daha iyi görebilmek için dedim.
Ananene, anane senin kulakların niye bu kadar büyük.
Seni daha iyi duyabilmek için dedim.
Çocuk gibi soru sorup duruyor, içimden Allah bunun eşine sabır versin dedim, ne çok konuşuyor, yemeği bırakıp gitse dedim.
En son Anane, anane senin dişlerin neden bu kadar büyük demezmi.
Ulan dedim, seni bana sayıyla mı verdiler deyip kalktım yataktan. Hemen ananem nerde yedin değilmi onu diye iftira atmaya başladı. Kadın dolapta desem, yaptığı yemeği yedirip kadını öldürecek. Ben yine efendiliğimi bozmadım ve hanımefendi gidermisiniz burdan diye kibarca söyledim ama bastı yaygarayı..." İmdaaaat yardım edin kurt bana saldırıyor..."
Zaten ormandaki avcılar bahneye bakıyor, nerden geldiğini görmedim, zalım avcı evin içinde beliri verdi, dinleyip anlamadan bana ateş etmeye başladı, aklımda sepette, sepeti almaya çalıştım, o can havliyle ama avcı elimden alıp, kırmızı başlıklı kıza verdi. Sırf yaranmak için kırmızı başlıklı kıza beni harcamaya kalktı.
Anane dolaptan çıktı, dedim ben ananeye birşey yapmadım, isterseniz sorun anlatsın dedim ama kadının aklı yine gittiği için beni tanımadı, avcı silahı dayadı alnıma dedim öldüm ben, aklıma çocuklarım geldi, şansa silah tutukluk yaptı, bende camdan atlayıp ordan uzaklaştım, doğru eve gittim, çocuklar evde aç, yemek soruyorlar, onları gördüm ve sarıldım, onlara ben haram yemem, yedirmemde, sonraki günler duydum ki, kırmızı başlıklı kız, kendine göre sağda, solda bu hikayeyi farklı şekilde anlatmış, birde bu hikayeyi benden dinleyin, aklıma geldikçe o gün, gözümden yaşlar süzülüyor...

  •                   The end - Yani - Son

12 Mayıs 2019 Pazar

- ANNELER GÜNÜ -
Bugün 12 Mayıs Pazar, Annesi yanında olanlar için güzel bir gün ama Annesi yanında olmayanlar için özlemin bin kat daha arttığı günlerden biri ve hatırlanılan anılar akla geliyor, benim genelde her gün aklımda, kalbimde olduğu için Annem, bugün size Annemin yokluğunu hissettiğim durumlardan birini anlatacağım...
Bugün pazar Anneler Günü ama ben pazar deyince, gün değil, her pazara gittiğim gün aklıma gelen bir hikayem var o geliyor, hikayemde şöyle başlıyor ;
Annem bir akrabamızın yanında refakatçi olarak hastanede yanında kalıyor, Babam işte, bizde ablam, kardeşlerim evde tek kalıyoruz. Ben o zaman daha ortaokulda falanım, mahalleyede sebze, meyve satmaya traktörle satıcılar geliyor, Ben erkeğim ya, motoru durdurdum, domates alacağız, dedim abi 4 kilo domates verirmisin, motorcu dayı domatesleri poşete doldururken, bir ses geldi üst komşumuzdan;
- Motorcu bak çocukların Anneleri yok başlarında, çürüğü, çarığı doldurma düzgünlerinden doldur dedi.
- Motorcu tamam abla dedi ama ben 4 kilo istedim adam poşeti fazlasıyla doldurdu, ardından kasaya ayırdığı ezik olan domatesleride başka bir poşete doldurdu ve bunlarlada melemen falan yaparsınız çocuklar deyip poşetleri verdi...
Adam komşumuz Anneleri başlarında yok dediğinde, bizi öksüz, yetim sandığı için domatesleri bol, bol verdi...
Şimdi her pazara alışveriş yapmaya gittiğimde aklıma bu hikaye geliyor, çünkü her aldığım ürünün içinden mutlaka, çürük, çarık çıkıyor, diyemiyorum abi, benim Annem yok düzgünlerinden verin diyemiyorum, Annem olsaydı, önce o pazarı, dört dolanır, hem hesaplısını, hem sağlamını, seçmece olanını bulur ve en iyilerini seçer ve bize yedirirdi.
Anne sen yoksun ve ben her pazara gittiğimde,   pazarcılar mutlaka bir, iki ezik, büzük, çürük, çarık koyuyorlar, ben pazara gitmeyi beceremiyorum, sırf bu durumu yaşayacamı bilmeme rağmen gidiyorum, çünkü seninle pazara gittiğimiz günleri hatırlıyorum, ürünleri alıp eve geldiğimde, bozuk ürünleri gördüğümde, bu hikaye aklıma geliyor, keşke yanımda olsaydın da, bu çürük, çarık sadece, komşumuzun Motorcu dayıya söylediği söz olarak kalsaydı, ben gerçeklerini görmeseydim.
Anneciğim seninle o kadar çok anılar, hikayeler, güzel günlerimiz var ki, her olayda, her sözde mutlaka birini hatırlıyorum, bugün Anneler Günü, Anneler günün kutlu olsun. Benim canım güzel Annem....

