Kırmızı başlıklı kız ilk bölümdeki gözlüklerinin
başına açtıklarını aklına getirmiş ve bu sefer gözlüksüz yola çıkmaya karar
vermiş.Tabi bu arada kan davalısı kurt ormanda onun yolunu gözlemekte
idi. Facebook'tan sürekli tehdit alan kırmızı başlıklı kız çareyi iki tane
silahlı koruma tutmakta bulmuş. Başbakandan daha havalı olan kırmızı başlıklı
kız ormanda elini kolunu sallayarak annannesinin evinin yolunu tutmaya
başlamış, ilerde pusu kuran kurt, birde ne görsün, kırmızı başlıklı kızın yanında, iki tane silahlı adam, tabi zavallı kurt, nereden bilsin, onları kırmızı başlıklı
kızın tuttuğunu, kendi kendine söylenmiş; iyi de kırmızı başlıklı kızın yanındakiler
kim böyle? Bunlar hikayede yoklardı ki,demiş. Kendi kendine, aklına kaçırıldı
fikri gelmiş kurdun, kırmızı başlıklı kızı kurtarmak için önlerine çıkmış, tabi
bu arada kırmızı başlıklı kız çıngarı çıkarmış, ah yetişin korumalar kurt bana
saldırıyor diye ortalığı yıkmış, kurt şaşırmış orada ne olup bittiğini anlamadan
korumaların yoğun ateşine maruz kalmış ve oracıkta yaşama veda etmiş. Kurdun
öldüğünü gören kırmızı başlıklı kız, ya demiş: Sen bana farmville'de yardım
etmez misin, işte sonun bu olur demiş, arkadaşlarına da, kurdu örnek gösterip
arkadaşlarından sürekli bir şeyler almaya başlamış. Facebook'ta, farmville rekoru
kırıp, gines rekorlar kitabına girmeyi başaran, tek kırmızı başlıklı kız olma
ünvanını almış oldu bu sayede...
https://twitter.com/muhammedarat -----https://plus.google.com/u/0/+MuhammedArat/posts -----https://www.facebook.com/muhammedarat ----- http://instagram.com/muhammedarat
9 Ekim 2015 Cuma
= #KIRMIZI #BAŞLIKLI #KIZIN #DEĞİŞTİRİLMİŞ #HİKAYESİ #HEMDE #TÜRKÇE #DUBLAJLI =
Kırmızı başlıklı kız bir gün annannesine yiyecek
götürüyormuş. Hava çok sıcak olduğu için ormandaki alışveriş merkezinden
kendisine aksesuar niyetine güneş gözlüğü almış ve takmış. Kırmızı başlıklı
ve güneş gözlüklü kız ormanda giderken yanına bir sincap yanaşmış başlamışlar
sohbete, derken bu sohbete oradan geçen kelebekte katılmış, sohbetin bini bin
para, kahkahalar havada uçuşuyor, derken gözünde güneş gözlüğünün olduğunu unutan
kırmızı başlıklı kız, akşam oldu sanmış, derken annannesine götüreceği
yiyecekleri orada sincap kardeş ve kelebek kardeşle oturup bir güzel
yemişler. Aradan biraz vakit geçtikten sonra aklına gelmiş ama iş işten geçmiş, kadıncağız orada aç sefil bekliyor. Ne yapsam, ne etsem diye düşünürken, gözünü
sincaba dikmiş, hemen orada sincabın ümüğüne çökmüş ve sincabı annanesine
götürmüş ve onu orada haşlayıp annanesine yediren kırmızı başlıklı ve güneş
gözlüklü kız oradan evine doğru yol almış ve buda demek oluyor ki, arkadaşım
deyip sana yemek yediren kişiye de, her ne olursa olsun güvenmeyeceksin…
24 Eylül 2015 Perşembe
#BAYRAMIN #MÜBAREK #OLSUN #ANNEM
Bugün bayram maalesef, maalesef diyorum, çünkü şimdiki bayramların tadı yok, eski bayram günlerine gidiyorum, o günleri hatırlıyorum ve hafif yüzümde tebessüm oluyor ANNEM. Şöyle bir düşünüyorum da sen yokken bayramlarında tadı olmuyor ANNEM. Sensiz geçen bu dördüncü kurban bayramı, hani derler ya, kurbanın etiyle yapılan ilk kavurma tatlı olur, ondan sonrasında o kadar tatlı olmaz derler, benim damağımda ise senin yaptığın kavurmaların tadı var, o yüzden tatsız bir bayram daha beni bekliyor. Biliyorum benim gibi niceleri var, bayramdan tat almayan, kimilerinin parası yok, kimilerinin huzuru, kimilerinin yakınları, oğulları, eşleri, çocukları yok yanlarında, beni tek anlayan, canından can gidenler anlayabilir. Bugün bayram diye söylemiyorum ANNE. Seni seviyorum ve özlüyorum, hem de her gün, her saat, her dakika, her saniye, aklımdasın ve kalbimdesin. BAYRAMIN MÜBAREK OLSUN ANNEM.
Benim güzel, melek yüzlü ANNEM.
Bana, hayat verdin, ben sana hayat veremedim ANNEM.
Bana, cesaret ve güven verdin, ben seni kurtaramadım ANNEM.
Bana, hayattayken o kadar çok şey öğrettin ki ANNEM.
Bana, tam her şey bitti derken ANNEM.
Bana, yokluğunla da çok şey öğrettin ANNEM.
Bana, zor zamanımda yanımda olmayanların, gerçek yüzünü anlamamı sağladın ANNEM.
Bana, yanlış insanları dost seçtiğimi de, göstermiş oldun ANNEM.
Bana, yanlış kişileri, sevmiş olduğumu da, göstermiş oldun ANNEM.
Bana, değeri olmayanlara, boşa değer verdiğimi de, anlamamı sağladın ANNEM.
Bana, hayatın, acı gerçekleri olduğunu, göstermiş oldun ANNEM.
Bana, düşen söz, keşke sen hayatta olsaydın da ANNEM.
Bana, dost gördüğüm, sevdiğim insanlar, yine kazıklarını atsalardı ANNEM.
Bana, en acı gelen şey, senin yüzünü, resimler ve rüyalar dışında asla göremeyecek olmam, ANNEM.
Bana, ölmek sorun değil, ölümden korkmuyorum ben ANNEM.
Bana, korkmamı sağlayan, tek şey, acaba cennete gidebilir miyim? Onu bilmiyorum ANNEM.
Bana, en iyi gelecek şey, seni tekrar görebilmek, sen cennettesin biliyorum ANNEM.
Bana, seninle, cennette karşılaşacağımız güne kadar, huzur ve mutluluk yok ANNEM.
19 Eylül 2015 Cumartesi
#YALNIZIM
Gecenin bu saatinde her zamanki gibi uyku tutmadı yine, hayaller
kuruyorum her zaman ki gibi, düşüncelerim, sohbetlerim var tabi, kiminle
derseniz, kafamın içinde, kendi, kendimle, en iyisi ben size kendimi anlatıyım;
Evde tek başımayken ölsem, kimse sormaz beni, merak dahi etmezler, nerde bu
çocuk diye. Ailem olmasa, kimse bulmaz benim cesedimi, o kadar YALNIZIM yani, çünkü
kimilerine göre, nefret doluymuşum ben, kanımda zehir varmış benim, daha
söyledikleri o kadar çok sözcük var ki, hangisini yazıyım. Size şunu söyleyeyim
akıtamıyorum zehrimi, anladınız mı? Anlatamıyorum içimdekileri, dökemiyorum
duygularımı, kendimi ifade etme sorunum var haklı olsam bile, iki lafı bir
araya getiremiyorum açıkçası, tabi insanların kendini bilmesi güzel bir şey, ben
kendimi biliyorum, kötüyüm, eğer aklımdan geçenleri bilseniz, beni hemen bir
akıl hastanesine kapatırdınız, zamanında uğraştılar ama beceremediler. Ben
bahtsız ve şansız bir adamım, mesala; Okulda çim adam yapardık, o kadar çim
tohumuna rağmen, herkesin çim adamı yeşerir, benimki kel dururdu veya yoğurt
kabına pamuk koyup, fasülye ekerdik, koca okulda, fasülyesi yeşerip çıkmayan tek
benimdir. Ya da bir şarkı yazsam, şiir veya söz yazsam, kesin insanlar, şarkıyı
dinleyip, şiirleri, sözleri okuyup, kendilerini jiletlerler, insanları ölüme
sürüklerim, o kadar vahim yani, öyle sonsuz bir döngünün içindeyim ki ve ben
bundan nasıl kurtulacağımı bilmiyorum, yalnız başıma öleceğim ve ben bunun
farkındayım. Sonra, her zamanki gibi, gel git aklım geliyor ve diyorum ki,
kendi, kendime, madem, kimsenin umrunda değilsin, madem tek başıma yaşıyorum
ben bu hayatı, YALNIZIM farkındayım. O zaman bırakında, battığı yere kadar,
bittiği yere kadar yaşayım, bu hayatı. YALNIZIM tamam, buda hayatın, yaşamın, bana
sunmuş olduğu bir kazık şekli, bu arada internette meşhur olan doğru bir sözle
yazımı bitireyim ‘’ İnsanların yarısı sen
kaybedince ben demiştim der, diğer yarısı da sen kazanınca ben zaten biliyordum
der.’’
4 Eylül 2015 Cuma
#KENDİNİ #BU #KADAR #SEVDİRMESEYDİN
Duydum ki, halen daha beni soruyormuşsun? Benim, seni
unutmadığımı söylüyormuşsun? O kadar yıl geçti, halen beni sorman, beni
unutmamana şaşıracakken, o an televizyonda çalan bir şarkı tüm hislerime
tercüman oldu diyebilirim. İzzet Yıldızhan ’dan, seni unutmak mı? Sen deli
misin? Adlı parçanın sözleri, sorduğun soruların cevabını veriyor bir nevi ama
şunu söyleyebilirim ki! Benim burada bir suçum yok, sende kendini bu kadar
sevdirmeseydin? Ben napıyım? Senin beni sormanda da senin suçun yok, demek ki
bende kendimi sana sevdirmişim ki, halen beni soruyorsun, bende kendimi bu
kadar sevdirmeseydim, sadece ikimizde birbirimize kendimizi sevdirdik ama sonuç
sevdirdiğimizle kaldı sonu gelmedi, kavuşamadığımız ve kavuşamıyacağımız
yılların şerefine, eğer bir gün tek başına kafayı bulmak istediğinde veya her
hangi bir yerde kadeh tokuştururken karşında ben varmışım gibi düşün, o anda
zaten ben hissederim ve karşında hayalde olsa beliririm ve deki! eksik kalan yıllarımıza içelim, deyip
bir fırt çek veya çekme fark etmez, içkinin kendisi veya kokusu değil, benim
yokluğum, içkiden fazla seni çarpar. Ben
bunları yazıyorum ama buda senin eserin, sende kendini bu kadar sevdirmeseydin
….
--- #TEŞEKKÜR #EDERİM ----
Hayatta bazı zorluklar yaşadım, bunlardan biride, seni sevdiğimi itiraf
etmekti ve inan bu benim için daha zordu. Seni sevdiğimi söyledikten sonra,
benim gönlümden bir yük kalktı. Biliyorum hiçbir şey olmadı, olamazdı da, ama
ben çok rahatladım. Bekle beni dersen yok diyemem sana, bir ömür boyu beklerim.
Aslında hakkım yok demiştim, işte şimdide yok, benim hiçbir şeye hakkım yok
zaten, ben bu olaydan sonra çok yalnız kalacağım, aslında ben hep yalnızdım, sadece
ilk kez bu kadar olacak. Beni bırakmazsın değil mi? Çünkü ben seni asla yalnız
bırakmam, Benim için döktüğün gözyaşları için teşekkür ederim. Bana hayatımdaki
ilkleri yaşattığın için, elime dokunmadan, kalbime dokunduğun için her şey için
teşekkür ederim. Bazı soruların cevabı sadece seni seviyorum dur. Ben seni
seviyorum ama şu yazacağım sözü, daha önce duydum ve hoşuma gitti, o yüzden şu sözle
bitirmek istiyorum. Aşk iki kişilik bir oyundur, ama nedense hep iyiler
kaybeder, bir gün gelir en sevdiğin tişörtün bile pijama üstü olur…
25 Ağustos 2015 Salı
#KAVGA #VAR ,#GECENİN #BU #SAATİNDE, #AKLIM #KALBİM #DİLİM #KAVGAYA #BAŞLADI
*Aklım diyor ki,unut onu,değmez,sana yaptıkları,çektirdikleri,en zor gününde bile yanında olmayan insanı unut,ha,onun başına bir şey gelse,sen ona o şekilde davranır mıydın, kendisi de bunu eşşek gibi biliyor ama kesinlikle her ne durum olursa olsun,onu bırakmazdın ama o seni bıraktı,o yüzden unut....
*Kalbimde diyor ki,sen aklına uyma,o dese de ben unutmam,benim kalbime giren,kolay,kolay çıkmaz,yaptıkları canımı acıtıp,kanatsa da,bu kalp sevdiği insanı,kalbi durana kadar unutmaz,o yüzden unutmayı aklından çıkar,ben onu hayatta unutmam.(dedikleri haklı ama son söz kalbindir unutma).
*Gel gelelim,Dilim ne diyor;Ulan kavga edip durmayın,gecenin üçü oldu,sizin dedikleriniz değil,benim dediklerim önemli,o an hanginize uymak isterse canım ona uyarım,bazen akıla uyar,kötü söz söylerim,bazende kalbe uyup onu sevdiğimi söylerim,ha bu ona kalmış,isterse,akıldan geçenlere,isterse kalbinden geçenlere inanır,Artık,ne seni,ne seni dinlerim,kaparım ağzımı,neresiyle anlatıyorsa anlatsın,onuda mutlu düşünsün der,işin işinden çıkar giderim...
*Mutlu'mu ne diyor;ne siz sorun,nede mutlu anlatsın,araya girsem,üçü birleşip bana kızıyorlar,sende doğru birini sevseydin kardeşim deyip,işin işinden çıkıyorlar. Aklımıda yesem,kalbimde acısa,dilimde bağlansa,önemli olan onlar değil artık, onları da önemsemiyorum,sadece şu gözümden akan yaşa üzülüyorum,bu olayda,en günahsız,döktüğüm gözyaşları,ona da diyorum ki;kusura bakma gözyaşım,seni ben sadece elimle silerim,senin dökülmene ben değil,karşı taraf engel olacak,sen bana değil,ona kız,ondan al hırsını,neden beni döküyorsun diye,artık çekildim aranızdan,bana değil,ona anlatın derdinizi,yeter artık susunda,belki uyursam,sizi dinlendiremiyorum,bedenimi dinlendiriyim,ya lütfen gelde artık sustur şunları lütfen....( #MUHAMMEDARAT )
19 Şubat 2015 Perşembe
--- 19 / 02 / 2012 #CANIM #ANNEME ---
Bugün ANNEM den ayrıldığımız gün, 19 /02 /2012 yazdım, çünkü
benim için o gün tarih dondu, resimlere bakıyorum her zamanki gibi, eskiden
sımsıkı sarıldığım ANNEMİN şimdi sadece taşına sarılıyorum. O gülüşü, yüzü, hiç
gitmiyor gözümün önünden, eski günlerde olduğu gibi evde olduğu aklıma geliyor,
elim telefona gidiyor veya bazen işten eve giderken, sanki evde, işten gelmemi
bekliyormuş gibi hızlı adımlarla eve gitmeye çalışıyorum. Elim telefona gitse
ne olur, hızlıca eve gitsem ne olur, hepimizin bir yarısı eksik, ev ne kadar
kalabalık gözükse de, ev boş bizim için karanlık ve ıssız… Onun da bizi özlediğini
düşündüğümde içim yanıyor. ANNEMİ çok özlüyorum ve kendimi yalnız hissediyorum,
bazen hayal kuruyorum, keşke diyorum uzak şehirlerde oturuyor olsaydık da, belli
bir süre ayrı kalsaydık, hiç değilse, bir yerlerde yaşadığını, nefes aldığını
bilirdim ama işte sadece hayal. Ne yaparsam yapayım mutlu olamıyorum hep bir
kanadım eksik. Olmuyor, hiç bir şey eskisi gibi olmuyor. ANNEM gidince
düzenimiz dağıldı, ne yaparsak yapalım, ANNEM olmayınca olmuyor. Ben öyle bir şey
kaybettim ki, acısı tarif bile edilemez!
ANNE sevgisinden yoksun olmak, yanımda artık ANNEMİN olmayacağını bilmek
daha doğrusu geri gelmeyeceğini bilmek çaresiz bir yara, tarif edilemez bir
acı. ANNEMSİZ bir yıl bitti. ANNEMSİZ geçecek bir yıl daha başladı. Aslında
konuşacak anlatacak o kadar çok sözlerim var ki, boğazımda düğümleniyor hepsi, anlatmak
istediklerim, söylemek istediklerim var, gözlerim doluyor aklıma geldikçe, ulu
orta ağlayamıyorum artık, gizli, gizli ağlar oldum artık. Ağlarken gözyaşlarımın
yarısı yere düşüyor, diğer yarısı da yüreğimin içine. Bugün ANNEM den
ayrıldığımız gün, ilk günkü gibi içim acıyor ama hep söylediğim gibi ateş düştüğü
yeri yakıyor. ANNE, ANNE, ANNEEE seni
çok özledim. Canım ANNEM mekanın cennet olsun.
(A)NNECİĞİM AKLIMDA, KALBİMDE HEP SENİNLE.
(N)URLAR İÇİNDE YAT ANNEM.
(N)E OLURSA, OLSUN UNUTMAYACAĞIM SENİ ANNEM.
(E)LLERİMİZ AYRILSADA, YÜREĞİM HEP SENİNLE ANNEM.