15 Mart 2019 Cuma

ZEHİR BİLE PARAYLA MUTLULUK BEDAVA OLUR MU?

Zehir bile parayla, mutluluk bedava olurmu? Aslında bir duvar yazısı veyada araba arkası yazısı olarak görmüşsünüzdür bu sözü ama bence doğru söylenmiş bir söz.
Herhangi bir zehir almaya kalktığınızda, fare zehrinden tutunda, kendizi zehirlediğiniz sigara, aklınıza gelecek her zehir parasıyla...
Diyeceksiniz ki!  Bir kişi geldi yanınıza, ağzından sizi üzecek sözler çıktı ve o kişi gidince diyorsunuz ki, aha geldi ağzındaki, dilindeki zehri kustu gitti, budamı paralı, evet size saçma gelecek belki ama o sözde paralı, söyleyen kişi için parasız olabilir mi ? sanmıyorum, onada kesin bir maliyeti vardır ama sözü duyan kişi, o zehrin etkisinden kurtulmak için veya panzehiri için para harcayacak, her zehir parayla, yapmak için bile harcanıyor....
Mutluluk bedava olurmu?  Bence olmaz, Hiç bir mutluluk bedava değildir. Yine diyeceksiniz ki!  Ben sevgilimle beraberim mutluyum, eşim yanımda mutluyum, çocuklarımla, ailemle birlikte mutluyum diyorsunuz, hemde bedava diye aklınızdan geçebilir ama cebinizde paranız yoksa mutlu olamazsınız, Sağlığım yerinde mutluyum mu diyorsunuz, oda paralı, sağlıklı olmanız için, yeme, içme, giyinme, hepsi para, demek ki, buda paralı, huzurum yerinde mutluyum, paranız yoksa huzurunuzda yoktur zaten,  peki mutluluk nasıl bedava olacak, zengin olursam ,mutlu olurum mu diyorsun, zenginlikte parayla. Ölürsem bedavadan mutlu olurum diyorsanız da, ölmek bile parayla, hadi o kısmı es geçelim, diyorsan ki, arkadaş ben sevabıma güveniyorum :)))))  diyecek bir şey bulamıyorum....

  • Arkadaş " Zehir bile parayla, mutluluk bedava olur mu? " sözüne katılıyorum ve yazınca mutlu oluyorum, yazarken bedavadan gülüyüm diyorum ama bu yazıyı yazıp, paylaşmak bile parayla....