(M)ELEK YÜZLÜ CANIM ANNEM …
2 Şubat 2015 Pazartesi
#Bİ #GÜLÜŞÜNE, Bİ #AĞLAYIŞINA, #BİDE #KÜFÜRLER #EDİŞİNE #HASTAYIM, #3 ’ ÜDE #BENİM #ESERİM #SONUÇTA
İnsanoğlunun yaşantısına bakarsak, kimileri resim
yaparak, kimileri heykel yaparak,kimileri de, şarkılarıyla, sözleriyle bir
şekilde eserleri vardır. Benim ne kadar
şiir yazma yeteneğim olsada, benim ne kadar, skeçti, oyundu, sözdü yazabime
yeteneğim olsada, bu yazılanları sadece ben biliyorum. Yıllar sonra bana bir
şey olsa, bunların hiç biri, bir eser olarak görülmeyecek biliyorum. Taki senle
yaşadıklarım dışında, belki o kadar yeteneklerim hatırlanmayacak ama senle
yaşadıklarımızı sen her zaman hatırlayacaksın. Benim en büyük eserim sensin,
nasılmı? Seninle geçirdiğimiz onca yılda, seni o kadar çok güldürdüm ki, sonra
öyle bir hale geldik ki, benim yüzümden ağladın, ha unuttum sanma, o kadar yıl
beraber geçirdik, iyisiyle, kötüsüyle ama ağzından kimse için kötü bir söz
duymadım, taki bana ettiğin küfür dışında, daha dün gibi aklımda, şöyle
düşündüm de, Bi gülüşüne, Bi ağlayışına, Bide küfürler edişine hastayım, 3’ üde
benim eserim sonuçta. Aslında ben kötü bir insan değilim, bazen yalanlarda
söyledim, kimini mecburen, kimini de gerektiği için söyledim, bu namussuz hayat,
bu şerefsiz hayat, canımdan bir parça kopardı, mahvetti beni, üstüne sonrada
seni aldı benden, biliyorsun bin türlü derdim, sıkıntım var ama bu dertlerin
bir tanesi var ki, dertlerin hem en güzelidir, hemde yüreğimi yakanıdır. Aslında
doğruyu söylemek gerekirse, onunda dermanı yalnızca sendeydi. Seni gördüğüm en
son gün aklımda, yapamadım, karşına geçip konuşamadım, seni öylece seyrettim, sanki
seni görmediğim yılların hasretini, bir, beş dakikaya sığdırmaya çalıştım, biliyorum
sığmaz, daha doğrusu bana yetmez ama gözümü kırpmadan sadece seyrettim. Kendi, kendime,
hep hayallerimde nefret besleyip, farklı düşünürdüm ama şu bir gerçek, dünyalar
gelse yıkılmam sanırsın, ama bir çift göz gelir yere çalınırsın. Bunuda yaşayıp
tecrübe edinmiş oldum. Beni sadece seni güldürmelerimle, iyi geçen günlerimizle
hatırlamanı isterim ama şu da bir gerçek, ben seni hem güldürdüm, hem ağlattım,
hemde küfürler etmene vesile oldum. Ben ne kadar sadece gülüşünü sevsemde,
bunlarda yaşandı, o yüzden, övünmek için değil amma
‘’ Bİ GÜLÜŞÜNE, Bİ
AĞLAYIŞINA, BİDE KÜFÜRLER EDİŞİNE HASTAYIM, 3’ ÜDE BENİM ESERİM SONUÇTA ‘’
19 Ekim 2014 Pazar
#BEN #AĞZIMLA #DEĞİL , #GÖNLÜMLE #SEVİYORUM
Ben başkaları gibi kolaya kaçıp, sana, seni seviyorum der geçerdim ama
ben sevdiğim zaman, gönlümle seviyorum, içimde sağa, sola serpilmiş, cümleler
var, ağzım o tür laflar yapmaya alışkın değil, başıma gelenlere bakarsak eğer,
bilseydim seni severmiydim hiç. Senden sonra yüreğim bir türlü mutlu olmadı, ayrıldığımız
günden beri, yerin hiç dolmadı, sen halen aklımda ve kalbimdesin, sana öyle
düşkündüm ki, bunun farkında olmana rağmen, menfaatin dışında hiç yanaşmadın, sende
bunun farkındasın, başka birini, seni sevdiğim gibi sevemedim, sana bir şeyler söylemek
istiyorum, senden başka kimsenin yanında, başımı bir omuza koyup ağlayamadım, hatırlarmısın?En çok seni güldürmemi severdin, çünkü sen gülünce ben mutlu olurdum, senden
sonra, kimseyi de güldürmedim, kendimde gülmedim, gülmeyi de unuttum sayende, sana
hazırladığım şarkıları, sana yazdığım oyunları, sana yazdığım şiirleri, bir
daha ne okudum, nede dinledim, sende sonra, yağmur yağarken, ne ceketimi
çıkarıp başkasına verdim, nede yağmuru seyrederek çay bile içmedim, kalbimi, duygularımı
karıştırıp, toz haline getirip, fırtınalı bir günde avuçlarımdan bıraktım
gitti, senden sonra, ne o kalbimi, nede o duygularımı bulabildiler, şimdi bir
saat düşün ve ben o saatin pilini çıkarıyorum
ve giden, daha doğrusu, geçen zamanı durduruyorum, senden sonra, benim için
zamanın bir önemi yok, ben, senden sonra, farklı olsam da, yinede, ben seni
ağzımla değil, gönlümle seviyorum…
12 Ekim 2014 Pazar
#KİM #BİLİR http://www.antoloji.com/kim-bilir-299-siiri/
Yazacaklarımı okursun belki, kim bilir?
Ölüm vaktim geldiğinde,
Yanı başımda, ağlar, yanar durursun belki, kim bilir?
Rüyalarımda seninle yaşadığım mutluluğu,
Gerçek hayatta da yaşarım belki, kim bilir?
Hep diyordum, seninle ellerimiz hiç ayrılmayacak diye,Ayrılan ellerimiz, ayrılan gözlerimiz, birleşir belki, kim bilir?
Senin için ilk gözümden düşen yaşa, yağmur damlasıdır dedim,
Keşke sen düşmeseydin gözümden de, ben hep yağmur
damlalarına razı olurdum belki, kim bilir?
Gözlerimde hüzün, gözyaşlarımda hüznüm saklı,Sol yanımı acıtıyor hep bu ayrılık, geçer belki, kim bilir?
Geceleri seviyorum, her gece hayaller kuruyorum,
Çünkü geceleri, sana daha yakın oluyorum, düşlerim gerçek
olur belki, kim bilir?
Düşünüyorum da, zamanında kimlerin aklını başından aldın,
Daha kimlerin canını yakacaksın, düzelirsin belki, kim
bilir?
Görmediğim zaman, gözlerim hep seni arıyor,
İlerde hep yanımda olursun belki, kim bilir?Seninle sohbet etmeyi seviyorum,
Sohbetlerimiz kısa, kısa olsa da uzar belki, kim bilir?
http://www.antoloji.com/kim-bilir-299-siiri/
11 Ekim 2014 Cumartesi
#HAYATTA #EN #ZOR #ŞEY; #İNSANIN #KENDİ #KENDİNİ #TESELLİ #ETMEK #ZORUNDA #KALMASIDIR
Değmiyor, gerçekten, senin için ama çıkmaz sokaktaymış,
gibiyim şu günlerde, öylesine çok, sevdim ki seni, başkasına duyduğun sevgiyi
anlatmanı, sessizce, içim acıyla kanayarak dinledim hep. Belki bunun adı,
kıskançlık, belki de çok değer vermemden kaynaklamıyor, bir isim koyamasam da,
sana bakarken gözlerim doluyor, bazen de aptal bir gülümseme geliyor, kimseye
anlatamadım, bunları, o yüzden hayatta
en zor şey; İnsanın kendi kendini teselli etmek zorunda kalmasıdır. Bunu
yaşayan ve çeken bilir. Şunu da söylemek isterim, hissettiklerimle,
yaptıklarım, birbirini tutmadı, farkındayım. En kötüsü de ne biliyor musun?
Benim için, artık seni hatırlatan detayları yitirmeye başladım, benim için en
kötüsü bu… Ama sen, beni yitirmekten hiç korkmadın, çünkü sana göre ben, fazla
iyiydim. Biliyor musun? Bu yürek üç şeyi sevmedi, ihaneti, yalanı, seviyormuş
gibi yapanı, sevmediğim şeylerin, üçünü de sen yaptın. Sen, benim için özeldin,
yaşattıkların bana başka şeyler öğretti, dualarım bile sayende farklı oldu. Allah'ım
sen beni dostlarımdan koru. Düşmanlarıma karşı zaten ben hazırlıklıyım. Yinede
yaşadığım hayat, hayatın bana yaşattığı acılar ve bunları anlatacak birinin
olmaması, öyle birinin varken, en zor günümde,beni terk etmesi ve yinede, hayat
hala bana sillesini atmaya devam ederken, çakallara karşı, güçlü gözükmek için,
ne kadar rol yapsam da, hayatta en zor şey; İnsanın kendi kendini teselli etmek
zorunda kalmasıdır…..
21 Eylül 2014 Pazar
#BAŞKA #BİRİ #YOKMUŞ #GİBİ #SENİ #SEVDİM, #ÇÜNKÜ #BOK #VARDI
O kadar insanın arasında, gittim en olmayacak insana güvendim
ve sevdim, başka biri yokmuş gibi seni sevdim, çünkü bok vardı, ben seni
sevdiğim zamanlarda, çok zor anlar geçirdim, belki bana birazda olsa destek
olur, elimden tutarsın diye düşünmüştüm ama yanılmışım ama yinede elimden
geldiği kadar güçlü görünmeye çalıştım, gerçekten hissettiklerimi,
yaşadıklarımı kimseye anlatamadım, beni anlaman, o kadar zor muydu, beni üzgün
görüp, bitik halimi görüp, mutlu olan, o kadar çok insan var ki, o yüzden
genellikle yalan söyler oldum, söylediğim kelimelerle, yaşadıklarım,
hissettiklerim çok farklıydı, doğruyu söyleyemedim, içimdeki sıkıntıları, dertleri
bileceklerde ne olacak, yarama basıp alay edecekler, dalga geçecekler, onları
niye sevindireyim, içim ağlasa da, onların yanında tiyatro oynar oldum. Kaçıyorum
sayende insanlardan, artık korkar oldum, tekrar başka biriyle, seninle olduğu
gibi yakınlaşıp, ona güvenirsem, tekrar bir kırılmayı daha, kaldırabileceğimi düşünmüyorum ama sorun
sende değil, bende, başka biri yokmuş gibi seni sevdim, çünkü bok vardı. Bazen
düşünüyorum, daha doğrusu, hayali aklıma geliyor, yağmurda ıslandığımız günler,
başucumda beklediğin günler, daha birçok anıyı, silemedim gözlerimden, o
anıları, sonra resmine bakıp istemsiz bir ağıt geliyor, diyorum ki, şimdi sen
yoksun ama gözlerim seni arıyor, ölüm döşeğinde de, ismini sayıklar mıyım
bilmiyorum. Eğer, bana yaşattıklarını, benim yerime, başka birine yaşatsaydın,
inan, seni belki öldürmüştü ama ben yine
sana kıyamadım, o yüzden, kendimi öldürmeyi seçtim, ilerde beni merak edip,
nasıl olduğumu sorduğunda, sana o öldü dediklerinde, içindeki pişmanlık,
kalbindeki o suçluluk duygusu, vicdanın sesi, zaten seni fazla yaşatmaz ve beni
öbür taraf da, yalnız bırakmaz, peşimden gelirsin. Bana, sözlerinle,
yaptıklarınla, yaşattıklarınla, yaktığın ateşi, gözyaşınla söndüremezsin. ‘’ Şimdiye
kadar kimin kalbini kırdıysam, Allah tekrar belanızı versin. Çünkü ben, kimsenin
kalbini, boşu, boşuna kırmam ’’ Sana gelince, sende bu son söze dahilsin, sadece
kendime kızıyorum, başka biri yokmuş gibi seni sevdim, çünkü bok vardı…
9 Ağustos 2014 Cumartesi
ÖLÜ BİR ADAM, YAŞAYAN BİR KADIN İÇİN, ŞİİR YAZIYOR
İnsanoğlu öyle bir şey ki, yeter ki, aşık olsun ama bu
konuda erkeklerin durumu farklı oluyor, hele de, o erkek, sevgisini, şiirlere,
sözlere, yazılara döküyorsa, benim gibi, sormayın gitsin, bunu size şu şekilde
anlatıyım; Erkekler kadınlara karşı çok güçsüz, aşık oldukları zaman. Zaten
şiirleri, hep aşık erkekler, kadınlara yazmıştır. Var mı bir erkeğe, şiir yazan
kadın? Aşktan kalbi kırık, üzgün, hayattan kopmuş adamlar gördüm, onları
umursamayan kadınlara şiirler yazıyorlardı, bu gurupta, maalesef bende varım. Biraz
eskilere gidelim, Ferhat, Şirinin uğruna öldü, peki, Şirin neden şiir yazmadı.
Ya da, Mecnun, aşkından, çöllerde perişan oldu, peki, Leyla neden şiir yazmadı.
Aslı ile Kerem de var daha, yinede, isterseniz bir düşünün, efsane olan aşklarda
bile, erkek sevmiş, savaşmış, peki kadın ne yapmış, koca bir hiç işte, erkekler
aşkından, ölüyor, kadınlar, bir şey olmamış gibi hayatlarına devam ediyorlar, hep
ölü adamlar, yaşayan kadınlara şiir yazıyor. Birde olayın, şu boyutu var. Marifet
şairde mi, yazdıranda mı? Onu da, hepinizin bildiği bir hikaye ile özetleyim; Bir
adam çok sevdiği bir kadına şiirler yazıyordu. Sonra o kadın ansızın onu terk
etti. Adam kadının ardından şiirler yazmaya devam etti. Daha çok yazdı. Ve
günün birinde, çok ünlü bir şair oldu. Yıllar sonra kadının yaşadığı kente
gitti ve büyük bir şiir dinletisi sundu. Dinleti bittiğinde, kadın kolunda
kocası ile çıkışa geldi ve adama ''merhaba'' dedi. Adam ona, sıradan bir insana
bakar gibi baktı. Kadın,''beni tanıdın mı ''dedi. Adam, ''hayır tanımadım''
dedi.''Nasıl tanımazsın! Uğruna şiirler yazdığın kadınım ben. Seni şair yapan
kadın''dedi kadın. Adam kadının gözlerine baktı ve şöyle dedi:''Keramet sende
olsaydı, kolundaki adam da şair olurdu. Bu hikayeye göre, kimilerine göre,
şiiri kadın, yazdırıyor, kimilerine göre de, yazan kişinin marifeti veya
yeteneği deniyor, bana göre, ''marifet yürekte, dilde, sözde, özde yazdıracak
bir fani çıkacaktır her daim, yinede erkek, sevdiği zaman farklı oluyor,
zamanında bende sevdim, inanın, o duyguyu size şöyle anlatıyım. ÖLÜ BİR ADAM, YAŞAYAN BİR KADIN İÇİN, ŞİİR
YAZIYOR, her ne kadar, karşısındaki anlamasa da, bilmese de, işine gelmese de, erkek
kimi zaman, gözyaşlarıyla, gözyaşları kuruduğu zaman, damarındaki, son, kandamlasıyla,
yazmaya hep devam ediyor, yani, ÖLÜ BİR ADAM, YAŞAYAN BİR KADIN İÇİN, ŞİİR
YAZIYOR…
28 Temmuz 2014 Pazartesi
--- BAYRAM SABAHINI BEKLERKEN Kİ, DÜŞÜNCELERİM ---
Bayram sabahının acısını çok iyi biliyorum, İnsan ölümü
sevmiyor, ölüm insanı seviyor. Başında, Annesi, Babası olmayıp, bayram
geçirenleri, şimdi daha da iyi anlıyorum. Sabah bayram namazını kılıp direk
ANNEMİN yanına koşacağım ve ANNEMLE bayramlaşacağım. Aslında bayramlıklarımı
giyip, ANNEMİN karşısında dimdik durmayı, ona onsuz geçen bir bayramın, benim
içimi nasıl acıttığını anlatmak isterdim ama yapamam, üzülmesin diye, oğlunu
mutsuz görüp, ruhu acı çekmesin diye, yoksa anlatacağım o kadar çok şey var ki.
Bana derdin ya, iyi yürekli, yufka yürekli, aslan oğlum diye. Şimdi o aslan
yürekli oğlunun kalbine hüzün, keder düştü ANNECİĞİM. Şimdi o aslan yürekli oğlun, sensizliğin ne
kadar, dayanılmaz acı bir şey olduğunu bile, bile yaşamakta, yaşadığım hayata
yaşamak denirse eğer, ne zormuş insanın, canından çok sevdiği insanı
kaybetmesi, kalbin acırken, acısını dindirememek, her sabah uyandığımda,
kendimi bir kez daha yalnız hissediyorum…
Sensiz geçecek bayramlardan, biri daha geldi ANNECİĞİM. Bayram
namazından gelirdim, sen kahvaltımızı hazırlardın, kapıdan girer girmez, ilk
senin elini öperdim, keşke o günlere geri dönebilsek ama şimdi, mezarının başında,
elim kolum bağlı oturuyorum, benim için, bir anlamı yok artık bayramların, sıradan
bir günden farkı yok artık.
Şimdi gözyaşlarımı siliyorum, ağlamayacağım, bugün ağlayıp ta,
senin ruhunu acıtmayacağım, kalbim hep senle kalacak ANNECİĞİM ve senin yerini
kimse alamayacak ANNECİĞİM. Yanına bayramlaşmaya geldiğimde, sana canımın ne
kadar acıdığını, ne kadar yandığını, ne çektiklerimi anlatamam, sen üzülme
diye, söyleyemem sana içimden geçenleri, burada genelde yazıp, paylaşıyorum, beni
anlayabilecek insanların olduğunu düşünerek, sana söylemek istediklerimi,
yazıp, paylaşıyorum ki, biliyorum bazıları anlayabiliyorlar beni, içimde kopan,
dinmek binmeyen acıyı... Bayramın kutlu olsun ANNECİĞİM, mekanın cennet olsun ANNECİĞİM
…
23 Temmuz 2014 Çarşamba
--- KADİR GECESİ ----
Bugün Kadir gecesi, bugünde yine sen aklımdasın ANNEM. Gece yazmaya başlıyorum ama gündüz yanına gelip, bu yazdıklarımın sadece bazı yerlerini sana söyleyebilirim. Size sadece şu kadarını anlatabilirim. Biliyorum buradan daha iyi bir yerde ANNEM. Üzülmemem lazım, hatta belki de, o bana üzülüyor ama özlüyorum, çok özlüyorum, kızmakta haklısınız bana, bende kızıyorum kendime bazen, korkaklığıma kızıyorum, belki diyorum, hani her şeyin bir sebebi varmış ya, en basitinden, tabanca icat edilmiş, bir tane on dörtlü alacaksın diyor şeytan, mermileri dizeceksin şarjöre, gerçi bir tane mermi yeter, çok düşündüm, niyetlendim, yapamadım, korktum.
ANNEMİN yokluğu, benim hayatımın kara deliği, kenarlarına tutunmasam, beni de çekecek içine, çeksin istiyorum aslında, çok istiyorum ama ellerimi bırakamıyorum, ANNEM izin vermiyor. Kulağımda bir fısıltı, Baban, kardeşlerin var diye, bir tek onlar için, bırakamıyorum ellerimi, yoksa ne kadar istediğimi tahmin bile edemezsiniz. ANNE, sen bana bakma, ben yazıyorum işte. Bugün Kadir gecesi ve dualarımda, kalbimde, aklımda hep sen varsın. Kadir gecemiz mübarek olsun, mekanın cennet olsun ANNEM….
21 Temmuz 2014 Pazartesi
YAZI YAZMAK KOLAY, EN ZOR İŞ KONUŞMAK
14 Temmuz 2014 Pazartesi
UNUTMASAKDA ÜSTÜNÜ ÖRTERİZ
Keşke her şeyi unutmak için bir şansım olsaydı,her şey
kontrolden çıktı,sen bir tarafa,ben bir tarafa dağıldık,o zamanlar benim gözüm
dönmüştü,hırslanmıştım,kıskanıyordum,her şey daha beter olurdu diyeceğim ama
daha nasıl beter olabilirdi ki,bazen soruyorum kendime;Her şey eskisi gibi
olamaz mı?Diye,olamaz,eskisi gibi nasıl olsun,ben yıldım artık,güvendiğim
dağlar kendi başını yedi,kendisiyle kalmadı,beni de mahvetti,en iyisi artık
uzak durmak,bak sen bile eskisi gibi değilsin.Biliyor musun?Ben çok yoruldum,kendime
kızmaktan,hayal kırıklığına uğramaktan,yalnız kalmaktan,her şeyden yoruldum.Eğer
sen her şeyin eskisi gibi olmasını sağlarsan,sana söz,bende elimden geleni
yapacağım,sadece biraz zamana ihtiyacım var, O kadar kolay mı öyle,her şeyi
unutmak dersen,bizde ’’Unutamazsak da
üstünü örteriz’’
Bazı günahların bedeli ağırdır beklemez,iyilik hak edene yapılır,sen
yapılan iyilikleri hak etmiyorsun.Vicdanın hiç bir zaman rahatlamayacak,uyuyamıyorsun
değil mi?Hep rüyalarına giriyorum değil mi?Yanımdan kaçtın ama kaçmanın anlamı
yok,hafızanı da yanında götürdün,o yüzden kaçmanın bir anlamı yok,bu öfkenin aslında
sonu yok,bugün kalbini kaplayan kin,yarın seni hasta eder,içini kemirir,kin yok
edici bir hastalıktır.Sana şöyle anlatıyım,sen zeki kızsın anlarsın,evladını
seversin,neden?Çünkü her şeyden önce evladındır,kardeşini,arkadaşını,yeğenini
seversin,neden?Hepsinin bir geri dönüşü vardır,ya en basitinden,onlarda seni
sever,ama benimki,sana olan sevgim,öyle değil,geri dönüşü yok,beklentisi olan
bir insanın yapabileceği cinsten bir şey değil,bilmem anlatabildim mi?Sende
umarım,nasıl bir sevgi beslediğimi anlamışsındır.Mutlu sonları severim,mutlu
sonları kim sevmez,ama mutlu sonlar öyle göründüğü kadar kolay varış noktaları
değildir.Hadi bir yolunu buldun, ona ulaştın diyelim,yara,bere içinde
kalırsın,bak bana,nasıl köşeye sıkıştım,herkes üstüme gelirken, yeter,yeter
diyemedim,ben her şeyi senin için yapıyorum ama söyleyemiyorum,sustuklarım
içimde,öfkeme kapılıp konuştuklarımda,ama hepsini unutmam zaman alacak ama şu
sözle noktayı koymak isterim;Unutmasak da üstünü örteriz…..