19 Şubat 2019 Salı

#ANNEMSİZ GEÇEN 7 YIL (19.02.2012)

ANNEMSİZ geçen bir yıl ve yine ANNE özlemi çekeceğim yılların sayısı hep artırıyor. Bugün 19 şubat ve 2012 yılından, 2019 yılına geldik ama kimilerine göre aradaki süre uzun olabilir, bana göre dün gibi geliyor, ben her şubat ayında gözlerim dolu, dolu, kalbimdeki boşluğu ve içimdeki acıyı daha çok hissediyorum.
Resimlere bakıyorum, aslında bakmama gerek yok, çünkü hepsi aklımda ve gözümü kapadığımda görüyorum, dönüyorum o günlere.
İlk ayrıldığımız gün hastane odasından tutunda, defnedilği gün hepsi, yıllar geçsede, evden ANNEMİN yanına giderken yollar değişti, mahallelerin şekli değişti, ANNEMİN toprağının üstündeki çiçeklerden tutunda, çevresi bile değişti, kimi zaman üstünü kar kapattı, kimi zamanda üstündeki çiçeklerin, şekli, adı değişti, benim bile şeklim değişti ama değişmeyen tek şey, benim ANNEMİ özlüyor olmam, yokluğunu ilk günkü gibi hissediyor, çektiğim acıyı tarif edemesemde size, ilk günkü gibi acı çekiyorum.
ANNEMİN yanına her gittiğimde, kışın o soğuklarda yanında üşümüyorum, hatırlıyorumda ANNEMLE çay içtiğimiz günleri, nerden bile bilirdim son çayımızı içtiğimizi, bana diyorlar ANNE, doktorlardan tutta, çevremdeki insanlar neden bu kadar çay tüketiyorsun diye, seninle içtiğim çayın tadını alamıyorum, o tat olmaz biliyorum ama seninle içtiğimiz son çayın tadını almak için gözlerim kapatıp öyle yudum alıyorum. ANNEMDEN kalan ne varsa saklıyorum, kiminde ismi yazıyor diye, kiminde ANNEMİN kokusu sinmiştir diye.
Bugün tam 7 yıl oldu, aslında bugünün bir anlamıda var, bugünden sonra ölsem bile umurumda değil artık, çünkü ANNEMİN yanına defnedilebilmem için 7 yıl geçmesi lazımmış, hiç değilse artık biliyorum öldüğümde ANNEMDEN uzaklaşmıyacağımı...
ANNE ben seni çok özledim, MEKANIN CENNET OLSUN...

24 Ekim 2018 Çarşamba

BUGÜN GÜNLERDEN NE BİLMİYORUM?

BUGÜN GÜNLERDEN NE BİLMİYORUM?
Bugün rüyamda ANNEMİ gördüm, hastaneye yatacağım diyordu, bende ne olur yatma diye yalvarıyordum ve ağlıyorum hıçkıra, hıçkıra...
Çünkü biliyordum ki, yattığında bir daha kalkamayacaktı. Bir hastane lafı, insanı bu kadarmı korkutur, o korkuyu anlatmaya kelimeler yetmez.
İnsanın korktuğunun başına gelmesi kadarda kötü bir şey olamaz. Kendimi ANNEMİN mezarınınn başında buluyorum ve içimi döküyorum, aklımda kalan sözlerim şöyle başlıyor. 
Bugün günlerden ne bilmiyorum, zaman o kadar boş geçiyor ki, saati bırak, saniye bile geçmiyor, halbuki taşında yazan tarih, altı yıl oldu desede, benim için zaman durdu...
ANNE bana neden neşeli olduğumu soruyorlar ve ardından bana hiç bir şeyin beni üzemeyeceğini söylüyorlar,  bu doğrumu ? Aslında bilmiyorlar ki...
           Ben bir kez üzüldüm.
          Ben bir kez ağladım. 
         Benim bir kez dünyam yıkıldı.
        Oda senin yokluğunda ANNEM.
Bu saatten sonra kim senin kadar üzebilir ? Kimse üzemez beni, senin beni üzdüğün kadar. Arada gülüyorum ANNEM, her gülüşümde bir göz yaşım, dökülecekmiş gibi gülüyorum. Bugün günlerden ne bilmiyorum ama yokluğun içimde bir acı, işte onu biliyorum ...