8 Temmuz 2014 Salı
BİLMEM BU SEFER ANLATABİLDİM Mİ ?
Ah be kızım,güzeller güzeli,kızım,hatasız kul olur mu? Be
kızım,her insan hata yapar,mühim olan o hatadan dönmek değil mi?Soruyorum sana.Ben
hatalarımdan döndüydüm sonuçta,çok çektirdin
bana biliyorsun.Buna karşılık bende,gönlümdekileri
daha fazla tutamadım,sadece hesabımı kapatmak istedim.O yüzden biraz çektirdim
sana kabul ediyorum.Sen benim yaşadıklarımı yaşamadın.O yüzden sana anlatmakla kendimi yormayacağım,sen benim
acılarımı anlayacak kadar erdemli olamadın.Erdem sevdiklerini üzmek midir?Erdem
büyük bir hayal kurup,sonra enkazına bakıp,son nefesini beklemek midir?Sence
erdem nedir?Hayatta değer verdiğim insanlardan biride sendin,seni senelerce
sevdim,mutlu olman için dualar ettim,yeni bir başlangıç yapman için hep
yanındaydım senin ama şahitsin hayat hep çelme taktı bana,canımdan çok
sevdiklerimin canını yaktım.Eğer bir gün ölürsem,bana seninle yaşadıklarımızla ilgili soru
sorduklarında,şöyle diyeceğim;Ben hep iyi bir insan olmak istedim,hep çok
sevmek istedim ama bazı
kulların,şeytandan da kötüymüş,ben onlarla karşılaştım,affet beni diyeceğim,bazı
meraklılar soruyorlar,bana,ondan bir haber var mı ?diyorlar,beni sildi ya, hanımefendi,
bundan ala haber mi olur,diyorum.Sen,beni tanımıyorsun,benim içimi bilmiyorsun,ben senin için ne çılgınlıklar
yaptım,yukarıya seni aklımdan,kalbimden çıkarması için dilekçemi sunmadım,baktım
ses yok,istemez ben kendim hallederim deyip,ne taktikler denedim bilemezsin.Sonuç
mu?Hala sonucu anlayamadıysan,biraz şaşırmış,birazda,alaycı bir şekilde gülüp
geçerim…..
3 Temmuz 2014 Perşembe
THE END - YANİ - SON
Sen beni hiç bir zaman,anlayamıyacaksın.Sen mutlu ol diye,sen
yeniden hayata tutun diye,çoğu şeyden vazgeçtim.Tabi ben senin gözünde,hiç bir
zaman değerli olmadım.Ya ben senin yaralarını sardım ya,ya ben sana aile oldum
ya,sen hiç bir zaman anlamadın beni,eğer sen beni anlasaydın,işler çok kötü noktalara
gelmiyecekti,sana her şeyi anlattığım zaman,ben bilmiyordum diyeceksin,eğer
gelip karşıma konuşsaydın.Sende bir tuhaflık var demiş olsaydın, şimdi her şeyi
biliyor olacaktın.Bundan sonra ne mi olacak,herkes tabi hayatına devam
edecek,olan benim hayatıma oldu.Sen benim hayatımı mahvettin,seni ikinci ailem
gibi görmüştüm,senide kaybettim.Bundan sonra ikimize ne olacak?Ben kararımı
çoktan verdim gideceğim,bu ikimiz içinde en iyisi olacak,sana git diyemem
biliyorsun?Desem de,bir anlık sinirle söylerim anca,Ama kalda diyemiyorum.Bunları
sana daha önceden söylemeliydim biliyorum.Bu kadar eziyet etmemeliydim sana,ama
geçte olsa söyleyeceğim,Yanıma geldiğinde seni kovdum.kötü davrandım,sen
gittikten sonra günlerce ağladım,sen,bana hakaret etsende,sen erkekmisin
dediğinde,canımı bile,bile acıttığında,yinede kalbim hala senin için atıyordu.Ama
sana karşı olan öfkem,gururum hep uzak tuttu seni benden,bunları kendimi
aklamak için anlatmıyorum.İnanmak zorundada değilsin,ama gerçek bu,ben seni
hala çok seviyorum.Bugüne kadar hep kafama göre davrandım,sen bana kal dersen
kalırım,git dersen giderim.Seninle sessiz,sedasız vedalaşmak istemezdim,pencerenin önüne geçtim
ve gidişini izledim sadece ama diğer türünü kalbim kaldırmayacaktı,bu yüzden
bunu gözlerine bakmadan,sesini duymadan yapmak zorunda kaldım.Sana her şey için
teşekkür ederim.bizim yollarımız çoktan ayrıldı.Kendime yeni bir hayat
kurmalıyım,seni çok sevmeme rağmen,bunu sensiz başarabilmeliyim,geçmişe sünger
çekerek,yaşabilirsem,yaşamaya çalışacağım ama sana da her gün dua edeceğim,mutlu
olman için, sevgilerle,benim biliyorsun klasik sonlandırışım var,yazımı öyle
bitiriyim,the end,yani,son……
27 Haziran 2014 Cuma
BELKİ BİR PİKAÇU DEĞİLDİN AMA ; BEN HEP SENİ SEÇTİM ZALIMIN KIZI
Sen eski sen misin? Şöyle bir köşeye otur ve düşün lütfen. Sen
gün içinde,beni görmene rağmen, gece
yarıları arayıp,saatlerce telefonla sohbet ediyorduk, ne çabuk unuttun.Ben,seni,iki
dakika görebilmek için,yapmadığım,uydurmadığım bahane kalmıyordu.Sen
tanıdığım,eski,sen misin? Değilsin tabi,bana bir bak ve beni iyi dinle,ben senin
için neleri feda ettim biliyor musun?Çoğu kişiyi karşıma aldım,okulumu bile
bitiremedim,sırf senden dolayı,bütün bunlar için cesareti nerden buldum biliyor
musun?Yanımda güvendiğim,sevdiğim,değer verdiğim,bam başka bir kız vardı ve ben,o
kıza güvenip,çoğu şeye göğüs germiştim.Bazen diyorum,şaka,şaka,ne bazeni,her
gün diyorum.Artık beni görse ve gelse bana,çok yalnızım,hissettir bana varlığını,şimdi
nasıl olduğumu bilmek ister misin?Nefes alıp yaşıyorum işte,buna da şükür demek
isterdim ama diyemiyorum,yaktılar beni,perişan ettiler,ben sana beni kurtar
diyorum.O kadar zaman geçti,ben seni bir
gün bile unutamadım.Çürüyüp gidiyorum,sadece.Ben seni ilk günkü gibi seviyorum.Bunu aklından çıkarma
tamam mı.Dağda kuzu ölür,ziyan kapıya gelir derler,yani sana bir şey olsa,yine
tek ben üzülürüm.Ben yazı yazmadan,sen ise,yazılarımı okumasan,rahat edemezsin
diye yazıyorum.Hayatı bugün,izlediğim çizgi filim gibi görmek istedim,orda seni
seçtim pikaçu diyordu,ben olsam ne yapardım dedim ve pikaçu yerine,yine seni
seçerdim. O çizgi filimi sana bağladım.Belki
bir pikaçu değildin ama;ben hep seni seçtim zalımın kızı…..
22 Mayıs 2014 Perşembe
OYSA ;GÜVEN ANKARA’DA BİR PARKMIŞ
Ben sana o kadar çok inanmıştım ki,bunu sana anlatamam ama her şey boşmuş, yapılanlar, söylenenler hep yalanmış, hiçbir şey görüldüğü gibi değilmiş. Bir fıkra var belki duymuşsunuzdur; ''Kızın biri yüzüne krem sürerken, kardeşi görür ve sorar, Abla ne yapıyorsun? Ablası cevap verir. Cildim güzelleşsin diye krem sürüyorum der. Bir saat sonra kız yüzündeki kremleri temizlerken kardeşi görür ve der ki, Abla işe yaramadı değil mi? ’’ Burada şuna geleceğim, çocuğun gözüne göre her şey aynı, eski, haliyle, yeni hali arasında fark yok, ama o krem sürüp cildini güzelleştiren kıza göre de, sürdüğü kremler işe yarıyor. Hiç bir şey görüldüğü gibi değildir, dememdeki amaç gören kişiye göre de değişiyor. Bana göre senin bana söylediklerin, arkadaşlığın, dostluğun, sevgin, hepsi bir yalanmış. Ama şunu bil ki, şu hayatta en çok güvendiğim insandın. Haa yaşım 32,bana şunu öğrettin. OYSA ; GÜVEN ANKARA’DA BİR PARKMIŞ…..
11 Mayıs 2014 Pazar
----- ANNELER GÜNÜ -----
Anne seni çok seviyorum, bu dünyada her şeyden,çok seni seviyorum.Bir tek senin için dua ediyorum. İnanın aramız çok iyiydi,birden aramıza, o ecel denilen soğukluk girdi. Ben ne diyeceğimi inanın bilemiyorum. Başına böyle bir ayrılık gelmeyen insan, ne isteyeceğini, ne söyleyeceğini bilemiyor. Hiç biriniz benim ne hissettiğimi bilmiyorsunuz. Ama ben biliyorum ve o acıyı çekiyorum.19 /02/2014 tarihinde. Doktorlar bana, günüde, saati de buraya kadar... dediğinde, Ben ne halt edeceğimi kestiremedim. Siz kaybetseniz, ne yapacağınızı biliyor musunuz? İnsan bilmediği bir şey karşısında apışıp kalır. Bir el uzatılmasına muhtaçtır. Umarım anlamışsınızdır. Siz ahirete inanıyor musunuz? Çoğunuzun cevabı evettir…
Bir yerde okumuştum; ’’Güneş ahirettir, dünyada gölgesi diyor. Eğer güneşe arkanı dönüp, dünyayı kovalarsan, gölgeni yakalayamazsın. O zaman, güneşinden de olursun diyor. ’’ Ben dünyayı kovalamaktan vazgeçtim. Benim dünyamda ahiretimde ANNEM oldu. Ama diyorsunuz ki, bu seni gerçek hayattan koparıyor, Zaten ben gerçek hayatı geçtim. Bugün yine ANNEM’ in yanına gideceğim ve sesleneceğim. ANNEM ben geldim, bugün ANNELER GÜNÜ ve ben mezarının başına geldim. Yine bir ANNELER GÜNÜ sensiz geçiyor ANNEM. Beni duyduğunu biliyorum ANNEM ve ANNELER GÜNÜN KUTLU OLSUN benim güzel ANNEM….
Kederli ve öksüz bir çocuğun, yaşadığı dünyası dar edilen, bir çocuğun, haykırışları geliyor artık, bu saatten sonra. Ben yanına geldikçe sürekli düşündüğüm bir şey var. Canım ANNEM, seni oradan çıkarabilsem keşke, eskisi gibi tekrar beraber yaşayabilsek. Seni çok seviyorum, sen burada yatıyorsun,ben evde yatıyorum, evde benim mezarım artık, seni burada, ben nasıl bıraktım, üşümüşsündür sen orda, Seni oraya bırakırken, dedim, ANNEM üşür ama dinletemedim, kimseye sesimi duyuramadım,ben nasıl bıraktım seni. ANNEM şuna inan ölüm bizi ayıramaz. ANNELER GÜNÜN KUTLU OLSUN. Aklımda, kalbimde hep sen varsın. ANNEEE, seni seven oğlun, hep yanında olacak….
(Kaç gündür şu dörtlüğü sürekli okuyorum, kendime kıyasladığımda uyan var mı derseniz, kesinlikle hayır)
---ANNELER GÜNÜ GELİYOR---
Annesi olanlara, o gün bir hediyedir.
Annesini yitirmişe, keder üste, kederdir.
Ölçülü kullanarak incitmesek öksüzü.
Annesiz olanlara, dar etmesek o günü...[B.Gökçe)
10 Mayıs 2014 Cumartesi
BUGÜN GÜNLERDEN ONU,NE ONU,NE ONLARI UNUTMAYA DEVAM EDİYORUM VE SAAT ONDA YAZIYORUM
Ben
kimseye anlatamıyorum derdimi,benim yanımda sen olsaydın,ben bu halde olmazdım.Biliyor
musun? Bana ilkbaharı anımsatıyordun.Hani yaza hazırlıktır ya,biraz zaman
geçince,her yer yeşilliklere bürünüyor,çiçekler açıyor.Ayrı bir güzel oluyor ya
ortalık.O güzelliklerin habercisi olduğu için ilkbahar,senide ilerde,benim
yazım olur,ilerde,beni yaz havası gibi
güzel günlere götürürsün sanmıştım ama yanılmışım.Ben yükte hafif,yürekte
ağır seviyorum sadece.Diyorsun ki,kıskançsın,suç mu kıskanmak.Ben domuz muyum,öbürleri
gibi,tabi kıskanıyorum.Seninle şöyle otursak,adam akıllı konuşsak sorun morun
kalmaz aramızda.Ben sana güvenmiyor değilim,ben etrafındakilere güvenmiyorum.Benim
için,en güvenli yer,senin yanın olabilirdi,ben senden gelen her şeye razıyım
ama bu konu ayrı.Bunda kalbimi çok kırdın.Benim bir şey yapmamı istemiyorsan,söylemen
yeterli,bir daha yapmam.Ama benimle oyun oynama, dayanacak halim kalmadı.Bu
neden böyle oldu merak ediyor musun?Nerden buldum,bu cesareti,birincisi,beni bu
hale sen getirdin,ikincisi ise,benim günahım çok,Günah büyük olunca,cesarette
orantılı büyür teorisiyle,biraz fazla günahım varmış ki,cesaretim büyümüş….
6 Mayıs 2014 Salı
VİCDAN
Bazı insanların vicdanı olmaz,sen de bu vicdanı olmayan
insanlardansın.İnsanlar korktukları zaman sevdiklerini akıllarına
getirirlermiş.Genelde filimler de görürdüm ama gerçek hayatta işe yaramaz
diyordum,bu aralar her şeyden korkar oldum,aklıma seni getiriyorum ve filimler
den ibaret olmadığını gördüm,ben denedim oldu.
Öyle bir haldeyim ki;öldürün beni
ya,öldürün,yemin ediyorum firavunun sarayında böyle bir zulüm yok,bir rüya
gördüm, rüyamdaki o bakışı gözümün önünden hiç gitmiyor,nehrin kıyısındayım,
ölümün kıyısındayım,ona tek çarem sensin,ne olur kurtar beni dedim,bıraktım
kendimi sulara,bu ne demek bilir misiniz? Ben kendimce yorumlayım; Hani
yangınlarda insanlar köşeye sıkışır,ne yapacağını bilemezler ya,dayanamayıp
atarlar kendilerini pencereden aşağıya,öyle ürkütür onları yanmak,işte o
bakışları,o nasıl bir yangın olduysa,o bana baktığında,nasıl bir acı
gördüysem,o alevlerin içinde yanacağıma attım sulara kendimi,rüya olmasaydı
eğer,onun yakacağını bildiğim halde kaçmazdım,ben düşerken,o son andaki
bakışından anladım,nasıl bir canavar olduğunu,daha doğrusu,nasıl bir canavara
dönüştürdüklerini gördüm,ben onun,bana yaşattığı dünyada ölmek istedim,şimdi
kendi dünyasında varsın yaşasın,yok yere idamla yargıladı beni,vicdanın
olmadığını,hem rüyamda gördüm,hem de gerçek hayatta…
5 Mayıs 2014 Pazartesi
HAKİM BEY ADLI OYUN
----HAKİM BEY ADLI OYUN-----
HAKİM: Mahkemeyi başlatıyorum,suçlu Mtl ayağa kalk,
MTL: Zaten ayaktayım,sizde kafamı buluyorsunuz diğerleri gibi benimle,
HAKİM: Ne kafa bulacağım,senin kafandakiyle bir şey bulunmaz,niye taktın onu,
MTL: Kendimi insanlardan korumaya çalışıyorum hakim bey.
HAKİM: Ne alakası var…
MTL: Kalbimi koruyamadım kırdılar,hiç değilse kafamı koruyumda aklım yerinde dursun.
SAVCI: İtiraz ediyorum hakim bey.
HAKİM: Niye…
SAVCI: Bunun kafasının içinde ne tilkiler var,çıkarsın da kafasındakini o tilkileri öğrensek.
HAKİM: Ret edildi,o tilkileri çıkarırsa suçu artar,bırakın o tilkiler orda kalsın.
MTL: Hakim bey sussam olmuyor,susmasam olmuyor,dilim dursa,kalemim susmuyor hakim bey.
HAKİM: [sinirli bir şekilde)Sus bana Mehmet Erdem’in şarkısının sözlerini değiştirerek cevap verme.konuş düzgünce.
MTL: Çok denedim,konuşmayı,çabaladım da aslında ama anlamadı hakim bey,ardından yazdıklarım ağır geldi hakim bey.
HAKİM: Pişmanmısın
MTL: Değilim hakim bey.
HAKİM: Elindeki ne…
MTL: Bu mahkeme bir oyun ama,bunun içindeki yazılanlar gerçek hakim bey,
HAKİM: Sende niye duruyor,ver mahkemeye yayınlayalım yada facesimde paylaşıyım herkes bilsin.
MTL: Burada yazılanların bende kalması daha iyi,yoksa bazıları gerçek anlamda zarar görebilir hakim bey.
HAKİM: [imalı bir şekilde bakar] hımm yinede koruyorsun,neden?kendini yakacaksın böyle susarsan.
MTL: Biliyorum hakim bey anlamayacak belki beni,kendim halen zarar görmeye devam edeceğim ama ben o insanlar gibi kötü değilim.
HAKİM: Sen ne iş yapıyorsun?
MTL: Hastanede çalışıyorum hakim bey…
HAKİM: Ne öğrendin orda…
MTL: Vallaha hakim bey,insanların arasında beş bağ varmış,bunlar kopup azala biliyormuş,benim bildigim bir göbek bağı vardı,onuda doğarken kesiyorlar,bide bizim bahçedeki bağlarımız var ama bununda konuyla bir ilgisi yok.
HAKİM: Yani bir şey öğrenemedin,ne oluyor, o bağlara sonra..
MTL: Yok hakim bey öğrendim en son bir bağ kalıyormuş,onuda kişiye özel bırakıyorlarmış,
HAKİM: Sana öyle bir bağ bıraksalar ne yaparsın.
MTL: Dedemden kalan bağları sattım,karıynan kıznan,kumarla yedim ama tabi bununda konumuzla bir ilgisi yok.
HAKİM: [gözlerini şaşı yaparak)kafayı sıyırmadan anlatmaya devam et.
MTL: Ben bağ bahçe işlerini severim hakim bey,tamam kızmayın,o dediğiniz bağ için ben çok uğraştım,o tek bağda kopmasın diye ama,kişiler o bağı tırnaklarıyla kazımaya başladılar,ha bir yerden kopar ama,ya o tek bağı ben koparırım,benim koparışım farklı olur,yada o bağ bu çürük haliyle gidebildiği yere kadar gider,kişiler sağlamlaştıracak…
HAKİM: Nasıl olacak…
MTL: Allah buyuruyor ki 'Bana bir adım atana,Ben on adım atarım.Bana yürüyerek gelene,Ben koşarak gelirim.Ben adımda attım,koştum da,amma bana bir adım atılsa,o bağ ipten değil demirden olur,bana bir adım atılsa,hiç kimse o bağı koparamaz bile,ama bunu da karşıdaki kişinin anlaması lazım hakim bey,yada anladığı halde işine gelmediği için susması lazım hakim bey.
HAKİM: [önündeki dosyasına bakar ve pis pis sırıtarak]Senin için tedavi görmesi gerekir demişler, yani emir büyük yerden.
MTL: Vallaha hakim bey vereceğiniz karara boynum kıldan ince,verilen emiride,diyeni de kırmamak isterim ama yapamam,isterseniz beni facesinizden silin,onlar anlamadı siz hiç anlamazsınız.Bu emir adını feriha koydumdaki emir’in yolunun emriyse,ben o diziyi izlemiyorum zaten.
HAKİM: Ben salakmıyımda anlamayacam!Peki sence buradaki şuçlu kim?
MTL: Bu bir örgüt işi hakim bey…
HAKİM: Peki kim var bu örgütte sayda bilelim,kimlerin parmagı var.
MTL: Giydikçe açılır diyen tezgahtar.uzadıkça şekil alır diyen kuaför ve zamanla unutursun diyen arkadaş.Bunların hepsi aynı örgüte üye,asıl suçlu benim hakim bey,suçum insanlara inanmak,onlara haddinden fazla değer vermek,bunun üstüne sizin acınızı bildikleri halde yanınızda olacagınıza,acınızı deşmek için ellerlinden geleni yapıyorlar hakim bey.Eger insanlara deger vermek suçsa evet ben suçluyum hakim bey.
SAVCI : [Ağlayarak ayağa kalkar]Hayır hakim bey asıl suçlu benim.
--[Salondakiler önce tek,tek ayaga kalkarlar,asıl suçlu benim hakim bey diye bağırırlar,sonra hep beraber ayaga kalkıp asıl suçlu biziz hakim bey diye bağırırlar]
HAKİM: [kızgın bir ses tonuyla elindeki tokmagı vurarak]Ne bagırıyonuz sagır yok ya karşınızda,duyuyoruz,oturun yerinize,hepinizi facesimden engellerim suçluya soruldu varmı son bir diyecegin….
MTL: Bu skeç bir oyun hakim bey ama asıl oyun dışarıda yaşadıgım hayatta hakim bey,burada vereceniz her türlü paylaşımı ancak sizin facesinizdekiler görebilir,asıl önemli olan benim bundan sonraki paylaşımlarım,anlayana mesajlarla dolu bir oyun yazdım,artık kaç beğeni,kaç yorum alırım bilmiyorum,gerçek hayatta bunların kaçı gerçege dönüşür bilemem,benim için eski olmasada,onun gözüyle eski bir arkadaşımın sözüyle bitirmek istiyorum,bu okuması uzun oyunu,gerçekten zehir gibi aklın var derdi,yeter ki kullanmayı bil,ben aklımada yüregimede,kalbimede güveniyorum,yeter ki ordaki yerini yıkmasın yeter.
HAKİM: [kalemi kırar ve konuşmaya başlar]Karar;Diğer insanlar ne kadar seni suçlasada,seni anlamaları mümkün değil,benimde kafam karıncalandı şimdi,bu mahkemeyi facesimde paylaşacam ve alınan yorumlara ve begenilere göre karar verecem,bir daha ki mahkeme,kalan o bir bağ,koptuğu zamana kadar ertelenmiştir.
[hakim kalkar ve giderken içinden şöyle geçirir,ihşallah iki tarafda akıllı dururlarda,o bir bağda kopmaz,çünkü daha tatile gidecem,bu yazda tatile gidemezsek hanım beni bu sefer kesin öldürür...)
--IŞIKLAR KAPANIR VE SEYİRCİ ALKIŞLAR,
-KLASİK SONLANDIRIŞIM GELİYOR THE END YANİ SON….
2 Mayıs 2014 Cuma
YEMEKLİ TOPLANTI OYUN
--YEMEKLİ TOPLANTI---
BAŞKAN:Evet arkadaşlar,bugünkü toplantımızın konusu,yaşlı bayanların nasıl genç görünebileceği hakkındaki görüşlerinizi almak için toplandık.Tabi bu konuda uzman olan dört bayan arkadaşımızın,engin tecrübelerine dayanarak,bu yemekli toplantıyı yapmayı düşündük.....
BAŞKAN:Evet arkadaşlar,bugünkü toplantımızın konusu,yaşlı bayanların nasıl genç görünebileceği hakkındaki görüşlerinizi almak için toplandık.Tabi bu konuda uzman olan dört bayan arkadaşımızın,engin tecrübelerine dayanarak,bu yemekli toplantıyı yapmayı düşündük.....
*Evet Buket hanım(yaşı 40'dan fazla) siz bu yaşınıza ragmen nasıl kendinizi genç hissedebiliyorsunuz,...
GARSON:Efendim servise başlayım mı?
BAŞKAN:Tabi servise başlayabilirsiniz...
(önden çorbalar gelir ve Buket söze başlar)
BUKET:Sayın başkan benim genç hissetmemdeki en büyük desteğim daha bekar olmamdır,Allah'tan ümit kesilmez deyip kendimi gelinlik çağına gelmiş kız gibi görmemden kaynaklanıyor,Evde kalmış yaşı büyük kızlara bu taktiği öneririm..
BAŞKAN:Tamam bu önerinizi değerlendirecem,Ece hanım(38 yaşında) sizin taktiğinizi alıyım,buyrun dinliyorum,,,,
GARSON:Efendim çorbalar bittiyse,sırada şinitzel var der ve çorbaları alıp şinitzeli servis eder...
ECE:Arkadaşlar benim genç görünmemdeki en büyük etken,zamanında vurulduğum aşılardan kaynaklanıyor.Benim yaşımdaki kadınlara aşı önerebiliriz,Hem devlet para kazanır bu aşı işinden,hemde aşı şirketleri para kazanır,Çok karlı bir iş olur,Ben aşılara borçluyum bu güzelliğimi,Ben aşıyı öneriyorum....
BAŞKAN:Bu öneriyi en son çare olarak görüyorum ama aklımızda bulunsun,Elif hanım(40 yaşında) sizde yaşınıza göre genç gösteriyorsunuz.Acaba bunun sırrı ne...
ELİF:Sayın başkan benim yaşımdakiler emekli olup evlerinde oturuyorlar,Benim genç kalmamdaki en büyük etken umursamaz ve gamsız,kedersiz oluşumdur,Hiç bir şeye kafaya takmam,O yüzden ben psikolojik olarak yaşlılığı yendim.Benim önerim yaşlı kadınlara pskiyatri desteğiyle,psikolojik olarak onları yaşlı olmadıklarına inandırıp genç görünmelerini sağlayabiliriz,,,,
BAŞKAN:İlginç bir yöntem tıbbı kullanarak genç göstermek,bu taktiği bir kaç kişide denedikten sonra uygulayabiriz gibi geliyor,Tanem hanım(yaşı 30'dan fazla)en genç gösteren katılımcılardan biriside sizsiniz,Siz neye borçlusunuz...
GARSON:Efendim tatlıları getirdim.(servis eder ve gider)
TANEM:Aslında diğer 3 arkadaşımıda dinledim ama benim taktiğim diğer 3 arkadaşımdan daha iyi sayın başkan.Hemde zahmetsiz,yapacagınız işlem çok basit önce bir çocuk yapıp,herifin kucagına atacaksın,sonra kendini iş kadını moduna sokacaksın,ardından sürekli alışverişe çıkıp,gününü gün edeceksin,sonra biraz makyaj,biraz süs,sizi dışardan gören biri,Aaaa şu kadına bak ne kadar genç duruyor diye sizi göstercek,Ben bu taktikle genç görünüyorum sayın başkan,bende bu yöntemi öneriyorum bayanlara....
BAŞKAN:Arkadaşlar hepinizi dinledim ama siz sadece kendinizi kandırırsınız,vatandaş bu oyunlara gelmez,lütfen daha farklı önerilerle gelin bana,Toplantımız burda sona ermiştir.Bayramdan sonraki toplantımıza yeni öneriler bekliyorum sizlerden,yoksa işinize son veririm.Herkes işinin başına marş,marş...
-----THE END---
-------YANİ-------
------SON------
GARSON:Efendim servise başlayım mı?
BAŞKAN:Tabi servise başlayabilirsiniz...
(önden çorbalar gelir ve Buket söze başlar)
BUKET:Sayın başkan benim genç hissetmemdeki en büyük desteğim daha bekar olmamdır,Allah'tan ümit kesilmez deyip kendimi gelinlik çağına gelmiş kız gibi görmemden kaynaklanıyor,Evde kalmış yaşı büyük kızlara bu taktiği öneririm..
BAŞKAN:Tamam bu önerinizi değerlendirecem,Ece hanım(38 yaşında) sizin taktiğinizi alıyım,buyrun dinliyorum,,,,
GARSON:Efendim çorbalar bittiyse,sırada şinitzel var der ve çorbaları alıp şinitzeli servis eder...
ECE:Arkadaşlar benim genç görünmemdeki en büyük etken,zamanında vurulduğum aşılardan kaynaklanıyor.Benim yaşımdaki kadınlara aşı önerebiliriz,Hem devlet para kazanır bu aşı işinden,hemde aşı şirketleri para kazanır,Çok karlı bir iş olur,Ben aşılara borçluyum bu güzelliğimi,Ben aşıyı öneriyorum....
BAŞKAN:Bu öneriyi en son çare olarak görüyorum ama aklımızda bulunsun,Elif hanım(40 yaşında) sizde yaşınıza göre genç gösteriyorsunuz.Acaba bunun sırrı ne...
ELİF:Sayın başkan benim yaşımdakiler emekli olup evlerinde oturuyorlar,Benim genç kalmamdaki en büyük etken umursamaz ve gamsız,kedersiz oluşumdur,Hiç bir şeye kafaya takmam,O yüzden ben psikolojik olarak yaşlılığı yendim.Benim önerim yaşlı kadınlara pskiyatri desteğiyle,psikolojik olarak onları yaşlı olmadıklarına inandırıp genç görünmelerini sağlayabiliriz,,,,
BAŞKAN:İlginç bir yöntem tıbbı kullanarak genç göstermek,bu taktiği bir kaç kişide denedikten sonra uygulayabiriz gibi geliyor,Tanem hanım(yaşı 30'dan fazla)en genç gösteren katılımcılardan biriside sizsiniz,Siz neye borçlusunuz...
GARSON:Efendim tatlıları getirdim.(servis eder ve gider)
TANEM:Aslında diğer 3 arkadaşımıda dinledim ama benim taktiğim diğer 3 arkadaşımdan daha iyi sayın başkan.Hemde zahmetsiz,yapacagınız işlem çok basit önce bir çocuk yapıp,herifin kucagına atacaksın,sonra kendini iş kadını moduna sokacaksın,ardından sürekli alışverişe çıkıp,gününü gün edeceksin,sonra biraz makyaj,biraz süs,sizi dışardan gören biri,Aaaa şu kadına bak ne kadar genç duruyor diye sizi göstercek,Ben bu taktikle genç görünüyorum sayın başkan,bende bu yöntemi öneriyorum bayanlara....
BAŞKAN:Arkadaşlar hepinizi dinledim ama siz sadece kendinizi kandırırsınız,vatandaş bu oyunlara gelmez,lütfen daha farklı önerilerle gelin bana,Toplantımız burda sona ermiştir.Bayramdan sonraki toplantımıza yeni öneriler bekliyorum sizlerden,yoksa işinize son veririm.Herkes işinin başına marş,marş...
-----THE END-
-------YANİ-------
-
1 Mayıs 2014 Perşembe
GÜNLERDEN YİNE EFKAR
Aylar,haftalar,günler,saatler akıp geçiyor,bugün zamanı
geriye alamıyorum,Hani derler ya,Allah kimseye çekemeyeceğinden fazla yük
vermezmiş diye,Allah bir dert verirse,dermanını da verir diye hep söylerler
ya,Neden?Yüküm fazla veya Neden?Derdi verdiğinde,dermanını vermek yerine,bu sonla
bitti,Neden?Neden?Neden?
Kimse anlamıyor aslında beni,ha anlayanlar var mı? var ama onlarda, o
acıyı yaşamış,o sıkıntılarla uğraşan insanlar, ne halde olduğumu,neler
çektiğimi başlarına geldiğinde beni anlıyorlar.İlla karşınızdakini anlamanız
için,sizinde mi bu tür sınav diye tabir ettiğiniz olayların başınıza gelmesi
lazım.
Bugün gazeteye Annem için taziye mesajı yayınlamışlar,aslında
sağolsunlar,düşünüp yayınlamışlar ama beğen tuşuna elim gitmedi,yayınlıyanlara
çok teşekkür ediyorum ama ben kabullenemediğimden hala, sadece teşekkür
etmekten,sağolsunlar demekten başka elimden bir şey gelmiyor…
Bugün ben ne haldemiyim,bugün ben gündüzleri tiyatro yapıp,ha ölümden
falan korktuğum yok,sadece beceremiyorum,aynanın karşısında saatlerce kendimle
konuşup o cesareti bir türlü bulamıyorum,Sadece hiç bir şey yokmuş gibi
davranıp,kafasının içinde düşüncelerin arasında boğulmuş biri olarak
dolaşıyorum,Kafamı dağıtmak için sayfa kurdum,onuda beceremedim
kapattım,yazılar,yazıp uğraş buluyum dedim,beni hiç olmadık kişiye,daha
doğrusu,benim açımdan,hiç olması imkansız,aklımdan o şekilde düşüncesi bile
geçmeyen,kişi veya kişilere aşık diye ilan ettiler…(O kişi veya kişiler sadece
benim için paha biçilmez bir şekilde,anlatamayacağım kadar değerliler )
Bazı insanlar vardı,bazı güvendiğim insanlar,her şeyi
yapabileceğim veya çoğu şeyden sakındığım kişiler vardı,yanlarında huzur
bulduğum,bugün mü,hepsi tekmeyi vurdu gitti,uzun süre önce,güvendiğim dağlara,kar
yağdı,çığ olup üstüme yıkıldı,bir tanesi bile gerçek anlamda düşündüğüm gibi
çıkmadı,konuşmayı özlüyor musun dersen,ne yalan söyleyeyim özlüyorum ama
yapılanlar aklıma geldikçe,zincir kırıldı bir kere,kaynak da yapsan,eski düzeni
olmaz.Benim canımı yaktılar,şimdi sadece dedikodu malzemesi olarak
kullanılıyorum,ne yapacağım bilmiyorum,ne
acımı,düzgün yaşaya bildim,daha doğrusu buna izin vermediler,üstüne sıkıntı
ekleyip durdular,anlayacağınızı sanmıyorum,sadece bir dakikalığına,benim yerime
geçin,ondan sonra oturup konuşalım,Annem şimdi burada olsaydı,bunların hiç biri
yaşanmazdı biliyorum,benim acımı,sıkıntılarımı yazsam da,konuşsam da biliyorum
anlamayacaksınız,gülüp geçeceksiniz,Çünkü düşenin dostu olmazmış ve gerçekten Ateşte düştüğü yeri yakıyormuş…29 Nisan 2014 Salı
ANNE BEN SUSUYORUM
Susuyorum,belki bende birazda hatırı olan insanlar için susuyorum.
Susuyorum,belki benim için değerli olan kişiye halen değer verdiğim
için susuyorum.
Susuyorum,daha önce söylediğim gibi,elini vicdanına koyup,benim
çektiğim sıkıntıları anlayıp,benim durumumu anlayıp,benim aslında,benim bu
şekilde,kötü biri olmadığımı anlayıp,beni anlayacağı güne kadar susuyorum...
-Annem beni affet,senin yanına her geldiğimde,sana anlatığım
insanlar,övdüğüm,sevdiğim,değer verdiğim,benim hayatımda gerçekten özel olan
insanlar,bugün dediğim gibi çıkmadı,yanılmışım be Annem,bende insanım be Annem
yanılabilirim.
*Sana beni affet demekten,başka elimden bir şey gelmiyor,bu kaçıncı
oldu bilemeyeceğim,ilkinde senin için bir şey yapamadım,ikincisi de senin oğlun
böyle değildi be Annem,o yüzden sana söz susuyorum Annem,ne kadar kalbimi
kırsalar da,ne kadar canımı acıtsalar da,ne kadar umursasam da,umursamıyormuş
gibi gözüküp sadece susacağım,sana söz,artık SU-SU-YO-RUM………..
-Ben bir anlık sinirle,yazdım ettim söyledim,belki haklıyım,kalbim
gerçekten kırıldı ama bunun bir önemi yok artık,ha kimseden,ne beni
affetmesini,ne bana acımasını,nede başka bir şey istiyorum,sadece kusura
bakmasınlar demekten başka bir şey gelmiyor elimden....
-Biliyorum şu an belki bana kızıyorsun Annem,saat sabahın beşi oldu
yat,sabah işe gideceksin biraz dinlen diyorsun ama şu yazıyı bitirip yatacam.
*Ben gerçekten o kadar kötü birimiyim diye düşünüyorum bazen,ben her
koşulda bile elimden geldiği kadar koştururken,bugün gördüğüm muamele,bugün
başkalarının sözleriyle,siline biliyorsam gerçekten yazık.Ben bu kadarını hak
etmiyordum.
-Aslında yazılacak söylenecek o kadar çok söz var ki,aklımla,dilim
farklı söylese de,kalbime söz geçiremediğimden,kalbim onları koruduğundan olsa
gerek,bu saatten sonra şunu söylüyorum,benim Annem,beni bu şekilde
yetiştirmedi,hayat bana bunu da yaşatıp öğretmiş oldu,üzülerek de
olsa,istemeden de olsa,artık son sözüm,ANNEEEE BEN SU-SU-YO-RUM….:-X :-X
27 Nisan 2014 Pazar
AĞRIMA GİDİYOR BE ANNEM
Bilmiyorum,inan ne yapacağımı,ne yapmam gerektiğini bilmiyorum,
Annem,sen gittin,hayatım iyice
mahvoldu,
Herkes neredeyse yüz çevirir
oldu,
Nasihat verenler çok oldu,
Gel,gör ki,ne kadar anlatsalar
da,yüreğime artık söz geçiremez oldum,
Kardeşim diyen insanlar,bugün
beni ezer oldu,
Ağıtlarımla alay edip,kendileri
akılları sıra haklı oldu,
Ağrıma gidiyor be ANNEM...
&&&&&&&&&&
Bugünlerde yapmamam gerekeni,
Bugünlerde söylememem gerekeni,
Bugünlerde o kadar çok şey oldu
ki,
Bana istemesem de,bunları
söyletip,yaptırır hale getirdiler.
Üzdüm,üzüldüm,yaşananlar benim,
Ağrıma gidiyor be ANNEM…
&&&&&&&&&&
Biliyorum sen olsan,bunların hiçbiri olmazdı,
Biliyorum sen olsan,bunları daha çabuk atlatırdım.
Biliyorum sen olsan,zaten
bunlarda olmazdı,
Ama sen yoksun,buda benim,
Ağrıma gidiyor be ANNEM…
&&&&&&&&&&
Senin oğlun böyle değildi be Annem,
Dedikleri gibi belki de
kızıyorsun be Annem,
İçim acıyor,kabullenemiyorum be Annem,
Bunu da anlatamıyorum,
Bunu da anlamıyorlar ya,bu da
benim,
Ağrıma gidiyor be ANNEM...
&&&&&&&&&&
Başkaları gibi olmayı denedim,
Onlar kötülük yapıp adları iyi
oluyorsa,
Onlar kıymetli oluyorsa,bende
olurum dedim,
Elime yüzüme bulaştırdım,onlar
gibi olamadım,
İyi oldum,kaybettim,kötü oldum yine kaybettim,
Ben ne yapsam hep kaybettim,buda
benim.
Ağrıma gidiyor be ANNEM…
&&&&&&&&&&
Hayat bana kaybetmeyi öğretiyor,bu aralar Annem,
Hayat benden sevdiklerimi hep
alıyor Annem,
Hayat kime güvensem,onu benden
alıyor Annem,
Hayat kime iyi dediysem,kime
değer verdiysem.
Hepsini ama hepsini alıyor,buda
benim.
Ağrıma gidiyor be ANNEM…
&&&&&&&&&&
O kadar çok şey ağrıma gidiyor ki,
Ama yinede sen oralarda üzülme
be Annem,
Bana çok güvendiğim insanlar
inanmadı,
Bana çok değer verdiğim insanlarda sırt çevirdi ki,
Ben hiç birine üzülmüyorum,
Niye mi bunları yazarken
ağlıyorum.
İnanmayacaksın ama gözüme toz kaçtı,bu bile benim,
Ağrıma gidiyor be ANNEM…
Ağrıma gidiyor be ANNEM…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

























